mısra, bir alıntı ekledi.
 14 May 21:31

Cem Karaca’nın ‘devrimci müzik’ yaklaşımı
Cem Karaca’nın ‘devrimci müzik’ yaklaşımını Edirdahan konserlerinde de devam ettirdiğini görüyoruz. 1978 Şubat'ının sonlarında verilen bir Cem Karaca-Edirdahan konserinde çalınan parçalar şöyleydi: ‘1 Mayıs’, ‘Mor Perşembe’, ‘Bir Mirasyediye Ağıt’, ‘Adiloş Bebe’, ‘Maden Ocağının Dibinde’, ‘İhtarname’, ‘Kerem Gibi’, ‘Durduramayacaklar Halkın Coşkun Akan Selini’, ve ‘İşçi Marşı’. Politik çizgisini Dervişan’da bıraktığı yerden Edirhan’la konserlerinde devam ettiren Karaca, kayıtlarına ilkbaharda girmeyi planladığı albüm içinse daha değişik şeyler düşünüyordu.

Bir Cem Karaca Kitabı, Gökhan Aya (Sayfa 131 - Ada Müzik)Bir Cem Karaca Kitabı, Gökhan Aya (Sayfa 131 - Ada Müzik)
Tahin Pekmez, bir alıntı ekledi.
02 May 10:16 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır
Tanı bunları,
Tanı da büyü...
(Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebe'nin Ninnisi)

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 88 - Everest Yayınları)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 88 - Everest Yayınları)
FIRAT., Hasretinden Prangalar Eskittim'i inceledi.
 25 Mar 02:23 · Kitabı okudu · 10/10 puan

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Bir şiir kitabına dair nasıl inceleme yapılır hiçbir fikrim yok. Ancak Ahmed Arif'e dair söyleyeceklerim var.

Refik Durbaş'ın anılarından derlenen bir bölüm;

''Ahmed Arif günün birinde Ankara'da polisler tarafından yakalanır.Hakim karşısına çıkarılmak için Istanbul'a götürülmesi gerekmektedir.Zor zamanlardır.Şair, yakalandığı günü şu sözlerle ifade edecektir; "Serçe kadar canım vardı.Boğazımda kanama vardı.Hastaydım.Ekmek çiğneyemez, yemek yiyemezdim.Zaten zayıf bir çocuktum, büsbütün zayıflamışım.İşte böyle bir günde götürdüler beni..."
İki komiser, dört de polis nezaretinde İstanbul'a gitmek üzere trene binerler.Ahmed Arif, yolculuk bitiminde çekeceği işkenceyi düşünmektedir.Bindikleri kompartımanda yaşlı bir teyze ile bir amca onlara eşlik etmektedir.Havadan sudan laf açılır, yol boyu sohbet edilir.Bir ara polisler uykuya dalınca yaşlı teyze Ahmed Arif'e yaklaşır ve şöyle der; "Oğlum nedir halin?"
Ahmed Arif ne cevap vereceğini bilemez. Siyasiyim, sosyalistim, eylemciyim ya da oğrenciyim dese olmayacaktır. Çünkü tüm bu cevaplar yaşlı teyze için hiçbir şey ifade etmeyecektir. Şair, bunun gayet farkındadır. Ve birden aklına gelen en uygun cevabı verir yaşlı kadına; "Sevdadır bu teyze..."
Bunun üzerine yaşlı kadının gözleri parlar, Ahmed Arif'e sarılıp öpmek ister. O an yaşadıklarını ve hissettiklerini uzun bir süre unutamaz.''

Tam olarak buydu işte. Sevdaydı ondaki. Yine en iyi kendisi anlattı bunu;
"Ne alnımızda bir ayıp
Ne koltuk altında
Saklı haçımız.
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
İşte bağışlanmaz
Korkunç suçumuz..."

Kavgayla geçen bir hayat. Hayatın her dönemi zorluk, ekmek kavgası, memleket sevdası, direniş, cezaevi, işkence ve tabi ki şiir. Yaşadığı hayat, şiirlerinin temelini oluşturmuştur. Bu sebeple ;

Öfkenin ve inceliklerin şairidir o,

İsyancı ruhun ve başkaldırının sözcüsü,

68 kuşağının Ahmed abisi,

Dağların ve 'Daha deniz görmemişler'in şiirdeki karşılığı,

Tüm ezilen halkların ve bireylerin bastırılmışlıklarina, ötekileştirilmişliklerine, yok edilişlerine sırtını değil yüzünü dönen,

Dayak yiyen, işkence gören, her mahkeme öncesi çırılçıplak soyulan,

1943'te Van'daki Muğlalı katliamı için yazdığı 'Otuzüç Kurşun' şiiri sebebiyle sorgulanan, dövülen ve tellerden aşağı atılıp ölüme terk edilen halk adamıdır.

Bu yüzden onu dövenler, ona eziyet edenler, ölüme terk edenler, şiir yüzünden yillarını cezaevinde geçirmesine sebep olanların hepsi öldü, ölüyor ve ölecekler. Ama Ahmed Arif siirleriyle sonsuza dek yaşayacak.

KİTABA DAİR...

Ahmed Arif kitabin ilk asamasında adını 'Dört Yanım Puşt Zulası' koymak ister ancak bir dostunun uyarısı sonrası 'Hasretinden Prangalar Eskittim' koyar.

Kitap birkaç bölümden oluşuyor;

-İlk bölüm klasik şiirlerinden oluşan kısım,

-İkinci bölüm Diyarbakır Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi (Adiloş Bebe, Ahmed Arif'in kız kardeşinin oğlu),

-Üçüncü bölüm 1943'te Van'da 32 kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanması ile sonuçlanan Muğlalı katliamı ile ilgili yazdığı Otuzüç Kurşun,

-Dördüncü bölüm ise Ahmed Arif'in vefatından sonra toplanan bazı şiirlerinden oluşmakta.

Ayrıca kitabın sonunda Ahmed Arif'e ait kısa ama muazzam bir röportaj mevcut.

Adiloş bebe - Ahmet Arif (ne güzel adamsın)
Bunlar
Engerekler ve çıyanlardır
Bunlar
Aşımıza ekmeğimize
Göz koyanlardır
Tanı bunları
Tanı da büyü.

Adiloş Bebe - Ahmed Arif
Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü...

tiocfaidh ar la - our day will come
Bize ölü seviciler diyenler, ölüme alkış tutuyor diyenler, akademisyenlik böyle yapılmaz, açlık grevi ile bir kazanım olamaz diyenler ve daha niceleri... Bize akıl verenler, izlememiz gereken yolu çizenler...

Bugün Yüksel'de toplanan kalabalığa yapılan müdahaleleri gördünüz mü? Yerlerde sürüklenen kadınları, üzerilerine gazlar atılan kitleyi, polis tarafından yolunmak suretiyle saçları ellerine verilen kadınları gördünüz mü? Yüksel'de ki anıtın etrafına çekilen çitlerle yapılan çevre düzenlemesini gördünüz mü?


Siteyi amacı dışında kullanıyor eleştirilerine kulağımı kapattığımı baştan belirteyim. Herkes gibi benim de 'bazı' duygularım nasırlaşmış durumda. Kimse kusura bakmasın.


Ahmed Arif'in dizelerini kendimize şiar edindik.

...
Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?
...
Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
...
ANADOLU - Ahmed ARİF



"Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü...

Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü."

ADİLOŞ BEBE - Ahmed ARİF