• Düşünsene bir gün bu beden toprak olacak ve sahibine geri dönecek. Peki insanın benim diyebileceği ne olabilir ki şu dünya da.? En yakınında ki bu gözler, bu yüz, bu burun sana ait değilken sen nasıl kendini bu dünyaya ait hissedebilirsin ki.? Bedenin bile bir yabancı iken nedir bu her şeyden çok sahiplenme isteği..

    (Kendimce Satırlarım - Orkun)
  • Kitap aşırı güzeldi!

    Halil Cibran'ın birkaç kitabını okudum ve hepsi aforizma şeklindeydi. Ama bu kitabı farklı bir tür olan roman olarak yazılmış.

    Genç bir adam ile bir kadının kavuşamamasını anlatıyor. Adam Cibran ve de bu da kendi hikayesi diyenler varmış bu arada...

    Neyse kitap neden güzel onları anlatayım.
    Cibran'ın üslubu efsaneee!
    Öyle güzel betimlemeleri öyle güzel süslemeleri var ki insanın aşık olası geliyor :D

    Tabii kitabı güzel kılan başka bir nokta ise kadınların özgür olamamasını eleştirmesi ve toplumsal sorunları konu alması.

    Bu noktada kitaptaki kadın da zaten sevdiği adam ile evlenemiyor.

    Kitap 80 sayfaydı ve hemencecik bitti ama çok güzeldi,kendisine hayran bıraktı.
    Okumanızı tavsiye ederim :)

    Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
  • Kitabı sonunda bugün bitirdim büyük bir zevkle.
    İlk olarak şunu söylemem gerekir ki kitap; psikoloji, felsefe,sosyoloji temelli ağırlıklı olup yazar gözlemlerini en ince ayrıntısına kadar yapmıştır. Bu gözlemlerde ilk olarak Dostoyevski’nin çocukluğundan başlayıp, yetişkinlik dönemine kadar kaleme aldığı eserlerinin kaynağının ne olduğunu, kimlerden etkilendiğini, ve her bir dönemdeki sosyal, kültürel, din, siyasal olgulardan etkilenip bunları eserlerine yansıtmıştır. Yani nesnel olguları öznel betimlemelerle tasvirlerle destekleyerek bunu açık, yalın bir dille okuyucuya aktarmiştir.
    Diger yandan Rene Girard; Dostoyevski’yi anlatırken, eserlerinde gizli olan Yeraltı dünyasındaki o insanı tüm çıplaklığı ile açığa vurmuştur. Bunu yaparken o insanın, toplumla ilişkisini, kendi ile ilişkisini gözler önüne sermiş, eserlerdeki karakterlerin analizlerini , birbiri ile ilişkisini, bu karakterlerin gizli dünyasını en acımasız bir şekilde ortaya koymuş , eserlerde verilen mesajları bize aslinda Dostoyevski’nin karakterini , yapısını , iç dünyasını açık bir şekilde ortaya koymaya çalışmış, bunu da aslında varoluşsal olgu ile açıklamaya çalışmıştır.
    Aslında bize demek istenen şu ki ; her insanın bizden gizlediği gururun, bencilliğin, gitgellerin yaşadığı , ruhsal dalgalanmaların yaşandığı, acımasız gerçeklerin var olduğu ve orada sürekli ölüp ölüp dirildiği bir YERALTI DÜNYASI'ndan bahseder.
    Kitap daha cok aforizma niteliğinde olup toplam 118 tane alıntı yaptım. Kitabı çok beğendim çok güzel bir kitap. Çok severek okudum. O yüzden 10/10 derim
  • "Bir insan bir boku bir kere yediyse bir daha yer. Tecrübeyle sabittir bu. Tabi benim tecrübemle değil. Benim tecrübelerimden aforizma falan çıkmaz. Kederli ve mutsuz sarhoşlar için kafa s.kecek anekdotlar çıkar sadece. Kaç tane insan evladı gelip gittiyse bu dünya çöplüğünden alayının tecrübeleriyle sabittir. Yani bunu, bir insanın bir bok yediğinde aynı boku bir daha yiyeceğini herkes bilir. Peki ben niye şimdi herkesin bildiği bir şeyi anlatmaya çalışıyorum? Anlatmaya çalışıyorum çünkü bunu daha önce de yapmıştım. Anlatmaya çalışıyorum çünkü kederli ve mutsuz bir manyaksan daha önce anlatmaya çalıştığın şeyleri durup durup anlatmaya çalışırsın. Anlatmaya çalışıyorum çünkü bu yolunu s.ktiğimin dünyasında gerçekten anlatmak istediğim şeyler kimsenin umurunda değil. Anlatmaya çalışıyorum çünkü anlatmazsam susup kendi bataklığımda boğulacağım. Al işte yine yaptım gerçekten anlatmak istediğim ama kimsenin umurunda olmayacağını bildiğim için anlatmadığım şeyler anlatmaya başladım bile. Anlatmaya çalışıyorum diye başlayan hiçbir kişisel açıklama umurunuzda değil. Bunu da anlatmaya çalışmıştım eğer unutmadıysanız. Neyse özeli bırakıp genele dönelim. Hepinizin çok iyi bildiği gibi bir insan bir boku bir kere yediyse bir daha yer. Anlatabildim mi!? "
  • “- Sizin hakkınızda, Nietzsche'den sonraki en iyi aforizma yazarı olduğunuz
    söyleniyor.

