İstanbul'daydım.
Akşam acı acı çaldı telefon. "Erdal Öz öldü!" dediler.
Bir cam kırıldı birden, bir martı çığlık attı, bir sazın teli koptu! Kırk yıllık anılar geçti gözümün önünden. "Seni hiç unutmayacağız namuslu, yürekli, yiğit arkadaşım benim," diye mırıldandım. İçim kan ağlıyordu.