Korku, umutsuzluk, çılgınlık, suç, hepsi insan gibi geçicidir; geçip giderler, yok olurlar. Eğer taşa kazınmamışlarsa, geriye onlardan hiçbir şey kalmaz.
İnsanın şu yeryüzünde gelip geçici bir yabancı olduğunu, yaşam, dostluk ve ölümün önemlerinin şu çiğnediğimiz ot kırıntılarının yazgısından daha değerli olmadığını unuttuğumuz şu kutsanmış gecelerden biriydi.