afterdark

afterdark
@aftrdark
Evlilik tıpkı diğer kurumlar gibi birtakım sosyal faydalar sebebiyle oluşturulmuştur ve varlığı korunmuştur. Bu sosyal faydaların kime faydalı olduğunun iyi anlaşılması gerekir. Evlilik hukuki anlamda bir sözleşmeden ibaret olup, kendisine yüklenen tüm diğer duygusal anlamlar sübjektif bir varsayımdan ibarettir.
Reklam
Biliyorum ki bir kadın boşanmaya karar verince yalnızca eşi ile olan ilişkisini değil, çoğu zaman ailesini, çevresini, ekonomik düzenini, toplumsal konumunu da yeniden düşünmek zorunda kalıyor. Ne olursa olsun bu süreçte kendini çok savunmasız ve yalnız hissediyor.
Devletin kadın politikaları bile "kadını korumak" yerine "aileyi korumak" ekseninde ilerliyor. Oysa sormamız gereken soru şu: Korunması gereken aile nedir? Huzurun, eşitliğin ve karşılıklı saygının olduğu bir yaşam mı, yoksa kadının görünmeyen emeği ve suskunluğu üzerine kurulmuş bir tahakküm düzeni mi?
Kadınların eğitim düzeylerinin yükselmesi, iş yaşamında daha fazla yer almaları ve bireysel farkındalıklarının artması, evliliğe dair yüklenen anlamları dönüştürdü. Kadının "kendine rağmen" sürdürdüğü evliliklerin sayısı azalıyor, her şeye rağmen evliliğe devam etmek artık tek başarı ölçütü değil.
Boşanma; yalnızca hukuki bir süreç değildir, aynı zamanda toplumsal normlara, cinsiyet rollerine, aile yapısına ve bireysel dayanıklılığa dair çok katmanlı bir dönüşüm yolculuğudur.
Reklam