Afife

Bence akıllı insanlar, attığı birkaç sloganın ișe yaramadığını deneyimledikten sonra slogan atmamaya karar veren kişilerdir. Onlar gerçekten deneyimlemedikleri, meleke haline getirmedikleri bir söylemi dile getirmezler. Diğerleri ise dünyada asla karşılık görmeyecek söylemleri slogan olarak tekrar ederler. Bunlar iki çeșittir; birisi sloganı sınayacak imkân bulamaz, çünkü kapalı bir fanus içerisinde yașamaktadır. Ömrünü haklı olduğunu zannederek tüketebilir. Diğeri ise fanustan her çıktğında sloganının işe yaramadığını görür. Ancak sloganı terk etmek yerine yașamayı terk eder ve kendisini hayata kapatır. Hayatı deneyimlemekten kaçabileceği küçük bir fanusta, sloganları ile güvenli alanda ömrünü tamamlamayı tercih eder. Her ikisi de nihayetinde bir fanusa kapanarak hayatı deneyimlemekten vazgeçmek zorundadır, çünkü deneyim sloganı yıkacaktır. Burada kişi psikolojik faktörlerle söylemini korumaya azmetmektedir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsanların büyük bir kısmının entelektüel faaliyetten anladığı, kulaklarından içeri dökülen sloganları papağan gibi tekrar etmekten ibarettir. Sloganlar ise dayanıksızdır. Ayette zikredilen örümceğin evini anımsatır. Ancak sloganlar bir akış oluşturur. Kendinizi bu akışa kaptırmazsanız ve durabilmeyi becerirseniz sloganın ne kadar boș olduğu çok kolayca fark edilir. Bu sebeple insanlar dönemin modasına kapılarak canları ve malları pahasına savundukları fikirlerinin çok saçma olduğunu modası geçince fark ederler. "Yahu biz o zamanlar nasıl kapılmışız buna" gibi bir ruh halinde olurlar. İște bu durum, akış ve dönemin modası ile alakalıdır.
"...Oysa öğrenmek böyle değil, küçük bir çocuğun süt içmesi gibidir. Süt nereye gitti? Koluna mı gövdesine mi? Hangi süt damlası hangi eti oluşturdu? Bunları bilmek imkansızdır. Vakıada gözlenen şey, çocuğun büyüdüğüdür. Kitap okumak da yaklaşık bunun gibi bir șeydir."
Alıntı
İsrail devletinin yıkılışını da -evet, bir gün olacaktır- hızlandıracak olan üç temel nokta vardır: 1) Yahudiler içindeki bölgesel ve dinî sınıflar arasında yaşanan ölümcül çekişme, 2) Dindar ve seküler Yahudiler arasındaki düşmanlıklar, 3) Yerleșimcilerin yarattığı gerilim ve terör. Bu üç unsurun İsrailin toplum ve devlet yapısını derinden sarstığını ve silkelediğini bilen yönetici akıl, "ortak düşman" olarak işaretlenen Araplar ve Filistinlilere odaklanmak suretiyle, ayrışma noktalarını gizlemeye çabalamaktadır. Özellikle iç siyasette sıkışan İsrail hükümetlerinin hemen etrafa saldırılar düzenlemeye başlamasının altında da bu sebep yatmaktadır. İsrail toplumu, "Arap korkusu ve nefreti" ortak paydası üzerinde birleştirilerek, ayrışma ertelenmeye çalışılmaktadır.
Batı'nın islam dünyasına ihraç ve ithal etmeye çalıştığı mutlak ve ideal demokrasi" kavramı, Müslümanların bedenine olmayacak bir elbisedir. Başka bedenlere ve ölçülere göre dikilmiş esvapların farklı kişileri sıkıp bunaltması gibi, demokrasinin islâm dünyasının genelinde bir türlü dikiş tutturamamasının en büyük nedeni budur.
Alıntı