Giriş Yap

Abdülkadir Geylani

Yazar
9.5
956 Kişi
Tam adı
Seyyid Abdülkadir Geylani, Abd el-Kadir Gīlānī
Unvan
Islam Bilgini
Doğum
Iran, 1077
Ölüm
Bağdat, 1166
Yaşamı
İran'ın Geylan şehrinde doğdu. Bağdat’ta vefat etti. Türbesi Bağdat’tadır. Kürt kökenli İslam bilgini. Kadiri tarikatının kurucusudur. Künyesi, Ebu Muhammed'dir. Muhyiddin, Gavs-ül-A'zam, Kutb-i Rabbani, Sultan-ul-Evliya, Kutb-i A'zam gibi lâkabları vardır. Babası Ebu Salih bin Musa Cengidost'tur. Peygamber torunu Hasan bin Ali'nin oğlu olan Hasan el-Mu'tena'nın oğlu Abdullah el-Kâmil'in soyundandır. Annesinin ismi Fatıma, lakabı Ümm-ül-hayr olup seyyidedir. Bunun için Abdülkadir Geylani, hem seyyid, hem şerifdir. Çok küçük yaşlardan itibaren farklı bir yapısı olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Bağdat'ta dönemin tanınmış âlimlerinden dersler alarak hadis, fıkıh ve tasavvuf eğitimini geliştirdi.  Hocalarından Ebu Said Mahzumi'nin medresesinde haftada üç gün pazartesi, salı ve cuma gecesi verdiği ders ve vaazları çok yoğun ilgi görmüştür. İslam Tasavvuf'unu herkesin anlayacağı şekilde sundu. Önceden Şafii mezhebi'nde idi. Hanbeli mezhebi unutulmak üzere olduğundan, Hanbeli mezhebine geçti ve bu tercihi mezhebin yayılmasında etkin bir yeri olmuştur.  Abdülkâdir Geylânî çok sayıda kız ve erkek çocuk sahibi olmuştur. Onlar vâsıtasıyla Kadirilik Mısır, Kuzey Afrika, Endülüs (İspanya), Irak, Suriye ve Anadolu'ya yayılmıştır. Oğullarından Ebû Abdurrahmân Şerafeddîn Îsâ Mısır'a yerleşmiş olup Mısır'daki Kâdirî şeriflerin dedesidir. Abdülkâdir Geylânî'nin torunları, Kuzey Afrika'da daha çok "Şerif", Irak, Suriye ve Anadolu'da ise Seyyid ve Geylânî diye anılmaktadır. Kadirî tarikatının kurucusudur.

İncelemeler

Tümünü Gör
224 syf.
Eser Abdulkâdir Geylânî hazretlerinin sohbetlerinden, nasihatlerinden oluşuyor. Derece derece insanın içinden alacağı, kendine giydirecegi hasletler, dersler mevcut.. Avama ayrı, havâsa ayrı bir sesleniş.. Herkesin her bir ruhun alacağı ortak şekil özetle şöyle anlatılıyor: Nefsinin kölesi olma; Allah'a asi olarak da nefsine zulmetme. Rabbinin yasak, yapma dediği yerde-durumda kör ol, sağır ol, dilsiz, elsiz, ayaksız ol. Sen Allah'ın emrinde olduğun sürece, mevcudat senin hizmetinde olur; kerih, çirkin şeyler senden uzağa düşer, uzaklaşır. Allah Teâlâ Hazretleri şöyle buyurmuşlar: "Ey dünya! Kim bana hizmet ederse ona hizmetkâr ol! Kim de sana hizmetkâr olursa onu bîtap düşür." Herkes etrafında, çevresinde dünyanın kölesi olmuş insanların sefaletini görmüştür. Ben arzuları, hırsları dünyaya dönük olan ruhların nasıl ızdırap içinde kıvrandıklarını, evvela daha bu dünyada insanların gözünden nasıl düştüklerini çok acı tecrübe ettim. Şehvetinin kölesi olma; kısmetin seni yedi dağ ardında dahi bulur, kısmetin değil ise sana sabır yaraşır. Sabrın ışığı da şehvetin-arzunun senden giderilmesiyle gözükür