Lastromance

Lastromance
Ben kaybetmekten korktuğum herşeyi özgür bıraktım !
Kamu
Lisans
Ankara
Kuzey, 6 Mart 1979
308 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Skeptisizmin amacı nedir? Şimdi de Skeptik yolun amacını açıklamak uygun olacaktır. Şimdi amaç, uğruna her şeyin yapıldığı ve dikkate alındığı şeydir; bunun kendisi başka şeylerin uğruna yapılıp dikkate alınmaz. Veya, amaç arzunun nihai nesnesidir. Şu ana kadar, Skeptiğin amacının, dogmatik inançlar konusunda ruhun huzuru, kaçınılmaz olan şeyler konusunda da ılımlı duygular taşımak olduğunu söylüyoruz. Çünkü Skeptikler, huzura ermek için, görünüşler arasında karara varmak ve hangilerinin doğru hangilerinin yanlış olduğunu kavramak için felsefe yapmaya başlamışlar, ancak kendilerini eşit güçte görüşlerin içinde bulmuş ve bu durumu çözemedikleri için yargıyı askıya almışlardır. Dogmatik inançlar konusunda yargıyı askıya aldıklarında, ruhun huzuru tesadüfi bir biçimde bunu takip etmiştir. Çünkü şeylerin doğaları gereği iyi veya kötü olduğuna inananlar sürekli huzursuzlardır. İyi olduğuna inandıkları şeylere sahip olmadıklarında, doğal kötülükler tarafından hırpalandıklarını düşünürler ve iyi olduklarını düşündükleri şeyin peşine düşerler. Bunları elde ettiklerinde, daha çok hırpalanırlar, çünkü akıl ve ölçü ötesinde heyecanlanırlar ve değişiklik korkusundan iyi olduğuna inandıkları şeyi kaybetmemek için her şeyi yaparlar. Ancak doğası gereği iyi ya da kötü olan konusunda bir şey belirlemeyenler bir şeyin ne yoğun bir biçimde peşine düşerler ne de ondan yoğun bir biçimde kaçarlar. Dolayısıyla huzurludurlar. Şimdi Skeptikler, görünen ile düşünülen şeyler arasındaki farklılıklar konusunda bir karara vararak huzura ermeyi ümit ediyorlardı; ancak bunu yapamadıklarında yargıyı askıya aldılar. Yargıyı askıya aldıklarında, ruhun huzuru, bunu gölgenin bedeni izlemesi gibi, tesadüfen izledi. Ancak Skeptiklerin hiçbir biçimde huzursuz olmadıklarını varsaymıyoruz. Sadece
Reklam
Skeptisizmin ölçütü Görünene katıldığımız, Skeptik inancın ölçütü hakkında söylediğimizden açıktır. “Ölçüt”ün iki anlamı vardır: bir şeyin gerçekliği veya gerçek dışılığı, varlığı veya yokluğu konusunda ikna etmekle ilgili ölçütler vardır, (bu ölçütlerle ilgili olarak, onları eleştirmek için geri döndüğümüzde konuşacağız), bir de eylemlerle ilgili ölçütler vardır. Onlara göre günlük yaşamda bazı eylemlerde bulunur, bazılarından kaçınırız. Şu andaki konumuz bu ölçütlerdir. Buna göre, Skeptik inancın ölçütünün görünen olduğunu söylüyoruz. Bununla dolaylı olarak görünüşleri kastediyoruz. Çünkü bu görünüşler edilgen ve istenç dışı duygulara bağlıdırlar ve sorguya açık değillerdir. Bu nedenle, bence kimse, var olan bir şeyin öyle mi böyle mi göründüğü ile ilgili bir tartışma yaratmaz, sadece göründüğü gibi olup olmadığını sorgular. Dolayısıyla, görünene tutunarak, günlük unsurlara uygun bir biçimde, herhangi bir dogmatik inanç taşımadan yaşıyoruz. Çünkü tamamıyla eylemsiz olamayız. Bu günlük yaşam unsurlarının dört çeşidinin olduğu görülüyor. Doğanın yol göstericiliği, duyguların zorlayıcılığı, yasaların ve geleneklerin aktarımı ve teknik uzmanlık işlerinin öğrenilmesi. Doğanın yol göstericiliği sayesinde, doğal olarak algılama ve düşünme yetisine sahibiz. Duyguların zoruyla, açlık bizi yemek yemeye ve susuzluk bizi içmeye yöneltiyor. Geleneklerin ve yasaların aktarımıyla, günlük bir bakış açısıyla, sadakatin iyi sadakatsizliğin kötü olduğunu kabul ederiz. Çeşitli teknik uzmanlık işlerinin öğretilmesiyle üstlendiğimiz işlerde eylemsiz duruma düşmeyiz. Bütün bunları herhangi bir dogmatik inanç taşımadan söyleriz.
