Radva Aşur, eserinde bir toplumun dil, kimlik ve hafızasının nasıl yok edildiğini anlatıyor. Bir toplum, bir gecede okuma yazma bilmeyen, konuşamayan ve kıymetsiz bir topluluğa dönüştürülüyor. Bu süreçte dışsal baskılar neticesinde dillerini terk etmek zorunda kalıyorlar. Kültür ve inançlarını yaşayamadıkları için ikili bir kimlikle yaşamaya mecbur bırakılıyorlar. Bunun neticesinde kimlikleri parçalanıyor ve bu şekilde yaşamak durumunda kalıyorlar. Her yeni nesilde, tabiri caizse, medeniyetin bir taşı yerinden sökülüyor. Hafıza ile geçmişlerini, dillerini ve kimliklerini canlı tutmaya çalışsalar da birkaç nesil sonra tamamen asimile oluyorlar. Anlıyoruz ki, bir toplum dil, kimlik ve hafızası ile ayakta kalır, bunlardan yoksun bırakıldıkça da asimile olur.