İstanbul'daydım.
Akşam acı acı çaldı telefon. "Erdal Öz öldü!" dediler.
Bir cam kırıldı birden, bir martı çığlık attı, bir sazın teli koptu! Kırk yıllık anılar geçti gözümün önünden. "Seni hiç unutmayacağız namuslu, yürekli, yiğit arkadaşım benim," diye mırıldandım. İçim kan ağlıyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İsveçli bir gazeteci şöyle yazmıştı: 'Politik gelişmelere bakınca, bu çağdan öylesine umutsuzum ki. Ama yalnızca ve yalnızca Yaşar Kemal'i okuduğum zaman 'Yoo, her şey bitmedi, hâlâ bir şeyler yapılabilir' duygusuna kapılıyorum."
Birden, Türkiye'den bir adam çıkıyor: Yaşar Kemal. Türkiye'yi, bu geri İslam ülkesinin toprağını, insanlarını, hayvanlarını anlatan bir Yaşar Kemal. Ve birden İsveç'in ve bütün İskandinav ülkelerinin en sevilen, en beğenilen, en çok okunan yabancı yazarı oluveriyor.
"Bizim dünyaya söyleyecek sözümüz var; bu sözü duyuracak müziğimiz var. Ve bu bizim geçmişimizdeki Pir Sultan Abdalların, Köroğluların, Dadaloğluların direniş çizgisinden ve onların yarattığı güçlü saz müziğinden kaynaklanıyor..."