Seyirci topluluğuna baktığında, ayakların baş, başların ayak olduğunu düşünmüş olmalıydı; caniler, dürüst insanları yargılıyordu. Mevcut sahnenin ruhuna, kendilerine yaraşır biçimde, Yani aşağılıkça, acımasızca ve kalitesizce şekil verenler, şehrin en aşağılık, en acımasız, en kalitesiz tabakasıydı.
Toprakları kederden başka mahsul vermeyen, harap bir ülke uzanıyordu göz alabildiğine. Her bir yeşil yaprak, her bir ot ve tahıl tanesi, en az ülkenin sefil insanları kadar aciz ve kurumuştu.