• Yüreğimde bir kış soğuğu;

    Gittiğin günün ertesiyim...
  • Mualla

    Adına sonsuz notalar biriktireceğim türkü gibi kadın.
    Bilmem adına yaraşan şu endam, hangi gizemin izi.
    Gözlerinse ahhh o gözler Mualla!
    Dilimi damağımı kurutur.

    Arkada çalan ince bir türkü.
    Sen türkü gibi kadın.
    Ben ise ezgi bilmem Mualla
    Bakışın ölümdür sevgilim.
    Özdemir Asaf değilim ben, gitme diyorum gitme Mualla
    Alfabe bilmem ben Mualla,
    Sen kitap gibi kadın.
    Ben ise okuma bilmem Mualla.

    Mualla, yıldız bakamaz gül cemaline,
    Güneş kıskanır yanaklarını
    Özdemir Asaf değilim ben, gitme diyorum bağıra çağıra, gitme diyorum Mualla...
  • Ah!... Alaka ile değil... Beni anlayarak dinleyiniz... Bana acıyınız... Ahhh!...
  • 1224 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Merhaba :) Bu kitabı ve tarih ilmini çok önemsiyorum seviyorum etrafta bilen çok insan var aslında ama okunma sayısı çok değil malesef keşke daha fazla okunsa "coğrafya kaderdir"üzerinden bilinmese bu güzel eser ahhh keşke...

    Baktigimiz da kitabül iber ve divanül mübtedei vel haber fi eyyamil arab vel acem vel berber ve men aserehüm min zevissultanil ekber" çalışmasının sadece birinci cildininden müteşekkil aslında ayrı 7 cilt var bu eser sadece önsöz kısmını içeriyor o şekilde .İşte böylesine özgün bir yapıya sahip ilk cilt, dönemsel tarih, coğrafya ve güncel politika konularını ele alıyor.

    ibni haldun`un mukaddime kitabını okuduğumuzda onu ümran ilmini kurmaya götüren yegane sebebin tarih ilmi ile ilgili bazı sorun ve kaygıları olduğunu görebiliriz.çünkü o yeni bir tarih kaleme almanın gerekli olduğunu savunmuştur.

    Kitap konusunda Dergâh yayınevine teşekkür ediyorum eseri oldukça iyi çevirmişler üstelik türkçede çevirisi çok fazla yok ve yorumlar katılarak yapılan özgün çeviriler az. Okuduğumda oldukça anlaşılır buldum bir solukta okumadım tabi sindirerek okumaya çalıştım üzerinde çok not aldığım düşündüğüm kısımlar oldu.Büyük islam alimi Ibni Haldunun ruhuna rahmet diliyorum bu güzel eseri Yazdiklari icin..

    İbni Haldun’un tasarısının kapsamı daha okuyucuların dikkatine sunduğu ilk satırlarıyla kendini gösterir. ,Eser eksiksiz bir Evrensel Tarih’tir. Olayların nedenlerini verir. Tarihin felsefesini bir bütün olarak içinde taşır. Olayların nedenlerinden ve aynı zamanda bizzat olgulardan çıkarılacak dersleri açıkça ortaya koyar. Onun içindir ki yapıta, Arapların, Perslerin ve Berberilerin tutumları ve onların zamanlarının egemen olduğu görülür.


    Söze kitabin önsöz kısmında Ibni Haldunun Eseri yazma sebebini ele almasiyla geçen kısımdan bahsederek başlamak istiyorum;

    Bu eserde umranın ve medenileşmenin hallerini, zatî arazlardan olmak üzere insan topluluklarına arız olan hususları açıkladım. Bu açıklamalar, olan şeylerin illet ve sebeplerini anlama konusunda sana faydalı olacak, devlet sahiplerinin ve hükümdarların, devlete açılan kapıdan nasıl girdiklerini sana tarif edecektir. Hatta bu sayede taklitten el çekecek, senden önceki ve sonraki nesillerin, hâdiselerin durumlarına vâkıf olacaksın.
    Mukaddime..

    İbn Haldun’un muhteşem eseri Mukaddime belki de en güzel tavsîfini Cemil Meriç’te bulur düşününce : “Bazen revak saraydan daha muhteşem. İbn Haldun'un Mukaddimesi gibi” Günümüzde değerlendirmeye tutulduğunda içerisinde pek çok ilimle alakalı mevzu içeren, pek çok ilmî disiplinin sahasına giren Mukaddime her şeyden önce şüphesiz tarihte bir usûl koyma iddiasını taşır daha çok.

    İbn Haldun’a göre sıradan, hatta gaflet içerisindeki kişilerin bile öğrenmek için heveslendikleri tarih ilmi aslında hiç de basit bir ilim değildir, anlaşılması derin bir vukûfiyet ister. Öyle ki bu ilmin sahip olduğu değer kendisinin hikemî ilimlerden sayılmasını da zorunlu kılar.

    Kendi dönemine kadar gelen tarihçilik literatür müktesebâtına vâkıf olduğu anlaşılan İbn Haldun, bu tarihçileri tenkîd etmekten de geri kalmaz. İslam tarihinde büyük tarihçilerin varlığını inkar etmemekle birlikte özellikle bu büyük tarihçilerden sonra gelen ve bunları asalak tarihçiler olarak tavsîf eden İbn Haldun, belli bir tarih usûlüne sahip olmadıkları için gelen haberlerin yalan yanlış pek çok rivayetler harmanlandığını ifade eder.İbn Haldun’a göre İslam tarihçiliğinde asıl problemler de işte burada başlar. Sonra gelen kimi tarihçilerin öncekilerin mukallidi olduğunu söyleyen İbn Haldun onlar hakkında “budala” ve “ahmak” kelimelerini kullanmaktan da çekinmez.

