Anılar ve Acılar 8

Abbas Yolcu

Attila İlhan
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 9 dk.
Sayfa Sayısı:
182
Basım Tarihi:
2004
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN:
9789754585247
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Türler:
Sıralamalar

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·182 syf.··
Beğendi
·
2019 60. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2019 13:59
Gezi, seyahat anıları okumak pek ilgimi çekmez. O konuda görselciyim. Bir mekanın, şehrin ilk görüntüsü ve bende uyandırdığı izlenim, bana özgü olmalı. Ama ne zaman ki, Attila İlhan'ın Abbas Yolcu kitabını gördüm; ben o şehirleri bir şair gözüyle görmek istedim. Ve anladım ki, çok da isabetli bir karar vermişim. Genç Attila bir gün trene biniyor ve İstanbul yolculuğu başlıyor. O günden sonra da farklı zamanlarda, gerek tren gerek gemiyle ülkeyi ve hatta dünyayı gezme başlıyor. Tabi ki şairane kişiliği anlatım tarzının tamamına hakim oluyor.  'Abbas Yolcu' kitabı İlhan için de Türk edebiyatı için de yeni bir uslübü barındırıyor. Türkçe Nesir...  Bu kitaptan sonra özellikle 60'lı yıllarda İlhan kalemi hemen tanınır olmuş. Ben bu gezi rehberine bayıldım. Üstadın yarım sayfa kadar Kayseri'yi anlattığı bir bölüm var. Sadece tren istasyonunda, saatlik konaklama ile benim memleketimi öyle harikulade anlatmış ki bunca yıldır bildiğim yeri bana yeniden tasvir etti ve ben bayılarak okudum. Arada daha önce hiç yayınlanmamış şiirlerden mısralar da okudum.  Özetle ben sevdim ve tavsiye ederim efendim. 
Abbas YolcuAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2004171 okunma
9/10
·182 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
155 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2021 13:10
Cümlesi nefesimi kesen adam. Betimlemeleri, benzetmeleri bir soluk oluyor, tam göğsümde duruyor. İşte o anlarda aldığım hazla kalbimin kulaklarımda attığını sanıyorum. Sanatını kendinden ayıramamamış Abbas. Yaşamakla yazmayı bütünleştirmiş, onu da bana hissettirmiş... Öyle bir adam. *** Yola bir düşüldü mü ömür boyunca gidilir Ekmeğin ve şarabın peşinden, turnaların peşinden Büyük şehirler büyük aşklar çığlık çığlığa terk edilir. *** Abbas gitti. Ben gemideydim, gecenin lacivertinde. Paris'i gezdim sokak sokak. Gelibolu'da kaldı aklım. Ah, bir de dağlar.. Anadolu'yu gördüm trenden, sesi kulaklarımda. Bir de sağdıç vardı, müphem. Ve aşık oldum. Plansız bir karanlıkta kayboldu kararlarım. Dünya kafamda dans ederken kurşun gibi ağırdı Afrika, varamadım. Türküleri dinledim. Bir boşlukta akıp gittim. Çünkü yoldu benim şiirim, bir hatıra cümbüşünde. Ben Abbas'tım, sağdıç ve Mahel'in arkadaşıydım. Ben göğüs kafesinde bir boşlukla şair, kendinden şüphe eden bir yazar ve yolcuydum. Ve gerçekleri, anılarımı anlattığım kelimenin ardına hayallerimle gizledim. Yakalayamasınlar bizi.
Abbas YolcuAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2004171 okunma
Abbas..
