İbadetler kötülük döngüsünü kırar, insana iyi işlerin feyzini ve manevi lezzetini tattırır, insanı içine düştüğü bataklıktan çekip kurtarır. İnsan ibadette istikrar sağladığı oranda şahsiyette terakki sağlar.
Bir Müslüman’ın yaptığı her ibadet, işlediği her hayır, Allah’a kulluk namına, takva maksadıyla ortaya koyduğu her iyilik ve güzellik -bu ister kalbî ister fiilî bir eylem olsun fark etmez- şeytanı bitap düşürür.
Müslüman bilmelidir ki gaflet ve dalalet ile ömründe boş bıraktığı her an ve her alan, şeytana bırakılmış bir sahadır, şeytanla yaptığı mücadelede kaybettiği bir cephedir. Müslüman kendisini her an hak ile meşgul eden insan demektir. Müslüman bilir ki o kendini hak ile meşgul etmezse nefsi ve şeytanı onu batıl ile isyan ile nisyan ile tuğyan ile meşgul eder.