    -Nietzsche, çılgınlığının başında aforizmalar yazmaya koyulmuştu; dengesini kaybetmeye başladıktan sonra. Bende ise bu bir yorgunluk işaretiydi. Açıklamak, ispat etmek niçin? Zahmete değmez. Bir önermede bulunuyorum; hoşunuza gidiyorsa ne ala, yoksa kapatın çenenizi! Her şeyden tiksindiğim için aforizmalar yazdım. Öğretmenin tam karşıtıyım ben. Açıklamaktan nefret ediyorum, özellikle de kendimi açıklamaktan...”
  • İlk paragraf incelemenin teşekkür bölümü olduğundan okumayabilirsiniz!

    Halil Cibran ikinci okul ziyaretimde çok değerli felsefe hocamın Einstein'dan ve John Berger'den sonra önerdiği üçüncü yazar oluyor. Arzu Hocama bana ayırdığı zamanlar ve her zaman bir şeyler öğrendiğim ve düşündüren sohbetleri için teşekkür ediyorum.

    Her ne kadar Cibran için de yine çokça inceleme yapmış olsalar da Cibran'ın kendi gözümden görünüşü ve anlamını yazmak istiyorum.

    Ermiş kitabında Halil Cibran; Ermiş'in, gittiği bölgede halkın Ermiş'e sorduğu sorular ve onun verdiği cevaplar ile örülmüş bir akış tercih etmiş. Ayrıca Ermiş sorulan bu sorulara çok yönlü cevaplar vermiş. Sorular farklı açılardan farklı benzetmelerle cevaplandırılmış.

    Gezgin kitabında da anlatmak istediklerini bir öyküye bağladığından bu farklı bir özellik kazandırmış bu eserine Cibran. Hikayeden ana fikri ve değeri alıp üzerinde düşünmek için Gezgin kitabı okunabilir. Ve hikayeler bazı konularda metafor işlevi görmüş. Böylece fikir örnekle bağdaşıp akılda kalıcılığını artırmış oluyor.

    Kum ve Köpük kitabı ise Cibran'ın aforizmalarını topladığı eser oluyor. (Tam karşılar mı bilmem ama aforizma yerine serbest düşünce demek istiyorum -çünkü düşünceler soru cevap yoluyla veya hikaye yoluyla aktarılmıyor; doğrudan veriliyor) Kum ve Köpük boyutuna göre (sayfa sayısı) küçük olmasına rağmen içerik olarak büyük ve derin bir kitap. İşaretlediğim ve işaretlemediğim diğer aforizmaların üzerine tekrar tekrar düşündükçe ve yeni yeni anlamlar keşfettikçe kitabı tam anlamıyla okuduğumu söyleyebileceğim.
  • Kitap Konfüçyüs'ten manidar sözler içeriyor fakat Konfüçyüs'ün ismini okumakta zorlandığım şahışlar adına yaptığı yorumları pek anlamadım. Okuyacaklara ve Çin kültürüne meraklılara önerim biraz altyapı kazanıp okumaları olur. Konfüçyüs dönemindeki hükümdarlar arasındaki olaylara göz atmalarını tavsiye ederim. Ben Dedalus Yayınlarından okudum kitabı belki başka yayınlarda Konfüçyüs'ten aforizma şekilde yazılmış olabilir.
    İyiye, doğruya, ahlaka ve hayata dair çok değerli öğütler barındırıyor kitap. Okuyacaklara kolay gelsin :)