Fakat sen de yani öyle tuhafsın ki, senden iki gıdım isteseler, kendini mutlulukla verecek, hiç sızlanmadan ufalıp dağılacaksın. Çünkü sen kendine hep kendinin en azını bıraktın.
Ne çok kitap okur, okudukça ne çok hayal kurardın. Dünyada ne çok renk vardı o zamanlar. Gerçi şimdi de dünya rengârenk ama yine de o zaman dünyada şimdi olmayan bambaşka renkler varmış gibi geliyor bana.
Hani o zamanlar senin gözlerin heyecandan hep parlardı ya, hani annen dışarı çıkmana izin vermediği zaman camın önünde oturur, dışarıda akan hayatı umutla, merakla, heyecanla, içinden seni göndermediği için annene çok kızarak, kızdıkça dudaklarını kemirerek seyrederdin, sonra da hayallere dalıp giderdin ya, işte şimdi yine camdan bakmayı çok seviyorum.