1000Kitap Logosu
Filiz
Filiz
Filiz
TAKİP ET
Filiz
@_sprout_
Yıldız Teknik Üniversitesi
İstanbul, 4 Temmuz
2136 okur puanı
03 Ara 2018 tarihinde katıldı.
475
Kitap
173
İnceleme
3.278
Alıntı
177
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Filiz
Tuhaf Bir Kadın'ı inceledi.
188 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
Tuhaf Bir Kadın, Leyla Erbil’in ilk basımı 1971'de yapılmış olan romanı. Bir kadının anne, baba, çevre ve eşi ile yaşadıklarını genç kızlıktan kadınlığa ve evliliğe doğru akan hayatını anlatan roman “ Kız, Baba, Ana ve Kadın” başlıkları ile dört bölümden oluşuyor. Her bölümde anlatıcı ve üslubun değişik olması  roman ilk yayınlandığında dört uzun hikâyeden oluşan bir eser zannedilmesine neden olmuş. Ancak Leyla Erbil’in kendine has bir romanı olduğu daha sonra idrak edilebilmiş. Tuhaf Bir Kadın'nın ana karakteri Nermin ile Leyla Erbil’in biyografisi arasında birçok benzerliğin bulunması, Nermin ile Leyla Erbil karakterinin düşünce tavır, yaş, siyasi görüş, hayat tarzı  ve aile yapılarının pek çok benzer yanlar taşıması, romanın büyük ölçüde Leyla Erbil biyografisi haline de getiriyor demek yanlış olmaz. Nermin, on dokuz yaşında ve edebiyat bölümü öğrencisidir. Kendi çevresine göre marjinal sayılabilecek düşünceler taşımakta sol görüşlü kimseler ile oturup kalkmaktadır. Ailenin hayata bakışı ve inançlarına zıt bir tavır sergilemesi hem annesi hem de babası tarafından hoş karşılanmaz. İlk bölüm olan Kız'da Nermin'in gençlik dönemlerine tanıklık ederiz. İkinci bölüm Baba'da ise Nermin evlenmiştir. Babası yaşlanmış, ölüm döşeğindedir. Bu bölümde anlatıcı babadır ve dil ve üslup açısından Karadenizli bir gemici ağzından anlatılır. Baba Atatürkçü ve insancıl bir adamdır. Millî mücadele yıllarında çok zorluk çekmiş, ailesi için çok uğraşlar vermiştir.  Kızının bir sosyalist olmasına çok içerlemekte onun atesit olmasına da ayrı bir üzüntü duymaktadır. Tüm bunlara rağmen baba kız arasında güzel bir ilişki, derin bir sevgi vardır. Baba ölüm döşeğindeyken bile Mustafa Suphi'yi kim öldürdü soruna cevap aramaktadır. Üçüncü bölüm olan Ana bölümünde ise Nermin'in iç hesaplaşmalarına tanıklık ederiz. Bu bölümde sol görüş ve halk arasındaki ilişki irdelenir. Dördüncü bölüm olan Kadın'da Nermin kendi çevresinden çıkıp Taşlıtarla'ya gelir düzeyi daha düşük insanların yaşadıkları bir çevreye yerleşir ve kendi dünya görüşü doğrultusunda o insanlarla bir arada yaşamayı deneyimler. Ancak "halkından" istediği karşılığı alamaz. Yazar bu bölümde sol kesimin halka inmesi yöntemlerine oldukça cesur eleştiriler getirmektedir. Tuhaf Bir Kadın her yönüyle değişik bir roman. İnandığı sosyalizm ile ailesi ve geleneksel yaşamı arasında sıkışmış bir kadın olan Nermin'in romanı. Ben keyif alarak okudum. Leyla Erbil mutlaka okunması gereken bir yazar. Değişik stiliyle Tuhaf Bir Kadın iyi bir başlangıç olabilir. Keyifle okuyun...  
