"Bu kadar aşıksın Mevlâ'ya, şükürler olsun bu aşkı yaşayıp yaşatana! Peki, bana ne kadar âşıksın?"
"Sen benim Yaradan'dan ötürü yaratılanı sevişim, bir adım gelene on adım gidişim ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin. Sen benim bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim, azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin ve kapanmayan avuç içimsin."
Hoşlanmadığına tahammül sabır değildir. Sabır, sevdiğine kavuşamayacağını bilsen de kavuşacakmışçasına gayret etmendir. Bırak, sabır sana sabretsin ki acıyı bal eyleyesin.
İlk mektubu ben yazdım:
"Benim Gül'üme...
Zaman geçer... İnsan geçer... Dünyada her şey geçer; zaman öyle bir zaman olur ki sevda da zamana ayak uyduramaz. Gönül sevdada geçer, gönle yâr geçer. Çok değil, sadece birazcık mevsim geçer, sıcak gelir, kış gelir; bahar geçer... Taşın yerinde ağır olduğunu, ateşin ancak düştüğü yeri yaktığını yeni öğrendim. Aşk da ateş mi demektir, hani her gönlü -düştüğü- gönlü yakar ya... Mevsimlerden gözyaşı değil henüz, mevsim aşk mevsimi. Ey sevdamın Gül Hatun'u, beşinci mevsimim sensin, sen sadece sen değilsin, bensin; bendensin, benimsin.