Skeptikler görüneni reddeder mi? Skeptiklerin görüneni reddettiğini söyleyenler, bence, ne dediğimizi dinlememektedirler. Daha önce söylediğimiz gibi, edilgen bir görünüşle uygun olana bizi istemeden götüren şeyleri reddetmiyoruz. Bunlar görünen olanlardır. Var olan şeylerin göründükleri gibi olup olmadıklarını araştırırken, göründüklerini kabul ederiz. Sorguladığımız görünen değil, görünenle ilgili söylenendir. Bu görünenin kendisini sorgulamaktan farklıdır. Örneğin balın tatlılaştırdığı bize görünür, (algısal bir biçimde tatlılaştırdığımız sürece bunu kabul ederiz); ancak... teori ile bağlantılı olarak, gerçekten tatlı olup olmadığım sorgularız. Bu görünen değil, görünenle ilgili söylenen bir şeydir.
Skeptikler bir okula ait mi? Skeptikler, sistematik bir düşünceyi ifade etmek anlamında, bir okula ait mi biçimindeki soruya karşı da aynı tavrı alıyoruz. Eğer bir okul, birbirleriyle ve görünenle tutarlı olan belli sayıda dogmatik inançlara yandaş olmayı içeriyorsa ve dogmatik inancın belirsiz olan bir şeyi onaylamak olduğunu söylüyorsanız, o zaman Skeptiklerin bir okula ait olmadıklarını söylemeliyiz. Ancak bir okulu, bütün görünüşlerle uygun bir biçimde, bir açıklayıcılıkla tutarlı bir yol olarak sayıyorsanız, bu açıklayıcılık iyi yaşamamızın nasıl olanaklı olduğunu gösteriyorsa, (burada “iyi” erdemle bağlantılı değil, daha gevşek bir biçimde, yargının askıya alınması yeteneğine uzanıyor), bu durumda, Skeptiklerin bir okulu ve sistemi olduğunu söyleriz. Çünkü biz tutarlı ve görünüşlere uygun bir biçimde, bize, geleneksel adetlerle, yasalarla ve kendi duygularımızla uyum içinde olan bir yaşamı gösteren bir açıklayıcılığı izliyoruz.
Skeptiklerin dogmatik inançları var mı? Skeptiklerin dogmatik inançlarının olmadığını söylediğimizde, dogmatik inanç sözcüğünü bazılarının kullandığı gibi, genel bir anlamda, dogmatik inanç bir şeyi kabul etmektir anlamında kullanmıyoruz. Çünkü Skeptikler kendilerine görünüşler tarafından yüklenen duyguları onaylarlar. Örneğin, sıcakladıklarında veya üşüdüklerinde, “sıcakladığımı (veya üşüdüğümü) düşünmüyorum” demezler. Ancak onların, bazılarının dediği şekilde, inancın, bilimlerdeki araştırmanın belirsiz bir nesnesine onay vermek olduğu anlamında, inançlara sahip olmadıklarını söylüyoruz. Çünkü Pironistler belirsiz bir şeye onay vermezler. “Hiçbir biçimde daha fazla değil” veya “Ben hiçbir şeyi belirlemem” veya daha sonra tartışacağımız diğer ifadelerden bir tanesi gibi, belirsiz konularla ilgili skeptik ifadeleri seslendirirken bile dogmatik inançlar taşımazlar. Çünkü dogmatik inançlar taşıdığımız zaman, hakkında dogmatik inançları taşıdığımız şeyleri gerçek olarak olumlayarak kabul ediyorsunuz. Oysa Skeptikler bu ifadeleri illa da gerçek olarak kabul etmezler. Çünkü onlar, “Her şey yanlıştır” ifadesinin, her şeyle birlikte kendisinin de yanlış olduğunu söylediğini varsayarlar; (aynısı “Hiçbir şey doğru değildir” için de geçerlidir). Bunun gibi, “Hiçbir biçimde daha fazla değil” ifadesinin de, her şeyle birlikte kendisinin de olmasının olmamasından daha fazla olmadığını ve böylece her şeyle birlikte kendisini de iptal ettiğini varsayarlar. Aynı şeyleri başka Skeptik ifadeler için de söyleriz. Onun için, dogmatik inançlar taşıyanlar, hakkında dogmatik inançlar taşıdıkları şeyleri gerçek olarak kabul ediyorlarsa, Skeptikler ise kendi ifadelerini, kendileri tarafından dolaylı olarak iptal edilmiş bir biçimde seslendiriyorlarsa, o zaman onları seslendirmekle dogmatik
Reklam