"ingilizler aflarını talep edenlere versinler mösyö,affı zalimler değil, mazlumlar verir. Çanakkale'de dövüşürken ne asi ne esirdik. Namuslu bir millet gibi dövüştük, öldük, öldürdük. Ne zamandan beri ve hangi milletle harp edilir de mağlup olduğu zaman ona katil denilir?"
Íngiliz kanıyla Türk kanı bir mi madam?"
"Mikroskop altında ingiliz kanını görmedim.
Rengi bizimki kadar kırmızı mı yoksa mavi mi, bilmiyorum. Fakat Türk kanı ateş gibi sıcak ve kırmızıdır."
Bu topraklar üstünde ne zaman yas, ne zaman bayram olsa onun mihrabinda bu topraklar için parçalanan vücutlarının toplanmasının en tabii bir şey olduğunu bütün istanbul'la beraber onlar da anlamışlardı.
"Cemal! ihsan! Bak benim de iki bacağım koptu, kafam parçalandı. Bana karşı muhabbetinizde aşağı eğilen bir şey vardi. Niçin bunlari görmeden öldünüz? Ben de bu ezeli şeyler için,bayrak için, namus için parçalandım!"