Lastromance

Lastromance
Ben kaybetmekten korktuğum herşeyi özgür bıraktım !
Kamu
Lisans
Ankara
Kuzey, 6 Mart 1979
308 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
İnsanın doğayla ve toplumla ilişkisi, doğal gerçekliğe ve kültürel gerçekliğe bakışı, algılayış tarzı değiştikçe, sanat anlayışları ve sanat eserlerini değerlendirme biçimleri (ölçütleri) de değişmektedir. İnsanın içinde yaşadığı doğal ve kültürel gerçeklik ile sanat arasında bir etkileşim söz konusudur. Herhangi bir sanat anlayışını ve eserini anlayabilmek ve değerlendirebilmek için, insan tininin tarihsel nesnelleşmelerine bakmak durumundayız. Sanatçının yaşadığı çağın tiniyle etkileşimi, sanatın varlık nedenlerinden biridir.
Reklam
Sanatın neliği/mahiyeti konusunda, felsefe tarihinde farklı anlayışlar ve yorumlar olduğu açıktır. Bu farklı anlayışların değerlendirilip karşılaştırılması konusunda da hermeneutik bir yaklaşımla yola çıkılabilir. Sanatı bir taklit, oyun ya da yaratım olarak anlayan bazı görüşleri incelemek ve karşılaştırmak kapsamlı bir incelemenin konusu olabilir. Sanatsal bir değeri olan şeyler/eserler ile böyle bir değerden yoksun eserler arasındaki ayrımların/çizgilerin giderek belirsizleş(tiril)tiği bir zamanda, sanatın insan ve gerçeklikle ilişkisini yeniden düşünmek de gereklidir. Küresel pazarın egemenliğindeki bir dünyada, sanatın varlık biçimi, aynı zamanda insanın varoluş biçimiyle de bağıntılı olarak, tarihsel bir bilinçle değerlendirilmek durumundadır.
Hermeneutik, bir anlama ve yorumlama yöntemi olarak, insan tininin kendini nesnelleştirdiği eserleri/yaratıları kavramaya yönelir. Düşünce ve kültür tarihi boyunca, hermeneutik, dinsel, hukuksal ve bilimsel metinleri anlama ve açımlama uğraşı olagelmiştir. Bir bakıma kültür tarihi boyunca hermeneutik, insan tininin nesnelleşmelerini anlamayı ve ifade etmeyi bir görev olarak üstlenmiştir. Bu nedenle sanatın ve sanat eserlerinin de hermeneuitiğin ilgi ve uğraş alanı içinde yer aldığı söylenebilir. Sanatı ve sanat eserlerini anlama uğraşı da, hermeneutik çabanın önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. 19. yüzyıldan 20. yüzyıl ortalarına kadar, daha çok sosyal bilimler felsefesinde kendine yer açan hermeneutik yaklaşımlar, günümüzde sanat ve edebiyat alanında da önem kazanmaktadır.
Skeptik ifadeler Bu noktaları veya yargının askıya alınmasıyla ilgili noktalardan bir tanesini kullandığımız zaman, Skeptik mizacı ve duygularımızı dışavuran belli ifadeleri seslendiririz. Örneğin “Daha fazla değil”, “Hiçbir şey belirlenmemeli” ve bunun gibi ifadeler. Bundan sonra bunları ele almak yerinde olacaktır.
İki tartışma biçimi Skeptiklere göre, hiçbir şeyin kendisiyle kavranamayacağı, doğa bilimcileri arasında, algının ve düşüncenin bütün nesneleri konusunda oluşan anlaşmazlık nedeniyle açıktır. Bu anlaşmazlık karara bağlanamazdır, çünkü ne algının nesnesini ne de düşüncenin nesnesini bir ölçüt olarak kullanamıyoruz. Çünkü kabul edebileceğimiz herhangi bir şey anlaşmazlık konusudur ve ikna edici değildir. Şu nedenden ötürü de, bir şeyin başka bir şeyle kavranabileceğini kabul etmemektedirler: Bir şeyi kavramamızı sağlayan şeyin kendisi de başka bir şey ile kavranmak durumundaysa, bu sizi ya döngüselliğe ya da sonsuz gerilemeye götürür. Bir şeyi kavramamızı sağlayan şeyin kendisinin, kendisiyle kavranabileceğini varsaymak isterseniz, buna da, yukarıdaki nedenlerle bağlantılı olarak, hiçbir şeyin kendisiyle kavranamayacağı olgusuyla karşı gelinir.
Reklam