Adeta hayata karışan insanlar bir selin önünde sürüklenen insanlar gibi ister istemez bir yöne doğru akmaktadırlar. Ta ölüm gelinceye kadar da bu akıntıdan kurtulmak, dolayısıyla ölümden önce bir muhasebe yapma imkânı çoğu insan için mümkün olmuyor. İtikâf bu açıdan çok büyük bir imkândır. Yılın belli bazı günlerinde dünya ile tüm irtibatı kesip sadece Allah'a yönelmek, ibadet etmek, dua etmek ve geçmiş ile gelecek hakkında muhasebelerde bulunup ölüme hazırlık yapmak bu sayede mümkün olur.
(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz,' ; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılâba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar." (Nur:36-37)
ben bir sudan ibaretim bir katreden bidayetim ilelebet sanma beni ezel içre nihayetim
belki etten abideyim lazım değil nafileyim tek başıma sanma beni mahşeri bir kafileyim
sıla değil gurbetteyim öz yurdumdan uzletteyim vahalarda sanma beni çöle müptela haldeyim
sen uyurken niyazdayım naz içinde bir hazdayım yaz içinde sanma beni kan donduran ayazdayım
artık yorgun ahesteyim son demde son nefesteyim zikre değmez sanma beni her izahtan varesteyim
"Allah'a yemin olsun ki, senin vesilenle bir kimsenin hidayete erdirilmesi senin için kızıl tüylü develerden daha hayırlıdır."
Buharî, Cihad ve Siyer, 103