Tuhaf Bir Kadın
7.4/10
· 721 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
34
Filiz
Bir Son Duygusu'yu inceledi.
160 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
Çok zekice kurgulanmış harika bir kitaptın Bir Son Duygusu. Bende bıraktığın son duygu bu oldu haa bir de bunca zaman seni kitaplıkta bekletmenin pişmanlığı. Julian Barnes'a 2011 yılında Man Booker Ödülünü kazandıran kitap benim yazardan okuduğum ikinci kitap oldu. İlk okuduğum Flaubert'in Papağanı'ndan daha çok sevdiğimi hemen söylemeliyim. Kitap emekli bir tarihçi olan Tony Webster'ın küçük yaşlardan itibaren hayatından kesitleri okuduğumuz bir kurgu üzerine kurulmuş. Tony evlenip boşanmış, bir kızı olan artık hayatının ikinci baharında kendi halinde bir adam olarak yaşayıp giderken, bir gün bir avukattan gelen e-posta ile birden kırk yıl öncesine döner. Kırk yıl önceki kız arkadaşı Veronica'nın annesi vefat etmiştir ve vasiyetinde Tony'ye verilmek üzere bir günlük ve 500 sterlin bırakmıştır. 60'lı yaşlarınıza geldiğinizi ve kırk yıl önceki sevgilinizin annesinin vasiyetinde yer aldığınızı bir düşünsenize? Bu bile kitabı okumak için yeterli bir sebep bence.:)) Tony'yi geçmişe götüren bu vasiyet kırk yıl sonra onu eski sevgilisi Veronica ile de tekrar bir araya getirir. Tony'nin hayatı boyunca en çok duyduğu, bizimde kitap boyunca en çok okuduğumuz söz: "Anlamıyorsun işte, öyle değil mi? Ama zaten hiçbir zaman anlamadın?" dır. Bu sözü daha çok Tony'ye hayatındaki kadınlar söyler. Tony gerçekten bazı şeyleri anlamıyor muydu yoksa işine mi öyle geliyordu bunu biraz da okuyucuya bırakıyor yazar. Kitabın beni en çok etkileyen kısmı ise sonu oldu ne yalan söyleyeyim. Son sayfaları okurken kendimden gelen "Aaa, aaa, aaaa" sesleriyle bitirdim kitabı. Bu son için bile okunacak bir kitap Bir Son Duygusu. "sonunda anımsadığınız şeyler tanık olduklarımızla aynı olmuyor " diyor yazar. Bence kitabın en can alıcı cümlesiydi bu. Bir Son Duygusu düşündüren, zamanla bizi karşı karşıya getiren, belki biraz da insanı kendisi ile yüzleştiren bir roman. Ben çok severek okudum. Kesinlikle tavsiye ederim, özellikle İngiliz edebiyatı sevenlere. Keyifle okunsun...
Bir Son Duygusu
8.0/10
· 431 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
39
Filiz
Şiirli Yastık'ı inceledi.
178 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
Şiirli Yastık tam anlamıyla bir Sunay Akın klasiği, her yaştan okuyucuya hitap eden, zaman zaman gülümseten, zaman zaman hüzünlendiren, keyifle ve merakla okunan bir kitap. Yazarın araştırmacı ve çocuksu ruhu bu kitapta da tüm coşkusuyla sarıp sarmalıyor okuyucusunu. Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a gidişi ve Anadolu'daki milli mücadeleyi başlatması ile başlıyor kitap, ardından pek çok isim birbirinden güzel hikayeleri ile buluşuyor okuyanlarla. Nazım'dan Orhan Veli'ye, Deniz Gezmiş'ten Özkan Sümer'e, Karl Marx'tan Cemil Topuzlu'ya, Aşık Veysel'den Neptün Soyer'e pek çok tanıdık isim kendi hikayeleriyle çıkıyor karşımıza. Kitap Şiirli Yastık adını üzerine şiir dizilerinin işlendiği bir yastıktan alır. Bu yastıkta işli dizeler şöyledir: "Dünyanın makamıyla gururlanıp incitme insanı Zamanın Süleyman'ı olsan bırakırsın sarayı. " Bu dizelerin yazılı olduğu yastığa baş koyan kim midir? Sivas Kongresi için geldiği kentte Sivas Sultanisi'nin ikinci katında kendisine ayrılan odada kalan ve milli mücadele ateşini yakan Mustafa Kemal Atatürk'tür. Sunay Akın benim severek takip ettiğim ve okuduğum bir yazar. Şiirli Yastık'ı da diğer kitapları gibi çok keyif alarak okudum. Başlarken dediğim gibi her yaş grubuna hitap eden keyifli bir kitap. Bence herkes okumalı
Şiirli Yastık
8.6/10
· 114 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
44
Filiz
Kadınlar Ormanı'ı inceledi.
