• 🎶https://youtu.be/I3JQr1Y1CTQ



    Hangi umut limanına sığınsak, yalnız kalırız bu dünyada sonunda. Yetmeyecektir sığındığın ne varsa sana , doyurmayacaktır ruhunu .. Ne aradığını bilmeden bir arayışa çıktığında, yarım kalacaktır elinde ne varsa. İnsan yüreği bu ,koşar bîçare, tutunmak istediğin tüm korunaklar, kendilerine ağlar, korunaksızlığına.. acizliğine..

    Bunları hissetmek için yaşamınla bedel ödersin.
    Ödemek de neymiş ki azizim ,sen kimin hayatını kime ödersin!Sana verilen senin değil ki ,hesapsızca sarfedersin..?
    Sakince düşün ve vicdanını dinle, bir an olsun dürüst ol kendin ,kendine !

    NE için varsın, nereye gidersin.
    Düştüğün yerden doğrulmanın vakti gelmedi mi..?
  • Neren kanıyor göster,kalbimle sarayım orayı!...
    Acele etmem lazım,kan kaybından gidiyorsun!...
    Gitme,gidersen,açıkta kalırım biliyorsun!...
    İzahata gerek yok,kalbimi görüyorsun!...
    Hadi,sarıyorum,seni,kalbimi,kalbinle
    hissediyorsun!...
    Ağzımı açarsam,kör olayım!...
    Acizane gözlerinde yok olayım!...
    Neyim yok biliyor musun?
    Bir sen yok hissetmiyorsun!...
    Şair Ruhlu
  • Manalar önemli,
    Gizlenmiş olanları…
    Acı yanları,
    Acıtanları…
    Bir meleğin kanat,
    Bir ressamın sihrili fırça darbesi ile örtülenleri…
    Ve
    Acizane şairlerin mırsa manaları,
    Şiirlerinde soluksuzca…
    Bir baykuş ötüyor,
    Örtüsü karanlık soğuk bir gecede,
    Manasızca….
  • İblis kılığına bürünen düşman,
    Zaman içerisine var olan kötülükleri ile gizlenmiş olsa bile,
    Tüm çıplaklığıyla;
    Zamanın içinden çıkarıldığında an ve âna;
    Gizemler içindeki ehemmiyet,
    Kazanacaktır masum bir aleniyet...
    Ki
    Bu masum aleniyet oldukça vehimdir…

    Zira
    Çirkefleşir vehim bir aleniyeti kazanan düşman
    Ve de çirkefleştikçe çamura bata bata
    Gömülecektir uzayıp giden, kısır zamana… .
    Öylesine tuhaf ve yaman bir dönencedir bu.
    Alem-i cihandaki,
    Bu tuhaf ve yaman dönence sahipsiz tekerrürlerden ibarettir…

    As-l olup, asil olalım!

    Zira bendeniz âcizane;
    Araf’a, t-arafıım;
    Pisagor’un adalet kupasında…
  • Boşluğu dolduran boşluk

