âbar

Schneider
* ölümün hayatımın gizli ve gerçek mânası olduğuna, sadece ölmek için yaşadığıma karar verdim, yaşamanın imkansızlığını ispat etmek için ölüyorum * güneşi ve evi seviyordum. dünyayı ve mutluluğu seviyordum ah, çok eskidendi bunlar * bir arzudan başka bir şey değilim * hayatında ilk olarak kendini birazcık suçlu hissetti. Yalnız olduğu için suçlu, düşündüğü için suçlu, yaşadığı için suçlu, ölmediği için suçlu * sadece tükenmişim ve bu tükenişi zevkle yaşayacağım * onun yerinde olmaya can atıyorsunuz, cesaret edemediğiniz için de utanıyorsunuz * her zaman için yapılacak bir şey vardır * iyi düşünceler, ufak tefek üzüntülerle dolu bu küçük geleceğin içinden geçiyor, patates tarlalarına, silah fabrikalarına, insanların gerçek, karanlık geleceğine doğru gidiyordu * bu savaş damdan düşercesine ortaya çıkmasaydı, bir baskı düzeninde mutlu yaşanmayacağını bilirsin * tüm ölüler toprağın altında değildir * yardım etmek istiyor elinden gelmiyor. Sözcükleri Partinin hep bu sözcüklerin anlamını veren Parti, Brunet ancak Partinin içinde sevebilir, inandırabilir, avutabilir * uzaklaşıyor, uzaklaşıyor, uzaklaşıyor ancak bu hızla gidilirse dayanılır yaşanmaya * yarın ağaran gün ikisini de aynı çiğ taneleriyle örtecek, cansız vücutla paslı çelik aynı terle ıslanacaklar. yarın siyah kuşlar gelecekler
Edebiyat
Reklam

âbar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·384 syf.·
2025 134. kitabı
Jean-Paul Sartre
8.8/10 · 1.089 okunma
şimdi eğlencenin ertesi günüydü insan ölmek istiyordu
* gülüyorlardı serserilik adına, büyüklüğün insanlara yüklediği sorumlulukları reddediyorlardı. (...) büyüklüğün, aydın olmanın tesellilerini reddediyorlardı, kendilerine acı çekme hakkı bile tanımıyorlardı. * ellerindeki savaşı temizliyordu * -geçen defa biz kazanmıştık, şimdi de onlar. gelecek sefer de biz kazanırız! -gelecek seferi yok bunun.. * -on beş yıldır bu savaşı bekliyorduk. savaşı kazanmak ya da önlemek için zamanında tedbir almak gerekti. -ben mecliste değildim ki! -fakat onlara oy vermiştin, kime oy verdiğini biliyor muydun? * bütün sorunları açıkça görmekten bıktım artık * tuhaf bir bunalım yapışmıştı boğazına, gün ortasında gecenin korkularına kapılmanın bile eğlenceli bir yanı vardı * şimdi eğlencenin ertesi günüydü, insan ölmek istiyordu * ölü, kapalı gözleriyle bu konuşulanlara gülümsüyordu. ölmek kolay bir şeydi galiba. kolay hatta neşeli. "eğer böyleyse yaşamak niye?" * -neden sevmiyorlar beni? -diğerleri gibi davranmıyorsun, sarhoş olurken bile bizim gibi olmuyorsun * güneş'in bembeyaz ışığı ve ay'ın sessiz bakışları, gelecek türlere insan ırkının nasıl olduğunu anlatacaklar * benim için tehlikelerin en büyüğü, güzelliktir
1000Kitap
acaba uykum gelse mi diye düşündü sadece bir an, "bunca düşü kurduktan sonra ne uykusu?"
Sayfa 76·Kitabı okudu
1000Kitap
* bir koku bulsa anlayacaktı ne olduğunu, kokusuz bir uğultu sarkık kulaklarında çınlıyordu * hangi zamanı yaşadığını bilmezdi artık. bir tarafı bu duvarların arasındaki sessizliği yaşarken, anılarda dolanırdı bir tarafı * sanki söyleyecek son bir söz veya hatırlanacak son bir anıyı unutacakmış gibi telaşla evin tüm loşluğunu ve havasını içine çekerek dolaştı * bir sabah kıyafetlerini değişmeyecekti sadece. hayatını da pijamalarıyla birlikte üstünden çıkarıp yatağın kenarına bırakacak (..) * kızıl bir güneş düşlerdi en çok bu anlarda, derin bir iç çekti, düşlediği manzarayı çok beğendi ama güneş batsın istedi * şömine duvarlara desenler çizerek yanıyordu ya Karadeniz'in daha hırçın dalgalarla kıyıdaki kayaları dövmesinde sakınca görmedi
Alıntı
Reklam