Gayet iyi kalpli ve son derece heyecanlı biriydi. Elli yaşında olduğu halde, kız kalmış bütün kadınlar gibi çelişki doluydu: Mayhoşlaşmış bir masumiyet içinde tohuma kaçmış gibi görünüyorsa da; kalbinde, iç äleminde, çok genç ve gayet coşkun bazı duyguları muhafaza ettiği anlaşılıyordu. Çok eskimiş bir hayli dinlenmiş sert bir içki gibi, coşkun bir sevgiyle, erkeklere hiçbir zaman göstermediği şehvetli bir aşkla, doğayı ve hayvanları seviyordu.
benzerine rastlanması asla mümkün olmayan o ses, hiçbir şey söylemeyecek, konuşmayacaktır.Onun yüzüne benzer hiçbir yüz bir daha doğmayacaktır. Asla! Asla! O vücut ve o yüz, bir daha dünya üzerinde görünmeyecektir. Binlerce, milyonlarca, milyarlarca kadın doğacaktır; ama bütün doğacak kadınların arasında o bulunmayacaktır; hiçbir zaman bulunmayacaktır. Ama bu nasıl olur? İşte, insan bunu düşünürken deliriyor.