7/10
·182 syf.··
2024 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2024 10:01
"Usandın mı içinde yaşadığın şehirden? Hayat boğazına sarılmış gibi gelmeye başladı mı? Yollara düş! Durma, bekleme artık! Hareketsiz bir hayat ot gibi adamlar çıkarır. Ot gibi adamlar, ot gibi yaşar ot gibi ölürler, ne kendilerini anlarlar, ne dünyayı." Nefis üslubuyla gezgin bir şair, gezen şair; organik bir anlatım yani, tek düze miyav miyav üslubu benimseyen aynısının ötekisi olan yazarlardan değil, sadece edebiyat yapmayan, yaşayan; damarlarında gazoz gibi köpüren yaşamak sevinciyle yaşayan inek olmaktansa aylak olmayı yeğleyen Abbas'ın geçtiği şehirleri, bozkırı, denizi, dostlarını; mesela mırç'ı ve bu arada kafasından geçenleri okursunuz bu kitapta.
Edebiyat
Abbas YolcuAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2004171 okunma
Senin şairliğini seviyorum Attila İLHAN.
1/10
·182 syf.··
2019 86. kitabı
(spoiler) Gezi yazısı diye alıp kitabın sonuna kadar :" Bu nasıl bir gezi yazısı böyle?" gibi soruların ve bu soruların soru işaretlerinin beynimde dolanması ile okuduğum ve pek beğenmediğim bir kitaptır,Abbas Yolcu. Gezi yazılarını sade bir üslupla okumayı sevenler için hiç de uygun bir kitap değil.Çünkü yazar şairaneliği gezi yazsısından ön planda tutmuş.Bu da okuma hızımı ve şevkimin sayfalar ilerledikçe daha çok düşmesine neden oldu. Kitapta sadece " Annette Sahneye Çıkıyor" adlı yazıyı beğendim. Kitabı okurken hep :"Sevgili Attila İlhan, sen bu gezi yazısı işini bırak,biz senin şairliğini ve o muhteşem şiirlerini daha çok seviyoruz." cümlesini geçirdim aklımdan. Bu kadar olumsuz yoruma rağmen aralara serpiştirdiği şiirleri beni benden almasına yetti. Sen eskiden beri böyle güzelsin Ben eskiden beri böyle aşık Senin hayatın eskiden beri kendi halinde Benim hayatım eskiden beri karmakarışık. (Aşağıda yazacağım mısralar da beni çok güldürdü) Sular içmem kabaktan Katmer yemem tabaktan Bugün ne hayırlı gün Yarım fidan boylu Emlakçıyı gördüm sabahtan. :) :) :) Beni etkileyen şiirler dışında birkaç betimlemeyi de çok beğendim. "Ay çıkmıştı : Yakışıklıydı." "Konya bozkırını gündüz geçmek ölümdür efendim.Step,vagonun bütün pencerelerinden tutkallı sinek kağıdı gibi adamın gözlerine yapışır;manzara durmadan kayar ve yine de değişmez."
Abbas YolcuAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2004171 okunma
Puan vermedi·182 syf.··
2024 21. kitabı
Elinizdeki kitap Attila İlhan'ın 1949-1952 yılları arasında, o dönem için yepyeni olan bir üslupla kaleme aldığı ve Varlık dergisinde bölüm bölüm yayımlanmış gezi yazılarından oluşuyor. Ama nasıl gezi yazıları? Aslında bir kısmı bugünden dönüp bakıldığında bir günü almayacak gibi görünen, ama zamanında başlı başına birer macera olan gezileri anlatıyor: İzmir-Sındırgı yolculuğu gibi. Attila İlhan'ın kalemi öyle kıvrak ki, kısa yolculukların bile bir edebiyatçı gözüyle nasıl zenginleşebileceğini görüyorsunuz... Abbas Yolcu metinleri, şairin yeni bir Türkçe nesir üslubu çıkarma teşebbüsüdür; ilk romanlarına da -özellikle Zenciler Birbirine Benzemez'e- sıçrayacak olan bu çalışma, 40'lı yıllarda epeyce taraftar bulacak, 60'lı yıllardan itibaren, artık bilinen ve imzasız da tanınabilen Attila İlhan üslubunu oluşturacaktır.
