Kişinin Tikel iradesi, onun bireysel ve kendisi ile ilgili bir insan olarak başkalarının istek ve çıkarlarının kendi çıkarlarına uygun düşmesi durumu hariç başkalarının istek ve çıkarlarını yer vermeden sadece kendisi için istediklerini içerir.
Her birimiz, genel iradenin yüksek yönetimi altında, kendi kişilik ve gücümüzü ortaklığa koyar ve birleştirilmiş kapasitemiz içinde her bir üye bütünün ayrılmaz bir parçası olarak kabul ederiz.
Rousseau ya göre, özel mülkiyet insanları kendilerine zarar verecek ve dengelerini bozacak olan ilişkileri kurmaya iten pekçok gelişmenin doruk noktasını temsil eder. Özel mülkiyetin tamamı ile ortadan kalkmasının gerektiğini öne sürmez. Yurttaşların sınırlı olarak özel mülkiyet sahibi olmalarını onaylar.
İnsanı daha fazla şeye sahip olma sevdasına iten şey, gelecekteki zorluklara karşı kendini koruma isteği değil, göz alıcı bir tüketimdir.
Çarpık da aşırı karakterinin dışa Vurulmasına birincil araçtır. Lüks eşya, sahibinin, yoksulluk içinde sürünen insanlardan daha iyi şeylere sahip olduğunu düşünmesini sağlayan bir araçtır. Başkalarını aşağılamak için duyulan saldırgan bir arzunun dışavurumudur.
Voltaire, 1756 da yazdığı İyimserlik Üzerine kitabında, Tanrı fikrini kendisine hedef alır. Leibniz’in ve Papa’nın bu sığ ver kör iyimserliği, insanlığın, bir acı, perişanlık ve yıkımdan ibaret olduğunun açıkça görülmesinde engel olmaktadır. Burada, ilahi bir plan veya düzen söz konusu değildir.”
Rousseau, Voltaire’e cevaben bir mektup yazar.
“Dünyadaki kötülüklerin çoğunun nedeninin biz insanlar olduğunu söyler ayrıca kötülüklerin daha büyük kötülüklere engel olduğunu, bizlerin hiçbir zaman planın tümünü göremeyiz.”