Kitabın ilk başında yazarın imza bir dili olmadığını düşündüm. Daha kendine özgü, baharatlı değildi ama sonra kitabın yalın anlatımına alıştım. Sayfa sayısı o kadar çok ki ve karakterlerde istemeden kitapla çok vakit geçirip, çok sayfa okuyup dizi gibi takip ediyorsunuz masalı. Yani bende öyle oldu. Sevdim mi sevdim. Spesifik olarak aşk öyküsü denebilir mi diye sorarsak benim cevabım içinde pekte romantizm ve aşk olmadığı. Çok spoiler olmasın ama kitap aşk kısmını işlememiş. Yapı olarak cinin klasik bir erkekten farkı yoktu. Bu yüzden cini pek beğenemedim. Golem karakteri daha çok ilgimi çekti. Golemi daha çok sevdim. Birde tabii ki her şey olması gerektiği gibi ve tabii ki öyle kurgulanıp öyle olması gerektiği için 2. Kadın eklenmiş hikayeye ama - belki biri daha fazla kendinden bir şeyler bulur, bu da hayatın gerçeği- ama ama ama ben olsam Sophia karakterini hiç eklemezdim. O kısım o kadar canımı sıktı ki -benimle alakalı- ve önümde daha 300-400 sayfa vardı. Mecburen kitaptaki yahudilik, arap, kültürel bilgileri sindirip onlardan zevk almaya verdim kendimi. Golemle hiçbir problemim yok ama Cin hiçte eğlenceli ve etkileyici bir karakter değildi. El sanatlarına yetenekli, ikiside çok yetenekli zaten ancak cin benim hiç içime sinmedi yani. Dediğim gibi Sophia o kadar saçma olmuş ki sondaki Sophia'lı sahneye de bir anlam veremedim açıkçası. Onun yerine biraz daha romantik sahneler yazılabilirmiş. Gerçi yazmanın yanında okuyup şöyle olsun böyle olsun demek daha kolay biliyorum. Ama en taze haliyle okuduktan sonra böyle düşündüm. Kitaptaki sade kültürel ve dini bilgileri de çok sevdimmmm tekrar belirteyim ♡