Geri Bildirim
  • Nereye baksak karanlık, rutubet, ahlaksızlık...
    Anton Çehov
    Sayfa 45 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Öncelikle Tolstoy'un bu eserinin kendisinin yazdığım ilk ve tek roman olarak adlandırması ayrıntısını unutmayalım. Gençliğinden ta ki Diriliş'i yazana kadar ki bölümünde hayatın anlamını ve gerçeğini aramak olmaya adamış olan yazarımızın bu eseriyle hayata dair büyütüp olgunlaştırdığı tüm düşüncelerini dinsel alıntılarla ve harika bir olay örgüsüyle anlatmış olduğunu görüyoruz. Rus soylu kesimin ne tür bir ahlaksızlık ve insani duyguların tümünden yoksun olduğunu Nehludov karakterini kurban ederek anlatıyor yazarımız. Maslova'ya akıl almaz bir gurur ve asillik bahşediyor. Ve en sonunda vicdan denen şeyin ne kadar önemli olduğunu tüm soğukkanlılığı ile saplıyor hem kalbimize hem de beynimize.
  • “İnsanın kişiliğine en çok zarar veren şey, bir gösteri izleyerek zaman geçirmektir. Çünkü o anlarda, eğlence aracılığıyla, ahlaksızlık büyük bir kolaylıkla gelip içimize yerleşiverir.”
    Kısacası: Kabalalıktan kaçının, kitlesel dinleyici topluluklarından sakının, −felsefeye ve edinip sahip olabileceğiniz bilgeliğe ait olan− kendi düşüncenize kulak verin.
  • Kutsal emir teorisi, tecavüzü ahlakdışı kılan şeyin tecavüz etmeyeceksin biçimindeki kutsal bir emirden başka bir şey olmadığını söyler. Eğer Tanrı bize tecavüz etmememizi emretmişse tecavüzde ahlaksızca bir şeyler var demektir bu. Ne saçma! Kurban fazlasıyla zarar görmüş olur ve o zararı haklı gösterecek yeterli bir neden olmaz. Dolayısıyla tecavüz hâlâ ahlaksızlıktır. Biraz daha ilerleyelim. Kutsal emir teorisi, Tanrı'nın emirlerine itaat etmemenin ahlaksızlık olduğunu ileri sürer. O zaman, eğer Tanrı bize tecavüz etmemiz için kesinkes emir vermiş olsaydı, o emir tecavüz etmemiz için ahlaki bir koşul yaratmış olurdu. Daha da saçma! Eğer Tanrı herkesi sonsuza dek işkenceyle tehdit ettiyse, ben de birine tecavüz etmediysem, reddiyenin yol açacağı bu korkunç akıbet belki benim tecavüz etmem için ahlaki bir yükümlülük yaratabilir; fakat o zaman da ahlaki yükümlülüğün esası başkalarına yönelik zararı önlemektir, zorbaca verilen emre itaat etmek değil. Üçüncü bir tarafça verilen hiçbir emir tecavüz için kendi başına ahlaki bir yükümlülük yaratamaz. Teistik slogana öykünerek, “Eğer ahlakı Tanrının emirleri tayin ediyorsa, her şey mubahtır” diyebiliriz o halde. Bu bakış açısına göre ahlaki yükümlülükleri yaratan şey emrin içeriğinden çok kaynağı olduğuna göre, ahlaki yükümlülüklerin, ne kadar saçma ya da keyfi olursa olsun bir içeriği de olabilir. Bu sorun yeni değildir ve buna dair iyi bilinen birkaç eski cevap vardır; fakat hiçbiri de yeterli değildir. Kutsal emir teorisini savunanlar, Tanrı’nın bize tecavüzü asla emretmediği ya da emredemeyeceği cevabını verirler sık sık. Fakat bunu nereden biliyorlar ki? Her şeyden öte Tanrı İbrahim’e oğlu İshak’ı öldürmesini emretmiştir (Tekvin, 22:2). (İbrahim sonuç olarak İshak’ı öldürmemiştir; fakat öldürmeye teşebbüs etmiştir ve kutsal emir teorisine göre, Tanrı kendi emrini iptal etmeden önceki zaman diliminde İsmail’i öldürmesi aynı zamanda ahlaki yükümlülüğüydü.) Tanrı İsraillilere de bütün ülkede “kimseyi sağ bırakmamalarını” emretmişti (Yeşu 10:40; 11:20’yle karşılaştırın) ve bu emrin yerine getirildiği söylenir. Öyleyse Tanrı’nın tecavüzü emretmeyeceğinden nasıl emin olabiliriz? En sert yanıt, Tanrı'nın her daim iyi ve tecavüzün kötü olduğudur, dolayısıyla Tanrı asla tecavüzü emretmez ya da emredemez. Fakat cinayet de kötüdür, öyleyse Tanrı'nın İbrahim’e ve Yeşu’ya verdiği emirler ne oluyor?
    Walter Sinnott Armstrong
    Sayfa 109 - Ayrıntı Yayınları
  • Yatak odalarına sokulmak, hiçbir yazara büyük bir şeref kazandırmıyor. Kaldı ki sergilenen ahlaksızlık da iç açıcı değil. İnsan, kart bir ibnenin zavallılıklarını okumak için harcadığı saatlere acıyor.
    Cemil Meriç
    Sayfa 352 - İletişim yayınları