    İçinin cümle mesaisini hariçtekinin kusûr-u küsûrunu didiklemeye ayıran kişi, kendinde vehmettiğin o sonsuz kemâlin keyfini ne vakit süreceksin?
    Yan bakanın düz gördüğü nerede görülmüş?
    Birinde bir iyilik gördüğünde belki bunun hayrına senin üstünden bir kötülük düşer. Birinde bir kötülük gördüğünde peki, ne ola bundan kazancın senin?
    Suyun membaındaki neyse, çeşmeden de o akar.
    Bu zamanda “ayar vermek” lafı neden bu kadar dillere pelesenk oldu? Çünkü ayarlar çok kötü kaçtı; herkes aslında kendi hâl-i pür melâlini biliyor!
    Ne buyurur Alvarlı Efe (ks) hazretleri, hele bir kulak verelim: “Hasislikden elin çek, sen cömerd ol kân-ı ihsan ol/ Konuşma câhil-i nâdân ile gel ehl-i irfân ol/ Hakîr ol âlem-i zâhirde, sen mânâda sultan ol/ Karıncanın dahi halin gözet, dehre Süleyman ol!”
    İncitmeyi zevk edinenlerin adam yerine konduğu yerde, incinmeyi göze alıp lisanına gem vurana aşk olsun!
    “Aşk nedir?” diye sordu delikanlı. “Cevaba tek kelime bırakmayan sorudur” dedi beyaz saçlı adam.
    Kendinden o kadar taşıyordu ki, bir gezegende tek başına yaşıyor olsaydı da aşık olacak bir şey bulurdu.
    Şimdi biz giderilemez bir hamlık ve azaltılamaz bir nâdanlıkla yeryüzünde aşık olacak birini arıyoruz. Oysa bulanlar, erenlerin söylediği gibi 'aşk'ı arayanlardı.
    “Aşk odu evvel düşer ma'şuka andan âşıka/ Şem'i gör kim yanmadan yandırmadı pervâneyi” buyurmuş Sunullah Gaybî (ks) hazretleri, dikkat isterim. Hadi hem anlamayıp hem de zahmetten kaçmaya meyyal olanlar için günün diline de çevireyim acizâne: “Aşk ateşi sevilenin gönlüne sevenden önce düşer/ Muma bir bak, kendi yanmadan yandırdı mı hiç pervaneyi?”
    İronik olan ne, biliyor musunuz? Eskilerin aşk için yanmaya koşana verdikleri ismi, biz sıcakta bizi serinletsin diye icat ettiğimiz zımbırtıya vermişiz! Zararı da herhalde sadece boyun tutulmasından ibaret değil!
    Kendimizle aramızı o kadar bozmuşuz ki, sanki biz ne tarafa geçsek doğru hep öbür tarafta kalıyor.
    “Bu işin doğrusu ne?” diye sordu kalabalığın içinden biri. “Bu ne kadar eski bir soru?” diye kendi kendine mırıldandı bir süre o koca kalabalık.
    Cebindeki bütün parayı bilmemne derisinden mâmûl havalı bir cüzdana verip, sonra o cüzdanın içine koyacak hiç parası kalmayan bir şaşkın gibi değiliz de neyiz?
    “Bugün zât-ı âlînizi fevkâlâde güzel gördüm” dedi biri. “Bugün zât-ı âlîniz ne güzel gördünüz” dedi diğeri. Kim bilir hangi âsûde vakti gösteriyordu saat...
    İki gözünü açıp da dünyaya bir kere nazar etmediği halde, güzelin ne olduğunu nice gözü açıktan iyi bilen insanlar da var.
    “Sıfırla sıfırı toplayıp duruyorsun a gafil” dedi meczup, “hesabı bilene bırak!”
    Gökhan Özcan
  • Ne güzeldir oysa şiirler duygularini anlatir satir satir
    bende bu kadar güzel şiirlere acizane bişeyler karaladim..

    Keyifli okumalar.

    (Ş)evk ile yazdigim şiirim oldun her satirimda.
    (i)nanmazsin belki gözlerindeki bana hasret yaşiyorum.
    (i)kimizde birdik tek bir bedende.
    (R)üya gibiydi gelip geçti işte.
    (L)anet eder oldum sensiz ğeçen her güne.
    (E)llere gidip yapalayalniz biraktin beni.
    (R)engarenk hayatimi zifiri karanliga çevirdin.
    (D)ert yanip duran bir acize döndüm işte.
    (E)lalem gülüp durdu bendeki sene.

    (O)ynamissin benimle farkina varamadim.
    (L)afta sevmissin beni yalanmiş hepsi.
    (M)eğer ne kadar safmişim nerden bilebilirdimki.
    (A)nlam veremiyorum neden avutup durdun beni.
    (S)evmiştim seni oysa deliler gibi.
    (A)nlatamki sevgimi nefretimi şiirlerde olmasa.
  • Düşünmek ve dile getirmek tüm mesele..

    Düşünen elbet bir gün hakikati bulur, bul/a/masada yolunda ölür.
    Dile getirenin kalbi de konuşmaya başlar, bu kelâm gönül aynasına ya güzel ya da kendi misliyle yansıyacaktır.