Tanıdık sokaklar, Eski hesaplar…
8/10
·448 syf.··
2026 34. kitabı
Ahmet Ümit’in okuduğum, daha doğrusu bitirebildiğim tek kitabı bu oldu. Bu sefer beni yakalamayı ve bana hitap etmeyi başardı. İlk andan itibaren dikkatimi çekti ve bitirmem için beni adeta teşvik etti. Gelelim kitabın içeriğine... Başkomiser Nevzat’ın geçmişiyle yüzleşmesi, eşi ve kızının katilleriyle aynı meslekte olmanın getirdiği o kaçınılmaz şüphe ve dikkatlilikle katillerin peşine düşmesi konuyu çok güzel derinleştirmiş. Olayın geçtiği yer aslında büyüdüğüm, aşina olduğum yer olunca beni daha da çok çekti ve "Konu buraya nasıl bağlanacak?" diye büyük bir merakla okudum. Hikaye boyunca akıllarda hep aynı sorular dönüyor: Başkomiser Nevzat, eşi ve kızının katillerini nihayet bulabilecek miydi? En önemlisi de Ağva’da bulunan o kafatasındaki kurşun, acaba eski bir hesabı mı ateşlemişti? Çok fazla polisiye okumuş biri olarak söylemeliyim ki idare eder bir kitaptı. Ana karakterin kendi içinde çok fazla içsel hesaplaşması vardı; haliyle bu durum biz okuyucuları yer yer biraz sıkabiliyor. Yine de genel anlamda keyifle okudum. Sadece sonunun biraz daha uzatılabileceğini düşünüyorum. Açıkçası bazı boşlukların finalle birlikte tam anlamıyla dolmasını bekledim ama tam olarak tatmin ettiğini söyleyemem.
Ahmet Ümit
Ahmet Ümit
Yırtıcı Kuşlar Zamanı
Yırtıcı Kuşlar Zamanı
Alıntı
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,1bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 68. kitabı
Bugün masamda Latin edebiyatı sevenlerin bayılacağı bir öykü kitabı var Horacio Quiroga’nın Güneşli Uygarlıklar kitabı. Paris Yayınları tarafından basılan bu muazzam eser, toplamda 8 benzersiz
Güneşli UygarlıklarHoracio Quiroga · Paris Yayınları · 20253 okunma
Reklam
kaybettiğini bulabilmek
Hiç kendinizi, ruhunuzu kaybetmiş hissettiniz mi? Açıkçası ben şu anda öyle bir dönemden geçiyorum. Sanki benim için hiçbir aydınlık yol yokmuş odamdaki tüm ışıklar söndürülmüş gibi. Fakat içimdeki
Hayata Dair
Arkasında yazdığı gibi gerçekten içinde kayboldum...
Puan vermedi·640 syf.··
2026 4. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 09:37
Kitabın ilk başında yazarın imza bir dili olmadığını düşündüm. Daha kendine özgü, baharatlı değildi ama sonra kitabın yalın anlatımına alıştım. Sayfa sayısı o kadar çok ki ve karakterlerde istemeden kitapla çok vakit geçirip, çok sayfa okuyup dizi gibi takip ediyorsunuz masalı. Yani bende öyle oldu. Sevdim mi sevdim. Spesifik olarak aşk öyküsü denebilir mi diye sorarsak benim cevabım içinde pekte romantizm ve aşk olmadığı. Çok spoiler olmasın ama kitap aşk kısmını işlememiş. Yapı olarak cinin klasik bir erkekten farkı yoktu. Bu yüzden cini pek beğenemedim. Golem karakteri daha çok ilgimi çekti. Golemi daha çok sevdim. Birde tabii ki her şey olması gerektiği gibi ve tabii ki öyle kurgulanıp öyle olması gerektiği için 2. Kadın eklenmiş hikayeye ama - belki biri daha fazla kendinden bir şeyler bulur, bu da hayatın gerçeği- ama ama ama ben olsam Sophia karakterini hiç eklemezdim. O kısım o kadar canımı sıktı ki -benimle alakalı- ve önümde daha 300-400 sayfa vardı. Mecburen kitaptaki yahudilik, arap, kültürel bilgileri sindirip onlardan zevk almaya verdim kendimi. Golemle hiçbir problemim yok ama Cin hiçte eğlenceli ve etkileyici bir karakter değildi. El sanatlarına yetenekli, ikiside çok yetenekli zaten ancak cin benim hiç içime sinmedi yani. Dediğim gibi Sophia o kadar saçma olmuş ki sondaki Sophia'lı sahneye de bir anlam veremedim açıkçası. Onun yerine biraz daha romantik sahneler yazılabilirmiş. Gerçi yazmanın yanında okuyup şöyle olsun böyle olsun demek daha kolay biliyorum. Ama en taze haliyle okuduktan sonra böyle düşündüm. Kitaptaki sade kültürel ve dini bilgileri de çok sevdimmmm tekrar belirteyim ♡
Golem ve CinHelene Wecker · Doğan Kitap · 2014464 okunma
Açıkçası 1 gram dinlenmiş hissedemeden yeni güne başlamaktan da sıkıldım
Reklam
Reklam