Biz o kadar uzak olduğunu zannederken, geçmişin bu kadar yakında olması ne tuhaf. Bir cümleden fırlayıp sizi çağırıvermesi tuhaf. Her bir nesne ve sözcüğün, içinde bir hayalet barındırabilmesi tuhaf.
Geçmiş apayrı bir yer değildir. Bir sürü, bir sürü yerdir ve bu yerler şimdide belirivermeye her an hazırdır.
"Keşke zamanı durdurmanın bir yolunu bulabilseydik," dedi kocası. "Üstünde çalışmamız gereken şey bu. Hani bir mutluluk anı gelip geçerken, ağımızı üstüne atıp bir kelebek gibi yakalayabilsek, o an sonsuza kadar bizimle kalsa:
Bir kişi değilim. Tek bedene toplanmış bir kalabalığım.
Nefret ettiğim ve taptığım insanlara dönüştüm. Heyecanlı da oldum sıkıcı da; mutlu da oldum fazlasıyla hüzünlü de.