ufukta. "Rıza, kazasında; kanaat, ihsanında; sabır ise belasında caridir." Hale rıza şükürdür. Hırsla, gayretle kısmeti ele geçiremezsin. Ünsiyetin başkaları olmasın: Hakk ile olsun. Kalbin dünya ve içindekilere takılı kalmasın: arşın Rabbine bağlı olsun. Gözünün önünde hep dünya olmasın: yerin ve göğün Rabbini müşahede etmelisin. Hevanin kulu değil: Mevla'ya kulluk etmelisin. Sözünden dönme ki imanın zeval bulmasın. "Allah Azze ve Celle Hazretlerinden kaçış yok! Yetişir sana! Kazası hususunda nizâya (çekişmeye) girişme O'nunla, helâk ediverir seni. Hükmünü itham etme, terk eder seni. O'ndan gafil olma, uyandırır seni gaflet uykundan imtihanları ile. O'nun hükümranlığı tahtında yeni şeyler ihdas etme, helâk eder seni." Ve nasip.. Cezaların en büyüğü nasibin olmayan şeyin peşinde koşmak olarak ifade edilmiş; nasibin olan şeye meşguliyette bizatihi o nasibin şerri olur demiş Hazret. Nasip meselesi ince bir köprü. Üzerinden iman kanadıyla geçmek mümkün. "Bela halindeyken arz etme sakın durumunu Allah'tan başkasına" Yunus Emre bu uyarıyı şöyle nida etmiş: "Hikaye etmek dahi şikayet etmektir." Herkesin sıkıntısı, başındaki bela diline sakız olmuş bir çağda, bilmiyorum ki ne kadar dikkate alabiliriz bu uyarıları.. aynı zamanda ne kadar mühim bir nokta. İnsanlardan bir şey talep etmeme hususu üzerinde çok durulmuş. Soyutlanmak, bı nevi uzlet hâli. Bu insanın zayıflığının altını çizmek için muhtemelen. İnsan bir iyilik lütuf gördümu arkasındaki asıl sahibi görmekten acze düşüp sebeplere sarıldığı için bir nevi şirk haline düştüğünden. İnsana ihtiyacımız var, soyutlanamayacak kadar kaynaştığımız bir zaman.. sadece her şeyin ardında hakiki sahibi, Allah'ı görelim de gaflete düşmeyelim inşallah. Geylâni hazretlerinin bize söylemek istediği bu zannımca. "İnsanı insanın kurdu değil, ümidi olarak görenlerdenim. İnsan insanı ümit diye beller; ama insan ümidini insana bağlamaz. Allah'tan ümit ederiz." İsmet Özel. Öte yandan dünyaya sırtını dönüp, Allah'a bakan insanların nasıl manevi bir havaya, huzur verici bir atmosfere sahip oldukları da bir gerçek. "Ey çölde bir meskûn kadar yalnız olup çırpınanların en hayırlısı..." Onlar sabrı, şükrü, teslimiyeti, vakarı kalpten düşürmeyen, insanların en hayırlıları. Sıkıntılar onlarda çözülür, belalar sıkıntılar onlarla giderilir. Her yerde güzel anılır, en güzel kalplere yerleşirler.. "Allah'ın rahmet yağmurlarının ıslaklığı sabır, rıza, yakîn, muvafakat, ilim suretinde sana kavuşur. İman ve tevhid nuru ile dolmuştur manevî haznen." "..cehennem ateşi, mü'min yanından geçerken şöyle der: Nurun ateşimi söndürdü." Hadisi Şerif. Nurunun en büyük ateşleri söndüren müminler olabilmemiz duasıyla. Allah'a emanet olun. "Allah Teâlâ Hazretleri sizleri ve bizleri sevdiği, rızasına muvafık amellere muvaffak kılsın."
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
438 syf.
"Sana neler söyleniyor da duymuyorsun!.."
