"Bağırıp durmak dediğin, sözcüklerin dudaklardan dışarı çıkması değildir her zaman. Gözleriyle de bağırır insan. Kıyafetini onaylamadığımız birine attığımız yargılayıcı bakış, yalnızca bir saniye sürer ama o kişiye hissettirdiğimiz kötü his, belki binlerce çığlık etkisindedir. Kıyafeti açık ya da kapalı, saçları beline savrulmuş ya da örtünmüş... O erkek küpe mi takmış? O kadın neden o renk ruj sürmüş? Şuna bak, bilmem kimin çocuğu, yaptığı şey ailesine yakışmış mı? Ten rengi çok koyu, acaba başka bir milletten mi? Paçavra gibi giyinmiş, maddi durumu yok herhâlde...” Asansörün kapısı açılırken bağırdım: "Salın bizi! Salın birbirinizi, yeter!”
"Bak şu bulutlara! Ne güzel, özgürler... Kimse onlara sen kadınsın, sen erkeksin dememiş. Hiçbiri diğerini gökyüzünden aşağı itmiyor. Biz de koca yeryüzüne sığamayalım, birbirimize farklılıklarımız yüzünden bağırıp duralım!"