Dünyada yaşayanlar için, pencerelerden içeriye gün ışığı sızıyordu, ama bu ışığın parıltısı ve sıcaklığı algılayamayacağı kadar uzaktı ona. Onu çevreleyen hava hâlâ soğuk ve karanlıktı. Acı kaynağı, etini yakan ateşte değil, işte bu sonsuz yabancılaşmaydı.
Kefen ve gelinlik. Birbirinin aynı olan iki giysi. Dinle bak! Ölürken yaşamak; yaşarken ölmek;
savaşırken teslim olmak ve teslim olurken savaşmak zorunda kalıyorsun değil mi? Benim yolumda, bütün karşıtlıklar aynı anda verilir ve karşı hedefler için aynı araçlar kullanılır.
İnsanlar karşı ateşler yakarlar, bir yangını söndürmek için bir başka yangın çıkarırlar.