Yürüyorum...her adımımda karın ezilme sesindeki naiflikle. Yürüyüşüm, hayatın içinde mi yoksa zihnimdeki düşünceler karmaşasında mı tam olarak bilemiyorum. Düşünceler farklı bir evren azizim. Yolları farklı mesela bazen güllük gülistanlık bazen de en hiddetli savaş meydanı. Ancak en güzel yanı ne biliyor musun? Her şeyi sen kurguluyorsun her şey senin kafeslerinle ölçülüyor. Yolu güzelleştiren de senin düşüncen harabeye çeviren de.
Sahi ne çok kafeslerimiz var hayatta; korkularımız, endişelerimiz, kendimizle sürüklediğimiz geçmiş pişmanlıklarımız, gelecek endişemiz, çevremiz, putlaşmış düşünce kalıplarımız...Hayali kafeslere hapsediyoruz kendimizi. Ne çıkmak istiyoruz oradan ne de yakınmaktan vazgeçiyoruz. Onlardan sıyrılmak bir kuş için uçmak kadar kolay fakat aynı zamanda meşakkatli bir yolculuk. Kitaplarla yolunu ördüğüm ve her adımımda yeni dünyalar keşfettiğim uzun bir yolculuk.
Bir anda kargaların haykırışa benzer ötüşü beni düşünceler evreninden sıyırıyor. Hafif bir tebessüm beliriyor yüzümde. Yürüyüş sadece kar üstünde, eşsiz bir manzara kenarında yapılmaz azizim, bazen düşüncelerinin yokuşunda yürümeli insan.