Zübüdükdürü Zemberek Yo Yo

Zübüdükdürü Zemberek Yo Yo
@adreamerwitch
Bu bölüm burada sona erse çok da üzülmezdim çünkü artık yazacak başka bölümler olacağını biliyordum. Hikayemin annemin ölmesiyle sona erdiğini sanmıştım çünkü o olmadan bir kitap olabileceğini düşünememiştim. Çünkü bunun sadece bir bölümün sonu olduğunu biliyordum. Bu, kitabın ilk kısmının sonuydu. Annem ölmüş olsa da onun hikayesi benimle birlikte yaşadığı sürece o, yazdığım her kelimeye sinecekti. Onun hikayesi okuduğu ve paylaştığı kitaplarda, tanıştığı insanlarda yaşamaya devam ediyordu. Benimki de öyle olacaktı. Hikayelerimizi anlatmamızı bekleyen koca bir evren vardı. Ve annem öldüğünden beri ilk kez, hayat bir cümlenin sonu gibi gelmiyordu. Bu sadece kitabın açılışıydı ve maceranın beni götürdüğü yerlere benimle gelecek yakın arkadaşlarım vardı.
Sayfa 258 - Rosie Thorne·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ben hiçbir zaman sözümden dönmezdim. Annem böyle öğretmişti. İnsanların tuttuğu sözlerden ibaret olduğunu söylerdi ve ben de borcumu ödemekte kararlıydım. Ve şimdiye dek bu uyuşuk kasabadan ayrılmamış olabilirdim ama bu hiçbir zaman ayrılmayacağım anlamına gelmiyordu. Vance de benim gibi buraya tıkılıp kalmıştı ve madem benden kurtumaya bu kadar can atıyordu, bunun için çaba harcaması gerekecekti. O inatçı olabilirdi ama ben de öyleydim.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Yapmadığım ne vardı? Bu liste, sandığından çok daha uzundu. Yaşıtım normal gençlerin yaptığı çoğu şeyi yapmamıştım. On yedi yaşındaydım ama hiç ekonomide uçmamıştım. Hiç ucuz bir arabaya binmemiştim. Hiç Kobe bifteğinden daha ucuz spor ayakkabılarım olmamıştı. Hiç hazır ramen yememiştim. Hiç üvey babamla beyzbol oynamamıştım. Hiç aşık olmamıştım. Ama bu geçen ağustosta, ExcelsiCon'da, balkondaki o kızı ve parmaklarındaki o yüzüklerde nasıl oynadığını, benim rezil şakalarıma nasıl güldüğünü hatırlıyordum. Bir hiç olduğum yalanını, büyüsü bozulmadan ne kadar sürdürebileceğimi merak etmiştim.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Fakat o kelimeler içinde kitapları sevmekten çok daha fazlası yatıyordu. Ben kitapların kokularını seviyordum. Rafta, yan yana duruşlarını seviyordum. Sayfalarının parmaklarımın arasında hışırdamasını seviyordum. Büyük kitapları da seviyordum, küçük kitapları da. Kelimeleri seviyordum, ardı ardına dizilişlerini ve en çok da hikayeleri seviyordum. Kitapların sadece birer kitaptan öte birer kapı olmalarını seviyordum. Kitaplar daha önce hiç gitmediğim yerlere, hiçbir zaman olamayacağım insanlara açılan portallardı ve o kitaplar sayesinde binlerce hayat yaşamış, binlerce dünyayı ziyaret etmiştim. O kitaplarda bir prenses, asil bir şövalye ya da kötü adam olabiliyordum - arzu edildiğimi hissedebiliyor, kötülükleri ezebiliyor, Karanlık Lordları yenip Tek Yüzük'ü yok edebiliyor ve yıkımın eşiğindeki Federasyon'u tekrar bir araya getirebiliyordum. Kitaplarda ben basit, hayatı hiçbir yere gitmeyen, aptal-bir-üniversite-başvuru-mektubu-bile-yazamayan Rosie Thorne değildim.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Ufacık General Sond'umu kavrayıp balkondaki oğlanı hatırlarken kendi kendime sırıttım. O çocuk bana ben bozukmuşum gibi, tamir edilemeyecek bir şeymişim gibi bakmamıştı. Keşke ismini öğrenseydim. Keşke onu daha fazla sıkıştırsaydım ki aslında ismini tekrar tekrar da sormuştum... Ve her seferinde bana gülümseyip, "Tahmin etmelisin," demişti. "Bu adil değil, hiç ipucu vermiyorsun! Peki, ben de sana kendi ismimi söylemem. Sen de tahmin edeceksin." Kıkırdamıştı. "Kaç tahmin hakkım var?" "Sabaha kadar," diye karar vermiştim. "Sabaha kadar," diye kabul etmişti o da.
Sayfa 25·Kitabı okudu