208 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
Kadınlar Ormanı için Meksika kırsalında kadınların ve kız çocuklarının verdiği bir yaşam mücadelesinin romanı demek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Erkeklerin Acapulco veya Amerika'ya çalışmaya diye gidip bir daha geri dönmedikleri, kadınların kız çocuklarıyla geride kaldığı, coğrafi koşulların zorluğunu yanında hayatta kalmanın da zor olduğu bir yer Guerrero. Bu kırsalda doğup büyüyüyen Ladydi, Maria ve Paula adlı kız çocuklarının etrafında dönen hikayeler, onların nazarında Meksika kırsalında yaşayan kadınların nasıl bir yaşam mücadelesi verdiğini son derece etkili bir biçimde anlatıyor. “Artık seni çirkinleştirmenin zamanı geldi, dedi annem ıslık çalarak. Dudakları yüzüme o kadar yakındı ki, ıslığının serpintisini boynumda hissettim. Bira kokuyordu. Kömür parçasını yüzümde gezdirirken aynada onu hissettim. Ne berbat bir hayat, diye fısıldadı.” diye başlıyor kitap. Okul çağına gelmiş her kız çocuğunu dikkatlerden uzaklaştırmak için çirkinleştirmek Meksikalı yoksul kadınların ilk yaptığı iştir Guerrero'da. Sebep ise kız çocuklarının uyuşturucu kartelleri tarafından fark edilmemelerini sağlamak… Saçlarını kesmek, dişlerini boyamak ve tıpkı bir erkek çocuğu gibi giydirmek, bunların yetmediği yerde koruma çukurları kazıp, tehlike anında çocukları o çukura atmak, ne olursa olsun canı pahasına çocuklarını koruyan kadınların işi. Kadınlar kız çocuklarını çirkinleştiriyorlar, çünkü uyuşturucu kartelleri tarafından kaçırılan kızlar “yağmur fırtınasında su yolunda akıp giden yapraklardan biri” oluyor sadece. Ve bu kaderden kızlarını korumak için ellerinden geleni yapıyor kadınlar; büyük bir yoksulluk, gündelik şiddet ve acımasızlığın sertleştirdiği yaşam içinde. Kitabın yazarı Jennifer Clement Meksikalı bir şair. Biz de Kadınlar Ormanı diye çevrilen kitabın orijinal adı "Çalınan Kadınlar İçin Dua Et". 10 yılı aşkın süren araştırmalar sonucunda yazılmış olan kitap, o coğrafyada yaşayan ve hapishanelerde yatan kadınlarla yapılan söyleşilerden oluşturulan kurgusal bir roman. Kitap dili ve anlatımı açısından oldukça akıcı. Zaman zaman kullanılan bilinç akışı yöntemi bazen zorlayıcı olsa da keyifle okunan bir kitap. Benim kitapta en sevdiğim karakter Ladydi'nin annesi oldu ne yalan söyleyeyim. Onun hem mücadeleci, hem de agresif ve atarlı halleri çok hoşuma gitti. Kadınlar Ormanı hem mücadelenin hem de çirkinlikler içinde yeşeren umudun romanı. Kadın olmak nerede olursanız olun zor. Bazı coğrafyalarda ise ekstra zor. Ben kitabı keyifle okudum, okunmasını da tavsiye ederim. "Eğer kimseye bir şey söylemezsen o şey hiç olmamış sayılırdı." Keyifle okunsun...
