Kadından doğan insanın yaşayacak kısacık bir zamanı vardır ancak ve yoksulluk ezer onu. Gelir ve tıpkı bir çiçek gibi yok olur. Bir gölge gibi geçer ve onda olan her şey geçicidir.
Şiiri, diyelim ki, duvarcılık örneği bir zanaat gibi alıvermem, herhal kanına dokunuyor. Sanki şair denildikçe, hikmetinden sual olmaz yarı meczup, buçuk tembel, bir buçuk ayyaş bir mahluk akla gelmesi daha hoş.
Pencerenin dibindeki ya stajyer doktor, ya stajyer avukat iki genç milli küme maçlarının favorisi üzerine çekişiyorlardı. Ve ben o zamanlar müfrit Galatasaray’lı heveskar, bu adamların söyledikleri sanki kerametmiş gibi nefes almadan dinliyordum.