...özellikle de insanoğlunun ruhunun karanlık yönlerinin hiç yok olmadığını gördüğümüz bugünlerde. Hani derler ya, yaşamak ve görmek gerek, bu zamana bağlı bir sorundur ve bazı şeyleri görmek nasip olmazsa eğer, bu sadece yeterince yaşamadığımızdan olacaktır.
O eski dönemlerde dürüstlük tüm toplumsal sınıfların sahip çıktığı bir övünç vesilesiydi. Her şeye karşın, sahte intiharlara ve sınırlarda dönen kirli dolaplara karşın, bahse konu o ruh, ülkede halen su yüzünde kalabilmişti, tabii burada bahsedilen okyanusun suları değildi, zira okyanus suları uzak ülkeleri sulardı, burada anlatılan daha ziyade göllerin, nehirlerin, derelerin, durgun yatakların, yağmur sonrası birikintilerin, gökyüzünün yansımasının en güzel göründüğü kuyuların dibindeki parıltılı suların ve şaşırtıcı bir şekilde yapay bir sakinliğe sahip akvaryumun sularıydı.
Tabii dünyada her şey gülüp eğlenmekten ibaret değildir, kahkahalarla gülenlerin yanında her dem gözyaşı dökenler de bulunacaktır, hem de bu anlatacağımız olayda olduğu gibi bazen gülenlerle ağlayanların nedenleri ortak olabilir hayatta.