Kadınlar Ormanı
7.8/10
· 465 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
35
Filiz
Küçük Çiçek'i inceledi.
96 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
Küçük Çiçek bir solukta başladı ve bitti. Latin Edebiyatı seviyorsanız, azıcık gerilime de meraklıysınız Arjantin'li yazar Iosi Havilio'nun Türkçe'ye çevrilen ilk kitabı olan Küçük Çiçek tam size göre. Kitabın baş karakterleri evli bir çift olan Jose ve Laura, bir de onların küçük kızları Antonia. Her şey yolunda gibi giderken Jose'nin işini kaybetmesi, Laura'nın tekrar eski işine dönmek zorunda kalması, evdeki rollerin bir anda değişmesi, yan eve taşınan yeni komşu normal akışında giden hayatı bir anda tepetaklak ediyor. Ve bu yetmezmiş gibi bir de her hafta düzenli işlenen bir cinayetler serisi başlıyor. Düşünün her hafta aynı gün aynı adamı değişik şekillerde öldürüyorsunuz ve birkaç gün sonra kanlı canlı karşınıza dikiliyor. Küçük Çiçek değişik konusu, değişik insan ve ruh halleri ile içinde aşkı, ölümü, hayatı, depresyonu, edebiyatı bulunduran okurken sürekli ne olacak şimdi hissiyle okuduğunuz tek paragraf halinde yazılmış 96 sayfalık bir kitap. Kitabın tek paragraf halinde olması her ne kadar beni ilk başta biraz sıktıysa da kitabın heyecanına uygun bir yazım şekli olduğuna sonrasında ben de ikna olmadım değil. Yazarın Rus edebiyatından özellikle de Tolstoy'dan ve onun Diriliş adlı eserinden etkilendiği kitapta çok açıkça görülüyor. Yine kitabın sonunda yer alan yazarla yapılmış bir söyleşi de kitabı bitirdikten sonra açıkcası sindirmenize :)) yardımcı oluyor. Bu yıl okuduğum yeni Latin ve İspanyol yazarlar için tek söyleyebileceğim şey hepsinin hayal gücünü zorlayan, sarsıcı, son sayfasına kadar merak uyandıran ve tekinsizlik halini muhteşem bir şekilde hissettiren kitaplar olduğu. Küçük Çiçek'e onların arasındaki yerini aldı hemen. Bu arada kitap adını ve çıkış noktasını Sidney Bechet'in 1950'lerin ünlü caz klasiği olan şarkısı Petit Fleur'dan almış. Bu muhteşem caz parçasının linkide burada dinlemek isteyenler için bulunsun. youtu.be/w65HE7yarRk Sizde gerilim ve edebiyatta tekinsizlik halini seviyorsanız, değişik bir kurguda kaybolmak ve hayal gücünüzün sınırlarını zorlamak niyetindeyseniz Küçük Çiçek tam size göre. Keyifle okuyun...
Küçük Çiçek
7.8/10
· 150 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
34
Filiz
Hoca, Baba, Amca, Ben'i inceledi.
