Geri Bildirim
  • iz bıraktığı kişideki etkiyi, o eseri okumayanlarda genellikle bırakamayan cümlelerdir. 

    buradan benim anladığım da şöyle bir şey: edebiyatın belki de en büyülü kısmı olan bu cümleler; tek başlarına esip gürleyen aforizmalar değil, eserin bütüncül atmoseferine belki cuk oturmuş belki de onun temasını kısacık bir şiir gibi özetleyen, özenle bir araya gelmiş kelimelerdir. öyle ki, kitabı okuduktan uzun süre sonra, ondan bir cümle hala aklımda kalıyorsa; emin olurum ki yazar o cümleyi doğru şekilde kurmak, doğru yere koymak ve doğru kişiye söyletmek için az bir çaba harcamamıştır. bir düşünceyi akıcı veya vurucu bir üslupla ifade etmek aforizma için yeterliyken; koca kitaptan geriye kalacak unutulmaz bir cümle bırakmak -çoğu kez- iyi de bir kitap yazmış olmayı gerektirir.

    (ayrıca kişisel de bir problemim var. benim aklımda nedense, cümle yerine paragraflar kalır kitaplardan. bu neden böyle, onu yeminle bilmiyorum. demek ki benim bile bilemeyeceğim şeyler var bu dünyada.. )
  • Kitabın Yorumu

    Eğitici gençlik kitapları yazarı Bilge GÖKSU’nun “Kendine Bir İyilik Yap - Bu Kitabı Oku” isimli kitabı; daha çok ilköğretim öğrencilerine hitap eden, iyilik üzerine bazı düşünce, özlü söz ve örnekleri içeren, bilgilendirici bir yayındır.

    Kitabın üç kelimeyle özeti; “İyilik, Hayat, Sevgi” , üç kelimeyle yorumu ise; “Derleme, Eğlenceli, Faydalı.”

    Kitabın içeriği, erdemli davranışlar hakkında yazılmış toplam 62 başlık altında yer alan; kavram, söz ve tavsiyelerden oluşuyor. İkişer - üçer sayfada açıklanan her bir konu; karikatürlerle, resimlerle ve post-it’lerle desteklenerek görsellik artırılmış. Yapılan alıntılarda; iyilik konusunda dini nitelikli bilgilere ve ünlü kişilerin sözlerine de yer verilmiştir.

    Kitabın bazı konu başlıkları ile şöyle;
    - Hadi sen de gülümse,
    - İyiliğe dair,
    - Hassas terazi,
    - İyiliğe dair atasözleri,
    - Küçük Prens’ten (kitaptan alıntı),
    - İzlenesi filmler,
    - Dünyayı ağlatan çocuk,
    - Küçük istavritin öyküsü,
    - Aforizma.

    Kitabın dili sade ve anlaşılır.

    Derleme niteliğindeki kitap, birkaç saatlik kısa bir sürede okunabileceği gibi, aralıklarla bölüm bölüm de rahatça okunabilir ve bir tatil kitabı olarak da düşünülebilir.

    Kitap, okura; “hayatta iyiliği esas almanın, kötülükle uğraşıp insanları üzmekten daha kolay ve daha mutluluk verici olduğu” mesajını iletiyor ve gençleri bu yönde teşvik ediyor.

    Sonuç olarak, Bilge GÖKSU’nun yazdığı; dinlendirici, temel kavramları öğretici, iyiliği teşvik edici “Kendine Bir İyilik Yap” isimli faydalı eseri, özellikle ilköğretim çağındaki öğrencilere tavsiye ediyoruz.
  • Aforizma... Hani şu kahvaltıda ekmeğin üzerine sürdüğümüz beyaz ve kıvrımlı şey. Sizi beslemez ama tok tutar.
  • Halil Cibran tam bir filozof, Ermiş, Gezgin, mezcup...
    Merakla okumayı istediğim yazarla Ermiş kitabıyla tanışmış ve yazara hayran olmuştum. Ardından Kum Ve Köpük kitabıyla da ikinci stefan Zweig imi bulmuş oldum.
    Kısacık bir kitap bu kadar mı dolu olur, bu kadar mı düşündürür. Aforizma ve söylemleriyle kişisel gelişim kitaplarını rafa kaldırtacak bir kitap. O derece kitapta altını çizdiğim cümleler o kadar fazla ki bunları birer birer alıntılayarak parçalamak yerine tek seferde incelememe eklemeyi daha uygun buldum.
    Kitapta din, giyim, aşk, dostluk, sevgi ne ararsan en derin anlamlarıyla bulabiliyorsun. Her cümlesi o kadar derin ve anlamlı ki kesinlikle bir çırpıda değil de sindire sindire okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyor ve
    Okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.

