"Nutk", "nefes" ve "kelâm"ları çağları delip geçen erenlerin günümüze kadar gelen eserleri; "kesret" denizine düşenlere uzatılan kurtarıcı birer "tevhîd" yeleğinden başka nedir? Evet, bize erenler yâr olacaktır. Şafağın şavkında penceremize konan bir güvercinin, gagası ile camımıza vurarak çıkardığı "tık-tık" seslerinin Bağdat'tan, Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin türbe-i şeriflerinden getirilen birçok selâm olmadığını kim iddia edebilir? Ya da bu kitabı istirahate geçmeden evvel okuyup başımızı yastığa koyduğumuzda kalbimize inen hüzünle karışık ferahlığın, kitabın içinde isimleri geçen velilerden gelen bir "hayırlı geceler" duası olduğunu kim inkâr edebilir?