160 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
Hoca Baba Amca Ben harika bir öykü kitabı. Murat Uyurkulak okumadıysanız mutlaka okuyun hatta bu kitapla başlayın okumaya. Bakmayın siz onun için kastırık bir herif, fazla hava basıyor diyenlere :)) Murat Uyurkulak'ın 2021'de daha önce (2017-2019) yazmış olduğu öykülerinden derlenen bir kitap Hoca Baba Amca Ben. Kitabın ilk bölümünde yer alan karakterlerin üçü emekli öğretmen, "Ben" karakteri ise hem oğul hem yeğen hem öğrenci aynı zamanda öykülerinde anlatıcısı. Öykülerin hepsi bol anason kokulu sofralarda, biranın su niyetine içildiği ortamlarda geçiyor. Hayatlarında birbirlerinden başka tutunacak dalları olmayan, muhalif ve entellektüel kimlikleri ile hâlâ bu memlekete , dünyaya ve insanlara söyleyecek sözleri olan karakterlerin maceraları var öykülerde. Hepsi görünüşte güldüren eğlendiren ama bir o kadar da gerçeklerle karşı karşıya bırakan öyküler. İkinci bölüm "Tuhaf Şahıslar Albümü"ndeyse yazarın hayatına dokunmuş, kimilerini bizlerinde tanıdığı insanlarla yaşanan anekdotlar ve ve anılar var. Yazar bunları da çok güzel öyküleştirmiş. Son bölüm olan "Ve Diğerleri"nde yer alan iki öyküyle de kitap bitiyor. Ben çok keyif alarak okudum kitabı. Hele Hoca, Baba, Amca Ben öykülerinin çoğunda sesli güldüm. Güzel keyifli bir kitap okuduğumda herkes okusun keyif alsın duygusu sarıyor beni. Sizler de okuyun bu kitabı, bolca gülümseyin, azıcık da hüzünlenin okurken. Hayatın içinden öykülerle buluşun, Murat Uyurkulak'ı hâlâ tanımadıyğınız tanıyın bu kitapla, sonra zaten arkası gelir. Keyifle okunsun.
Hoca, Baba, Amca, Ben
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
55
Filiz
Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne'yi inceledi.
116 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
Bu yıl okuduğum 100. kitaptı Yaşar Kemal'in Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne adlı kitabı. Yaşar Kemal Türk edebiyatının büyük ustası. Bu kitap yazarın 1962 ile 1993 yılları arasında yazdığı 18 yazıdan oluşuyor. Bu yazılarda neler mi var? Bu memleketin bir türlü çare bulunamayan meseleleri var. Öyle ki yazıları okurken sanki bir gün önce yazılmış hissine kapılıyorsunuz. 1962'de bu ülkede mesele olan şeyler hâlâ güncelliğini koruyor. Üzerinden 60 yıl geçmiş biz niyeyse bir arpa boyu yol katedememişiz. Bu okurken insanı hem hayrete düşürüyor hem de üzüyor. İşin tabii bir de ümitsizliğe kapılma kısmı var. Bundan 60 yıl öncede doğa katlediliyormuş, yobazlar o zamanda yobaz, halkı sömürenler o zaman da varmış. Eğitim taa o zamandan içinden çıkılmaz bir hal almış, özgürlükler derseniz her daim sorun olmuş canım ülkemde. Büyük üstatda yazmış bunların üzerine eleştirilerini. Ama en çok Köy Enstitülerinin kapatılması yakmış onunda içini. Ama yine de şöyle sesleniyor o günlerden bize: " Ben diyorum ki, korkulmasın, dünyanın hiçbir yerinde, durum ne kadar umutsuz olursa olsun, ilericiler öyle uzun zaman gericilere yenik kalmazlar. Mustafa Kemal ortaya çıktığı zaman, durum umutsuzun umutsuzuydu, yenildi mi? İnsan, umutlu olsun diye bundan sağlam, bundan güzel örnek mi olur?" Evet umutsuzluğa düşmenin gereği yok. Ne diyorlar "gecenin en karanlık anı şafağa en yakın andır" Büyük ustanın bu seçilmiş yazılarını mutlaka okumanızı öneririm. Bu günlere bir de o günlerden bakın bakalım. Keyifle okuyun.
Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne
OKUYACAKLARIMA EKLE
29