Burada Bizans’ı Batı’nın Osmanlı’yı Doğu’nun temsilcisi olarak değerlendirmenin yanıltıcılığını bir kere daha görmüş oluyoruz. Şurası giderek açıklık kazanıyor ki, Bizans, bizim bugün bizim ona verdiğimiz anlamda Avrupalı değildi. Hatta uzun yüzyıllar boyunca Katolik âlemi tarafından Doğulu olarak görüldü, öyle muamelede bulunuldu kendisine.
Batı'da kadınların çoğunluğu, hamilelikleriyle yalnızlığa terk edilirler. Batılı kadın erkeklerle rekabet edebilmek için erkeklerin hiyerarşisini takip ediyor ve kendisini erkek gibi değerlendiriyor. Onun için hamileliğin anlamı, tekrar bulunduğu ( ulaştığı ) konumdan aşağı inmek ve manen, basit insanlar has olan doğumun etkisi altına girmektir.
Avrupa'nın pek çok düşünürü bugün Avrupa'nın yeterince Avrupalı olmadığını, dahası, Romalı'lıktan gelen Avrupalı hazmediciliğini hızla yitirdiğini söyleyip dururken, biz Avrupa'yı sanki sabit bir öz değişmez bir coğrafya ve bir kere üzerimize taktık mı asla çıkartamayacağımız bir tür rütbe şeklinde algılıyoruz.