Zeynep

Tarih bizlere, Haçlı savaşları sırasında bu kutsal şehrin, haçlı işgalinden nasıl zarar gördüğünü açıkça göstermektedir. Haçılar, Mescid-i Aksa'da 60.000 Müslüman'ı hunharca katlettiler. Şehir muzaffer komutan Selahaddin Eyyübi nin (rahmetullahi aleyh) 1187'de Haçlılara galip geldiği meşhur Hıttin Savaşıyla özgürlüğüne kavuşuncaya dek doksan yıl Haçlı işgalinde kalmıştır. Selahaddin Eyyübi, kazandığı bu zaferle daha önce iki büyük komutan İmâdüddin Zengi ve oğlu Nureddin Mahmud eş-Şehid'in başlattığı mücadeleyi tamamlanmış oldu. Filistin'deki Yahudi varlığı bu gelişmelerin gölgesinde kalmış ve hiçbir tepkiyle karşılaşmadan normal seyrinde devam etmiştir. Hatta Müslümanlar İslâm devletinde gayri müslimlere (zimmilere) davrandıkları gibi onlara da iyi, adaletli ve hoşgörülü davranmışlardır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Söz konusu İslâm toprağı, Müslümanların ilk kablesi ve üçüncü kutsal mescidi ise özgürlüğüne kavuşturmak için yürütülen cihad. Allah katında en şerefli, en büyük ve en yüce cihattır. Bu toprakları işgal edenler, nasıl birtakım dini gerekçe ve vaatlerle bize karşı savaşıyorlarsa, bize düşen misliyle onlara karşılık vermemizdir. Onlar Tevrat'a dayanarak bizimle savaşmaları halinde biz de Kur'an'a dayanıp onlarla savaşmalıyız. Onların referansı Talmut ise bizim de referansımız Buhari ve Müslim olacaktır. Onlar, "Bizim kutsal günümüz Cumartesi'dir" diyecek olurlarsa onlara, "Bizim de kutsal günümüz Cuma'dır" diyeceğiz. Onlar için önemli olan "Heykel" ise bizim için önemli olan "Aksa"dır. Şayet onlar, Yahudilik bayrağı altında birleşip bize karşı savaşırlarsa bizim de İslâm sancağı altında birleşip onlara karşı savaşacağımız muhakkaktır. Onlar, ordularına Musa ismini verecek olurlarsa biz de o vakit ordularımıza Musa, İsa ve Muhammed Allah'ın salāt ve selamı üzerilerine olsun isimlerini vereceğiz. Zira bizler Hz. Musa'ya (aleyhisselam) onlardan daha layık ve onda daha hak sahibiyiz.
Yüce Allah'ın yarattıkları üzerindeki adalet ve hikmeti, mutlak olarak kullarını hegemonya altına alacak ve ona zulmedecek bir güce izin vermemesidir.
Sünnetullah gereği güçlü, sonsuza dek güçlü kalmayacağı gibi, zayıf da sonsuza dek zayıf kalmayacaktır.
Bu ümmet zayıf düştüğü, yer yer bölünmeler yaşadığı ve hükümdarlarının, gaflet içinde olduğu bir dönemde batıdan Haçlı Savaşları, doğudan Tatar saldırılarına mâruz kalmıştır. Müslümanlar ilk önce bir bir kalelerinin düşüşüne şahit oldular. Sonra işgalciler, halkı istedikleri gibi yönetmeye başladılar. Kendileri için küçük devletler ve emirlikler kurdular. Mescid-i Aksa, tam doksan yıl Haçlıların elinde esir kaldı. Sonra Allah, aslen Arap olmayan fakat Arap kültürünü İslâm'la tanıyan bazı kimseleri ortaya çıkardı. Bir Türk olan İmadüddin Zengi ve oğlu Nureddin Mahmud, bir Kürt olan Selahaddin el-Eyyübi, Memluk Sultanlarından Seyfüddin Kutuz ve Zahir Baybars bunlardandı. Sonunda Haçlılar, büyük bir hayal kırıklığı içinde çekip gittiler. Tatarlar ise bölükler hâlinde Allah'ın dinine girdiler.