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. (k.s.)'nin şu sözleri eserin mahiyetini ziyadesiyle özetlemektedir: "Âdetullah O'dur ki, her ne kadar yüce velîler keramet göstermekten çekinîrlerse de, âlemlerin yüce Rabbi, evliyasına öyle ikram ve ihsanda bulunur ki, o ikramlar bazen evliyâ'yı kerametini gizlemekten mahrum eder." Mısır'da, Farsça basılmış olan bu eser; Abdulkadir Geylani Hz.'nin hayatını, hikmetli sözlerini ve menkıbelerini ihtiva ediyor. 'Ey Oğul' için (Gavs'ül-âzâm'ın evlâtlarına ve bu yolun tâliblilerine tavsiyelerini içeren küçük risale) ayrı bir bölüm yer alıyor. Sohbetlerine başlarken söylediği kıymetli sözler, insanoğlunun yaratılışı, fıkıh, Allah korkusu gibi konulara ayrı ayrı başlıklarla yer verilmiş. Cemaatin sorularına vermiş olduğu cevaplardan ziyadesiyle istifade ettik. Bir müridinin sorduğu; İlâhi ilhamlar, şeytanî ilhamlardan nasıl ayırt edilir sorusuna şu yanıtı vermiştir; "İlâhî ilhamlar; istemekle gelmez, bir sebepten dolayı da gitmez... Belirli bir zamanda ve belirli bir şekilde de gelmez... Şeytanî ilhamlar ise; bunun tamamen aksinedir..." Öyle güzel anlatıyor ki Muhabbet'i; Allah'ın sevgisine mazhar olmuş kişinin gözüne dünya, yüzük halkası kadar küçük görünür diyor, onun için dünya bir matem toplantısıdır artık... Zaman zaman hepimizin, vatanımızda, yuvamızda, soframızda, sevdiklerimizin, ailelerimizin yanında hissettiğimiz o tarifsiz mahrumiyet duygusu, hüzün, kimsesizlik... Daha güzel nasıl izah bulurdu bilmiyorum. Aşk diyor; uyanmanın mümkün olmadığı bir sarhoşluktur.Takva karışmış şarabı içene ne mutlu! Marifet diyor; hakikat ilmini her varlığın fenasında(yok oluşunda) görmektir. Himmet diyor; kişinin, nefsen dünyayı sevmekten; ruhen âhirete bağlanmaktan, kalben Allah'tan başkasını istemekten kendini kurtarmasıdır... Tevekkül diyor; sırran Allah'la meşgul olmaktır. Hem o derece ki nereye tevekkül ettiğini de unutur. Tevbe diyor; Hakk'ın kuluna karşı olan inayetine nazar edip o inayeti kulun kalbine yerleştirmesi ve onu kendisine doğru kemal-i şefkatle cezb etmesidir. Şükür diyor; minnet hissini yürekte duymak, tam mânasiyle şükür etmenin mümkün olmadığına kani olup âczini itiraf etmekten ibarettir... Eserde, Geylânî Hz.'nin (k.s.) müridlerine özel tavsiyeleri, vasiyyeti, vefat etmeden önce evlâtlarına olan sözleri, tavsiye ettiği namaz ve dualar, Kadirî Tarikatı ve kolları hakkında kısa ve öz bilgiler yer alıyor. "Ey OĞUL!.. Sana neler söyleniyor da duymuyorsun!.. Neler duyuyorsun fakat anlamıyorsun!.." Layıkıyla idrak edebilmemiz ümidiyle.
·
4 yorumun tümünü gör
237 syf.
·
11 günde
·
10/10 puan
"Ey yolunu kaybetmişlerin rehberi! Beni yoluna ilet!" Bitmesini istemediğim bir kitabı daha bitirmek nasip oldu. Kâdirî tarikatının kurucusu olan Abdulkadir Geylani hazretleri'nin sohbet ve vaazları'ndan oluşan bu kitap; Kalp alemini, ruh alemini ve nefis tezkiyesini Allah'a kul olmak değil, makbul kul olmanın yollarını anlatıyor. Alıntı atmaya doyamadığım bir kitap oldu ve bolca notlar... Gaylani'nin üslubu sert gelebilir. Ama gelmemeli öyle güzel anlatıyor ki, kitabın bir yerinden şunu da dile getiriyor "sözlerim size ağır gelebilir ama bunları söylemek zorundayım, bununla görevlendirildim" diyor. Allah ondan razı olsun. Mutlaka okunmalı istifade edilmeli. Bana okumayı nasip eden Allah'a binlerce Hamdolsun. "Nefsini hesaba çekip onunla mücadele etmeyen hiç bir kimse iflah olmaz. Hz. Peygamber ( s.a.v) şöyle buyurur: "Bir kimsenin kendi vicdanında öğüt vereni yoksa hiçbir vaizin öğüdü ona kâr etmez." Kurtuluş isteyen nefsine öğüt versin, onu zühde teşvik etsin ve onu yola getirmeye çalışsın. Zühd önce haramları, sonra şüpheli şeyleri, sonra mubahları ve son olarak terk edilen bir şey kalmayıncaya dek helal namına her şeyi terk etmektir." Allah'ım! Bizi gönülden sana teslim olanardan ve her daim senin yolunda olanlardan eyle! Seninle birlikte veya sana rağmen kendi işlerimizi planlamaktan kurtar ve bizi sana tevekkül edenlerden kıl! Biz nefsimizi düşünmeden önce de sen bizi düşünürsün. Varlığımızdan önce bizim için olduğun gibi varlığımızdan sonra da bizim için ol! Bize lütuf elbisesini kuşandır ve bize teveccüh et! Tedbir karanlıklarını kalplerimizden çıkar. Tevekkül nurları ile sırlarımızı aydınlat! (Âmin)...
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42