    _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

    ALINTILAR.

    *Bugüne kadar yalnızca, “Sen kimsin?” diye sorana ne cevap vereceğimi bilemedim.

    *Yalnızca bir kez konuştu Sfenks, “Bir kum tanesi çöldür, çöl de bir kum tanesi.” Bunu söyledi ve tekrar sustu. Bir daha da hiç konuşmadı.

    *Unutkanlık bir tür özgürlüktür.

    *Kuş tüyünde uyuyanların gördükleri düşlerin toprak üstünde uyuyanların düşlerinden daha güzel olmadığını bildiğim halde, hayatın adaletine olan inancım nasıl azalır?

    *Başkasın gerçekliği; size açıkladığı şeyde değil, açıklayamadığı şeyde gizlidir. Bu yüzden eğer onu anlamak istiyorsanız, sözlerini dinlemektense, söylemediği ama yaptığı şeylere bakın.

    *Hayat; kalbinden geçen şarkıyı söyletecek bir şarkıcı bulamadığında, aklından geçeni dillendirecek bir filozof çıkarır sizden.

    *Yalnızca dilsizler kıskanır geveze olanı.

    *Şayet kış; “Bahar kalbimdedir benim, ” deseydi, kim inanırdı kışa?

    *Pek çok öğreti pencere camı gibidir. Camdan bakarak gerçeği görebiliriz ama gerçekle aramızdaki engel de yine odur.

    *Kim bir kadını anlar ya da dehayı kavrar veya sessizliğin gizemini çözerse o kişi adam olmuş, güzel bir rüyadan uyanmış, kahvaltı masasına oturmuş demektir.

    *'Üstüngörmecilik, ayrımcılık yapmayalım.'

    *Ağaçlar, toprağın göğe yazdığı şiirlerdir. Bizler onları yere devirir, kendi boşluğumuzu kaydetmek için kâğıda dönüştürürüz.

    *Şiir bir fikrin ifade ediş biçimi değildir. Kanayan bir yaradan ya da gülen bir dudaktan yükselen bir şarkıdır.

    *Deli bir adam ne senden, ne de benden daha az müzisyen değildir; sadece onun enstrümanının akordu sizinkinden biraz farklıdır.

    *Bizler sadece güzelliği keşfetmek için yaşarız. Geri kalan bir bekleme biçimidir sadece.

    *Kendini her gün yenilemeyen bir aşk, alışkanlığa ve köleliğe dönüşür.

    *Sadece büyük bir acı ya da büyük bir mutluluk şendeki gerçek olanı açığa çıkarabilir.
    Eğer gerçek olanı açığa çıkarmak istiyorsanız, ya güneşin altında çıplak dans edeceksiniz ya da çarmıhınızı sırtlayacaksınız.

    *Güneşe arkanızı dönerseniz, görüp göreceğiniz tek şey gölgeniz olur.

    *Kibar ve nazik bir kurt, kendi halinde bir koyuna, “Evime buyurmaz mıydınız?” diye sormuş. Ve koyun cevap vermiş: “Evinize buyurup, sizi şereflendirmek isterdik şayet eviniz karnınızda olmasaydı."

    *Eğer kalbiniz bir yanardağ ise, elinizdeki tomurcukların çiçek açacağını nasıl umut edebilirsiniz?

    *Bir başkasını ancak kendi bilgi ölçünüzle yargılayabilirsiniz. Şimdi söyleyin bana, aranızda kim suçlu, kim suçsuz?

    *Samimi olan kişi, sizin suçlarınız karşısında kendini yarı yarıya suçlu hissedendir.

    *Sadece kovalandığınızda en yüksek hızınıza ulaşırsınız.

    *Hapishaneye götürülen birini görünce içinizden şöyle deyin, “Belki de kurtuluyordur daha dar bir hapishaneden." Ve sarhoş bir adam görünce içinizden şöyle deyin, “Belki de kurtulmak istiyordur daha çirkin bir şeyden."

    *Yavaş yürüyene, yavaş düşünenden daha çok acımanız ne zavallıca bir durum. Ve gözü kapalı olana, kalbi kapalı olandan daha çok acımanız da.

    *Gerçekte iyi olan kişi, adı kötüye çıktığı halde iyi kalabilendir.