    Eserde dikkatimi en çok çeken kısım şu oldu ;

    ibni haldun konusunda islam coğrafyası, yaşadığı dönem, yaptığı görevler dikkate alındığında en dikkat çekici tarafı burda devlet düzeninin dinsel kurallara dayanmak zorunda olmadığı iddiasıdır.

    toplumu öne aldığı konulardan bahsederken ; peygamberlik kurumunu insanlığın yaşamı için zorunlu görmediğini, dinin, kabile gücüyle gerçekleştirilebildiğini kabile gücü olmasaydı peygamberin başarılı olamayacağını, bu güç olmasaydı hiç bir peygamberin başarılı olamayacağını dile getiresi oldu Peygamberimiz dönemini de sav düşündüm.

    Haldun’a göre tarihçinin vazifelerinden biri de kendi döneminin şahitliğini yapmaktır. Daha öncekiler bunu yapmış olmalarına rağmen sonra gelen bu tarihçiler işin içinden çıkamadıkları için kendi dönemleriyle alakalı bir birikim ortaya koymamış, bunun yerine kendilerinden önceki tarihçilerin naklettikleri bilgileri nakledegelmekten başka bir şey yapmamışlardır.Ayrıca eserlerini doğru olmayan hakimlerle dolduranlar için  İlk problem budur.
    Suan günümüze baktığımızda bu durumu görüyoruz zaten.Kitapta dediği gibi Ibni Haldun
    (Hakîkatin kudretine mukâvemet edilemez .)

    Kesinlikle youtube üzerinden Ihsan Fazlıoğlu hocadan dinleyin seri olarak üstelik tavsiye ederim.

    https://youtu.be/aRrz00tnuIw

    KİTABI OKUYUN OKUTUN EFENDIM..
    iyi okumalar:)
  • 240 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Şimdi nerden başlasam bilemiyorum, bu ilk incelemem olacak. Aslında incelemeden ziyade kitap hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak olacak.

    İlk defa Hasan Ali Toptaş kitabı okudum. Ve iyi ki okudum. Hasan Ali ile tanışmam doğru bir kitapla mı oldu hiç bir fikrim yok. Ama iyi ki oldu.

    "Sadece Hasan Ali Toptaş okumak için bile Türkçe öğrenmeye değer." diyen Frankfurter Allgemeine Zeitung ne güzel söylemiş, ne kadar haklıymış meğer.


    Ahh Güldiyar ahhh...
    Öyle yüreğime oturdun ki ..

    Kitabın dili o kadar güzel, o kadar sade , o kadar duru ki keşke çok daha önce tanışıp, keşke çok daha önce tadsaydım Hasan Ali'nin kelimelerini okumanın hazını.
    Kitabı okurken o kadar çok heyecanlandim, meraklandim, hüzünlendim, hayiflandim ki . Ama en çokta utandım. Çok utandım böyle bir toplumun üyesi olmaktan. Yazar o kadar güzel anlatmış ki toplumu. O kadar güzel gözlemlemiş ki yaşananları ne bir eksik ne bir fazla.
    Zulme karşı duyarsızlasmis, taşlaşmış yüreklerimizi gözlerimizin önüne apaçık seriyor yazar.

    Gelin diyorum şimdi, gelin de seyredelim ..
    Çekirdeklerinizi , içeceklerinizi de alın gelin ..

    Kitap o kadar çok yüreğime oturdu ki nasıl kelimelere döksem bilemedim.
    Kitapta Bahtiyar'in neden öldüğünü ve Güldiyar'a ne olduğunu o kadar çok merak ettim ki. Anne işte kızının o haline daha fazla dayanamayıp üzüntüden öldü dedim. Ama Güldiyar ahh Güldiyar ne oldu sana neler yaşadın, neler..
    Neden oldu bunlar sana, yemeği götürdüğün gün ne oldu da göz yaşların taş oldu aktı. Seni bu hale getirenler taş olur inşallah.

    Muzaffer ahh ahhh ne vardi sanki köyü bırakıp şehre taşınacak, ne vardı. Hüseyin'in gelip seni bulacağına çok inandım. Çok umut ettim. Hep o adamlarla başa çıkacak gücü diledim senin için. Yüreğin nasıl dayandı yaşadıklarına, eziyete , evladının gül gibi Güldiyar'ın o haline. Gerçi çokta dayanamadın.


    Söylemek konuşmak daha doğrusu yazmak istediğim o kadar çok şey var ki içim çok dolu. Sanki tam bir kör kuyu içindeyim. Ne yazarsam yazayım hic bir kelime ifade edemiyor, yüreğimin sızısını.

    Beni öyle bir kör kuyuya attı ki bu kitap çık çıkabilirsen.


    Okuyun değerli okurlar, okuyun da görün toplumumuz nasıl bir kör kuyuda ..
    Okuyun da çıkarmaya çalışalım önce kendimizi sonra da toplumumuzu şu kör kuyudan...
  • Sen bişey anladın mı ?
    Alan var mı dünyayı ?