5/10
·56 syf.··
2026 22. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 17:58
Kara Haber hikayesini Abdülhak Hamit Tarhan yazmalıydı, âşık olduğu kadının kulağında kusur var diye ondan saniyesinde soğuyan adamın hikayesini de deccal.
İnceleme
Fena Bir GeceHalid Ziya Uşaklıgil · Can Yayınları · 2021693 okunma
Mesela Abdülhak Hamit. Onun Makber'ini okurken titremeyen bir yürek var mıydı o vakitler acaba?
Sayfa 469 - Kırmızı Kedi Yayınevi Mayıs 2019·Kitabı okudu
Makber
Derler ki: "Unut o âşinâyı, Gitti tutarak rehli bekayı... " Sığsın mı hayale bu hakikat? .. Görsün mü gözüm bu mâcerâyı? .. Süratle nasıl değişti hâlim?. Almaz bunu, havsalam, hayalim. Bir şey görürüm, mezâra benzer, Baktıkça alır, o yâra benzer Abdülhak Hamit Tarhan
Nâ-kâfi
Nasıl şerheyleyim ben derdimi, îcâd nâ-kâfi, Dua nâkıs, tazarru bî-eser, feryâd nâ-kâfi! Melekler, burclar ger kılsalar imdâd, nâ-kâfi, Gamım levh-i semâya eylesem inşâd, nâ-kâfi! Güler mi mâteme dünyada hiç bir sahib-i insâf? Felâket görmemişsin, derdimi eylersin istihfâf. Felâket olsa lâyıktır, bu halka sendeki evsâf, Kifâyet gösterip ey eyleyen îrâd, nâ-kâfi. Acep hûn-ı dil-i mecrûhumu sen mey mi zannettin? Sadâ-yı makberi bir na'ra-ı heyhey mi zannettin Veyahut kendini âlemde sen, bir şey mi zannettin? Bugün ben yazdım, elbette yazar ahfâd, nâ-kâfi. Evet, tarz-ı kadîm-i şi'ri bozduk, herc ü merc ettik, Nedir şi'r-i hakîki safha-1 irfâna dercettik. Bu yolda nakd-i vakti cem'-i kuvvet birle harcettik, Bize gelmişti zirâ meslek-i ecdâd, nâ-kâfi. Ne dersen de, eminim ben bu yolda sermediyyetten, Ölür, lâkin cihânda kimse mahvolmaz hamiyyetten, Gelen imdâd kâfidir bana irfân-ı milletten, Ne rütbe ola da tab'ımda isti'dâd nâ-kâfi.
Sayfa 591 - Dergah·Kitabı okudu
Şiir
NAZİRE-İ HASBİHÂL
Garîb-ter görünür hâl ü şânın ey bülbül, Garîb gelmese bilsek lisânın ey bülbül. Namaz vakti gelir fikr-i şâirâne için, Alessabâh ne hoşdur ezânın ey bülbül. Vatan muhabbetine bir nişânedir ulvî, Zalâm içinde olan âşiyânın ey bülbül. Yazıldı safha-ı nazma hezâr kıssa-ı aşk, Nümûne gülle senin dâstânın ey bülbül. Nazîreler ne kadar olsa âşıkāne dahi, Olur mu aynı sizin mâcerânın ey bülbül? Duyuldu nevhaların, fecr subh oldu. Kadîmdir o kadar hânedânın ey bülbül? Bugünkü tarz-ı edebden olur gibi dem-zen, Nevindir yine tarz-ı beyânın ey bülbül. Bütün o güftelerin nâşinidedir her dem, Olur semâ'ina vâsıl cihânın ey bülbül. Kasaidin okunur levha-1 tabiatte, Garib şairi geldin² Hudâ'nın ey bülbül. Sen olduğun gibi meftûn-ı hande-i Kudret, Senin de biz olalım âşıkānın ey bülbül. Teessür etmededir ehl-i dil makālinden, Gerektir olmalı bir dilsitânın ey bülbül. Sükût içinde bütün kâinât, sen bir kuş, Gönül hevâsını söyler figānın ey bülbül.
Sayfa 507 - Dergah·Kitabı okudu