Didem, kimsenin baskısı, yönlendirmesi olmadan başını örtmüş, kapalı giysiler giymiştir. “Örtündüm ben” der kardeşine. “Her şeye karşı.. Kadın kimliğimden de sıyrıldım. Bu beni rahatlattı..” / “başörtülü bir anne olarak bekliyorum, ruhumun şark hizmetinden dönüşünü..” /
Bir gün bir birahanede genç bir kızla bir delikanlının konuşmasına kulak misafiri olmuştur. Kız “Hayat yalan be oğlum” diyor ve içini çeke çeke ağlıyordur. “Bir kere o kız kadar içten hayat yalan be oğlum diyebilseydim, hemen yazmayı bırakırdım. Hayatın bir yalan olmadığına kendimi ve başkalarını ikna etmeye çalışıyorum” der..
Bazı yazarlar/şairler sineği “şırraak” diye pembe sineklikleri ile öldürüp, yazmaya devam ederler. Sinek hiç olmamış gibi olur. Hiçbir şey onları “kutsal” meşguliyetlerinden uzaklaştıramaz. Bendeniz at sineğini yazıma misafir ederek ondan kurtulmaya çalışıyorum. Böylece vızıl vızıl yazıyoruz birlikte..