Demek memleket ve amaç, insandan yalnız bedenini, yalnız hayatını istemiyordu. Bunların bin defa üstünde, bunların heyecanını oyuncak yapan aşkın pahasını istiyordu.
O, bana babamı kurtarmak için gittiğim gün evlenme teklifi etti ve buna karşılık buradan çekileceğini, onun çekilmesinin buradaki Yunan askerini zayıflatacağını ve belki Anadolu’daki Yunan ordusunun dağılacağını söyledi. Reddettim, Tosun. Çünkü seni, seni memleketimden çok seviyorum galiba!
Bir defa daha hissediyordu ki Tosun, önce kendi dimağındaki egemen düşüncenin tutsağı, kölesidir. Ve bütün idealist adamlar, belirli bir amaca varlığını adayanların zulmüyle zalimdir. Çünkü bunlar için, insanca bağlar, en güçlü aşklar, amaçtan sonra gelen şeylerdir ve amaçları için hiçbir elemden, hiçbir fedakarlıktan, hiçbir kurbandan kaçınmazlar.
Hayır, din bu değildi, bu çirkin ve kaba Hacı Fettah Efendi’nin temsil ettiği şey değildi. Din, nurlar içinde sonsuz bir rahmetin, şefaatin görünüşüydü. Kundakta ümmeti için şefaat isteyen peygamberin, asi ümmetine sığınak olan büyük Muhammet’in diniydi. Hacı Fettah Efendi, din perdesine bürünmüş, dünya yüzünde şeytanın insanları üzmek için gönderdiği bir temsilciydi.