    *Hepimiz tutsağız ama bazılarımızın hücresinde pencereler var, bazılarımızın yok.

    *İnsanlar arasında en acınası durumda olanlar, hayallerini gümüş ve altına çevirenlerdir.

    *Bir keresinde bir dereye denizden bahsettim.
    Dere benim abartmayı seven bir hayalperest olduğumu düşündü. Ve bir keresinde denize dereden bahsettim. Ve deniz benim her şeyi küçük gören bir iftiracı olduğumu düşündü.

    *Karıncanın çalışmasını, çekirgenin şarkı söylemesinin üstünde gören bir görüş, ne kadar da dardır.

    *İnsanlar arasında yapılan cenaze töreni, melekler arasındaki düğün şenliğidir belki de.

    *Hayata, “Ölümün sesini duymak istiyorum, " dedim. Ve Hayat sesini her zamankinden daha fazla yükselterek bana, “Şimdi onu duyuyorsun, " dedi.

    *Belki de melekler gökte gezinen iyi düşüncelerimizdir.

    *Sadece kalplerinde sırları olanlar, kalbimizdeki sırları hissedebilirler.

    *Sırlarınızı rüzgâra salarsanız, onları ağaçlara fısıldıyorlar diye dönüp rüzgârı suçlayamazsınız.

    *Sanat doğadan sonsuzluğa doğru atılmış bir adımdır.

    *Yahuda’nın annesinin ona duyduğu sevgi, Meryem Ana’nın İsa’ya olan sevgisinden daha mı azdı?

    _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
    **Zaman ayırdığınız için teşekkürler.
  • Aforizma modern insanın kullandığı bir ağrı kesicidir. Hiç olmanın ağrısını dindirir. Sonra ağrı yine başlar.
  • Kitap okurken, beğendiğim cümlelerin altını çizmeyi yıllar önce bırakmış olmasaydım, bu eserde altı çizilmedik cümle kalmazdı neredeyse. Hayata, ölüme ve arasındaki her şeye dair...

    Aforizma deyip geçmemeli. Bir kere okuyup kitaplığa kaldırmamalı. Baş ucunda durmalı.
  • Şeytan dediğimiz mahluğun, nefsin mağlup olduğu çeşitli kötülükleri insan kulağına fısıldayıp yapması için zorladığını düşünürüz değil mi? Hatta daha fenası akıl almaz bir çok fenalıkların, irade dışı diye düşündüğümüz bir çok tavırların, esas sahibinin bu hodbin kafalı şeytan olduğunu söyleriz. Ne acaiptirki hep suç içimizdeki şeytandadır. İşte sevgili arkadaşlar buraya kadar hep düşündüklerimiz. Peki esas olan nedir?

    Burada işin içine İçimizdeki Şeytan kitabı ile Sabahattin Ali giriyor: ilk olarak pek manidar bulduğum bir Macide ile Ömer hikayesi karşınıza çıkacak. Ömer'den önce macidenin çocuk kalbine piyano öğretmeninin ayak basıp iz bırakarak geçip gittiğini görecek fakat aradan geçen onca zaman sonra tekrar hayatlarının bir noktada kesiştiğini göreceksiniz.

    Peki kitabın ismi niçin "İçimizdeki Şeytan" diye soracak olursanız; Macide ile Ömer aşkında geçim sıkıntısı çekerken  bulundukları konumu titreten bir takım fenalıklar olur. Ömer bu sıkıntı  içerisinde tekin olmayan yollara başvurur bundan kaçmaya çalışır. Ve bu ters yollara sebep olanında içindeki şeytan olduğunu düşünür. Bundan sonrası öyle güzel cümlelerle tasvir edilmişki Sabahattin Ali'ye bir kez daha hayran kaldım. Şu aşağıya yazacağım cümleleri kullanarak aslında içimizdekinin şeytan olmadığını söylemiş ve kendi iradi suçlarımızın kabahatini bakın nerede bulmuş:

    Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... içimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... içimizde şeytan yok. İçimizde aciz var. Tembellik var. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçma itiyadı var...
    Hiçbir şey üzerinde düşünmeye hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.

    Işte bu AFORİZMA diyebileceğimiz bir alıntı sevgili dostlarım. 
    Ve Sabahattin Ali'nin çok önemli bir yere ayak bastığınında göstergesi.
    SEVEREK VE BİR İKİ DAKİKA DURUP ALTINI ÇİZEREK OKUYACAĞINIZ BIR KİTAP sevgili Dostlarım...
    Iyi okumalar