Ey koca çınarım ey Gazi memleketim
Yorgun taş duvarlarınadır hasretim
Başında çıkarmadığın kış kasketi, işte yine çehren rüzgâr yanığı Kars!
Ekimin otuzu geldi mi giy asaletini, çerkeska gibi vakur kama kını gibi bembeyaz.
Yaşanmışlığın derin heyben ağır
Her ilmiğinde asırlık sızı
Ne zaman anlatmaya kalksan maziyi
Coşar Taş köprünün gözyaşları
Hasret tüter sobaların, karla dumanla sevişir bacaların
Nefesin buz kessede ısıtır yürekleri
Ozan bağlamasındaki candan ezgi.
Keskin bakışların Kale’nden süzülür mağrur ovaya
Baltık motifi binalar yaslanır Türk mimarisinin asil rüyasına.
Bir tarih uyanır her sabah, geniş caddeler boyu güneş doğunca.
Kümbet Camii’nde dua çıkar arşa, tarih boyunca.
Her taşın bir dili var kulak ver esen yele
Sınır boyunda Ebu’l Menûçehr ilk camii
Mahzun bir sultandır Ani, O ki hoşgörülü bin bir kiliseli.
Arpaçay’ın öte yanına hasretle bakar yorgun yüzü
Medeniyet kapısı bu şehir, bağrında saklar en tılsımlı sözü.
Ebul Hasan Harakani’nin gölgesinde huzura erer gelen her can