Abdullah Öcalan la aynı okuldaydım; Siyasal Bilğiler Fakültesi'nde. O da benim gibi tartışmalara fazla katılmazdı.
Dinleyiciydi. Okulun arkasındaki Cumhuriyet Yurdu'nda kalıyordu. Silik biriydi.
Silah ve cephane kadrosu tamamlandı. Genç ve ihtiraslı subaylarımız vardı. Askerin imanı canlandırıldı.
Barış bir yıl daha sürerse, Bulgar'a, Yunan'a, Sırp'a, gerekirse İtalyanlara yeniden ders verebiliriz diye düşünüyorduk.
Bu gücü kendimizde görmeye başlamıştık.
Enver Paşa’nın Harbiye Nazırlığına tayin olması için rütbesinin en az tuğgeneral olması gerekiyordu. Bunun için ise daha altı yılı vardı.
Ancak formül bulundu: Bingazi harekâtına katıldığı için
üç yıl, Balkan Savaşı'ndaki hizmeti için de üç yıl kıdem eklenerek rütbesi tuğgeneral yapıldı.
Artık hiçbir engel kalmamıştı...