Okumak ve koşmak, benim için tutku ve özgürlüğün buluştuğu iki yol. Okumak zihnimi yeni dünyalara açarken, koşmak okuduklarımı içselleştirdiğim bir meditasyon. Her adımda tutku, her satırda yeni bir keşif.
Daha zor, daha incelikli bir başka yöntem ise, acıyı ideal bir figürde canlandırmaya; içimizde acı çekmekle, ıstırabımızı duymakla görevli bir başka Ben yaratmamıza dayanır. Ardından içte, kendi acısından, bir başkasına aitmiş gibi zevk alabilecek, sapına kadar mazoşist bir sadist var edilmelidir.
Demek ki hayalci için ikinci aşama, acıyı engellemek olacaktır...
Hayalci tam tersine acıdan zevk çıkarmayı bilmeli, ardından sahtekarca acı çekmeyi, başka bir deyişle acıyla beraber herhangi bir zevk duymayı öğrenmek için alıştırma yapmalıdır. Bunu başarmanın iki farklı yolu var. Bunlardan biri acıyı aşırı derecede tahlil etmek, zihni de önceden, zevk varken tahlilden kaçınmaya, sadece hissetmeye ayarlamaktır; tarifinde göründüğünden çok daha kolay bir yöntemdir bu, tabii üstün insanlar için. Acıyı tahlil etmek, acı her bastırdığında onu tahlile teslim etmek, bunu da içgüdüsel olarak, düşünmeden yapacak hale gelene kadar sürdürmek, bütün acılara tahlilin zevkini ekler. Bu yöntem, tahlil gücünü ve içgüdüsünü abartarak geri kalan her şeyi kısa sürede yutar ve acıdan geriye sadece tahlile tabi, şekilsiz bir iz kalır.