Yıllar önce hatırlıyorum. Çok güzel vakitlerim vardı. Annem ile babam çok iyi geçinir, beni eğlendirirdi. Derslerinde başarılıydım okul dışı etkinlikler yapıyordum. Babam askerdi. Bazen işleri olur bu yüzden baya uzaklara giderdi. Yine onlardan biriydi 4-5 ay gelmezdi babam. 6. Ay olmuştu. İşleri uzamıştı ama hergün arardı , konuşurduk. Bir gece uzun süre aramadı. Çok çalıştı erken uyumuştur diye düşündük. Ertesi akşam bir telefon geldi. Babamların birliğe bir saldırı olmuş. Annem telefon başında ağlamaya başladı. Ben de merak ettim tabi. Annem gizlemedi benden. Babamı şehit etmişler. Ağladım. Göz yaşlarım tükeninceye kadar ağladım. Ama şehit olduğunu öğrendiğim ve onu toprağa verdiğimiz gün dışında bir daha ağlamadım. Hatta gurur duydum. Babam milleti için şehit olmuş, cennete gitmişti. "Ben de birgün yanına geleceğim baba" diye söz verdim kendime. Bu dünyaya iyi şeyler bırakacak vakti gelince de babamın yanına gidecektim.
Yıllar geçti. Annem bana elinden geldiğince yardım etti. Okuttu. Onun sayesinde mühendis oldum hakkını ödeyemem. Bir gün sokakta geziniyordum. Bir evin önüne polisler gelmişti. Sordum ne olduğunu "biri karısını dövmüş bu sırada kadın kafasını duvara vurup ölmüş. Komşular da polise haber vermiş. Bir de kızları varmış. Ona çok yazık oldu babası hapise, annesi mezara gitti çocuğun" dediler. O çocuğu gördüm o anda. Bir yerde oturmuş ağlıyordu. Ancak 8-9 yaşlarındaydı. Daha çocuktu ama böyle şeyler şahit olmuştu. Onun da parklarda oynamaya arkadadaş edinmeye ailesiyle mutlu olmaya hakkı vardı. Ama o bunlara şahit olmuştu. Yüzünü unutamadım. Düşündüm çok düşündüm sonunda onu yanıma almaya ona şevkatli bir yuva verme kararı aldım. Araştırdım kızın adı Melek idi. Yurda vermişlerdi onu. Tabi resmi işlemler gerekiyordu ama birkaç gün sonra onu yanıma