afterdark

afterdark
@aftrdark
Partnerimiz, hem ev arkadaşımız hem en iyi arkadaşımız/sırdaşımız hem ailemiz hem iş arkadaşımız hem seks partnerimiz olsun istiyorsak imkansızın peşindeyiz. Çünkü bir insanın tüm bu kaynakları sağlamasının imkanı yok. Kimsenin "her şeyi" olamayız ve kimsenin de "her şeyimiz" olmasına izin veremeyiz. "Sen benim herşeyimsin," tutkulu bir romantik ilişki söylemi değil, içi doldurulması imkansız olan bir beklenti. 
Reklam
Bazen de hiçbir şey değişmez, aslında biz değişiriz. İlişkiler klişe bir metaforla "iki kişilik bir dans" ise, taraflardan biri doğru adımları attığında diğerinin de doğru şekilde ona uyum göstermesi şarttır. Bazen bulunduğunuz salon değişir ve artık farklı figürlerle dans etmeniz gerekiyordur. Önceki balo salonunun dans figürlerinde ısrar etmek de bir dirençtir. 
Evlendiğiniz ilk günleri, cicim aylarını düşünün. Partner olmanızı sağlayan neydi? Neden diğer kişilerle değil de, o kişiyle evlenmek istediniz? Çok mu komik biriydi?? Size sevgisini çok mu tatmin edici şekilde gösterirdi? Çok yakışıklı/güzel bulduğunuz için mi ondan etkilenmiştiniz? Bunları biraz düşündükten sonra şimdiki zamanı düşünmeye geçebiliriz. Peki, ne değişti? 
...evlilik kurumuna yüklenen anlamlar, evli insanların toplumda yükselen sosyal statüleri, namus ve cinselliğe bakış açısı göz önünde bulundurulduğunda, evliliğin çok da hür iradeyle verilebilen bir karar olduğunu söyleyemeyiz.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yalnızca kadınların düzenlediği ve katıldığı ilk yürüyüş 17 Mayıs 1987'de Dayağa Karşı Dayanışma Yürüyüşü adı altında kadın örgütlerinin organizasyonuyla Kadıköy'de gerçekleşti.
Reklam