-Nefes aldığım her an sanki daha büyük bir felakete sürükleniyormuşum gibi hissediyorum. Sence bu normal mi albayım?
-Geçer. Bu da geçer evladım.
-Yaşamak bir ağrı gibi girdi bedenime, çıkmıyor. Sana birtakım serzenişlerden bahsetmiyorum albayım. İnsan çekeceği acıya aşık olurmuş. Ben de diyorum nerede yanlış yaptım.
-Poyraz evladım biliyor musun, acılar mutluluğun sadakasıdır.
-Yok albayım yok. Hep yüzümün gülmesine kandılar. Bu çocuğa bir şey olmaz dediler. Bu da geçer dediler. Bunu da atlatır, hiç bir şey olmaz dediler. Dediler. Herkes bildi Poyraz Karayel'i ama kimse tanımadı.
Bak ben sana mutlu olunca ne olacağını söyleyeyim. Her şey yolunda. Sıkılırsın bir kere. Düşünsene bak, evdesin... Mutlusun. Üç aylığı almışsın. Karın, çoluğun çocuğun hepsi yanında. Mutlusun, oturuyorsun. Her şey yolunda. Borcun yok. Harcın yok. Aşk acısı çekmiyorsun...... E... Öl artık. Di mi? Ya haksız mıyım ben ya?
-Bana Ayşegül'ü anlat.
-Hani insan bazen eksik hisseder. Hayatın bir anlamı yoktur, boştur. Öylesine yaşayıp gidersin işte. Sonra biri gelir. Her şey yeniden anlam kazanır. Yeniden doğarsın. Dünyaya daha önce hiç bakmadığın bir gözle bakarsın. Yaşamak için bir amacın olur. İşte... Ayşegül o. Beni ben yapan her şey.
-Hayatımın anlamı diyorsun yani.
-Sadece hayatın değil, ölümün de tek anlamı.