Abdullah

Kendimize karşı ne çok mütehammil, başkalarına karşı ne çok mükemmeliyetçiyiz.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Reklam
İnsanlar garip bir körebe oyunu oynuyor gibi. Normalin aksine bu oyunda herkes ebe, herkesin gözleri kapalı ama kimse kimseyi aramıyor hatta herkes birbirinden kaçıyor. Gözlerini açıp başkasını, başkasının dertlerini, sıkıntısını gören oyunu kaybediyor. Kimse bana oyunu kaybediyorsun demesin, ben zaten oynamıyorum.
Sayfa 77·Kitabı okudu
“Elaleme şen görünür dört köşem, bilen bilir kırık yerim neremdir.” demiş ya eskiler, hep kırıklarımız var içimizde, kalbimizde. O kırıklar bizi sevmeye daha teşne yapıyor hele de sevilmeye. Sevildiğimizi düşündüğümüz an bütün perdeleri açıyor, kalbimizi gösteriyoruz belki teslim ediyoruz bizi sevdiğini düşündüğümüz kişiye. Kıymet bilinmez bir insansa da oynayıp kırıp belki bozup geri vermek istiyor. Bilelim ki kırık bir kalp varsa kalbi kıran da kırdıran da sorumludur. Yani sadece kıran değil kalbine sahip çıkmayıp kırdıran kalbin sahibi de sorumludur.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Gücümüzü kan kaybeder gibi hızlı kaybediyoruz sanki. Birliğimiz daha hızlı kayboluyor. Kalplerimiz ise birbirine uzaklaşmada hız birincisi. Dünkü dostlar düşman oluyor. Menfaat muhabbetin önüne geçiyor. Hatasızmışız gibi hataları affetmiyoruz. Kızıyor, yakıştıramıyoruz başkalarına kendimize mazeretlerle süsleyip yakıştırdıklarımızı. Vird edelim hemen dilimize: “Allah vardır.”
Sayfa 60·Kitabı okudu
İdare etmek irade göstermek demektir. Hızlı hazların peşinden koşmayacak, çabuk zaferlere kapılmayacak bir irade göstermek demektir. İnsanı kolayına tüketmeyecek, imkanı hemencecik israf etmeyecek bir iradeye sahip olmak demektir. Arzusu aklının önüne geçmeyecek, gözü gönlünü kontrol etmeyecek bir iradeyi kuşanmak demektir. İdare etmek irade etmektir. İradesiz idare olmaz. İdare edebilecek güce ancak irade ile sahip olunur. Yani kısacası idare yazılır ama irade okunur.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Reklam