Abbas YolcuAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2004171 okunma
Puan vermedi·182 syf.··
2020 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2020 10:40
İsmi gezi yazısı gibi olsa da İş Bankası Yayınları, kitabın türünü deneme olarak belirtmiş. Yazarın henüz yirmili yaşlarında Türkiye içinde ve Avrupa'da yaptığı bazı yolculukların izlenimleri. Tarzı çok farklı. Anadolu gezilerinde kullandığı dil oldukça ilginç ve kullandığı yerel kelime ve söyleyişler dikkat çekici. Zenciler Birbirine Benzemez romanı ile birlikte denediği yeni bir tarz. Zaten iki kitabın paralel okunmasını öneriyordu yazar. Hem dil hem de anlattığı dönem paralelliği açısından. Kitabın sonunda "Meraklısı İçin Notlar" bölümünde kitaptaki karakterlerin kim olduklarını da açıklıyor. Şiirlerinde geçen "Birader Mırç"ın da kim olduğunu öğreniyoruz.
Abbas YolcuAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2004171 okunma
10/10
·182 syf.··
2018 148. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2018 22:39
Yaşam harekette saklıdır ve hareket yollarda... Attila İlhan’ın gezi anılarını kendine has tarzıyla kaleme aldığı “Abbas Yolcu” yoldakilere, yola çıkma heveslilerine iç ısıtan, ilham verici anlar yaşatıyor...
Abbas YolcuAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2004171 okunma
Kafası karışık Abbas.
5/10
·182 syf.··
2024 12. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2024 09:11
Attila İlhan Kafası çok karışık, okunmasa da olur bir otobiyografi, lakin şair adam şiirsel çok cümlesi var. Cümleler arası anlam bağımsızlığını göze alacak düzeyde kafiyeli şiir akıcılığı yaşatmaya çalışması; üslup seçimi, alakasız örnekleri, benzetmeleri, ikilemeleri şiir olsa güçlendirici olacakken okurken baygınlık ve bıkkınlık getirecek düzeyde olması hiç eğlenceli gelmedi, edebi olarak değeri olabilir elbette seveni olabilir fakat Sait Faik yalınlığıyla güçlendirilmiş anlam yoğunluğunu-kelime yoğunluğuna tercih ederim. Ayrıca Entelektüel olma çabalarıyla "gösteriş yaparcasına" bildiği bütün şarkıcı, besteci, sanatçı, ressam, gibi isimleri yerli yersiz kullanılışı entelektüellikten ziyade yavan ve sığ ego belirtileri hissettirdi. Sevdiğim saydığım yazarın gözümden düştüğü cümleler ve sayfalar, sanırım bunu düzeltmek için daha çok okumaya ihtiyacım var. Abbas Yolcu
Duygu ve Düşünce
Abbas YolcuAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2004171 okunma
Puan vermedi·182 syf.··
2025 31. kitabı
Memurlar bilir; sene içinde kullanmadığınız, arttırdığınız senelik izniziz varsa, Ocak ayı gelmeden o birkaç günlük izni kullanmanız gerekir. Benim de buhar olup uçmak üzre olan birkaç günlük iznim vardı. İznim vardı fakat bir planım, tatil hazırlığım yoktu. Ne gam! En sevdiğim durum: Plansız, programsız ve hatta arkadaşsız yollara düşmek... Evet, arkadaşsız geziler bazı ruhlara daha cazip geliyor, yadırgamayın! Arkadaşsız dediysem de tamamen yalnız kaldığımı düşünmeyin, zira kitapsız çıkmıyorum sokaklara. Bu sefer de elimin altında bekleyenlere şöyle bir bakıp, "madem ki ufukta yolculuk var"diyerek, Kaptan'da karar kıldım:Abbas Yolcu. Ne denli doğru bir karar verdiğimi, gezimin daha ilk gecesinde anladım. Anladım ya, öyle hemen anlayamadım açıkçası. Anlatayım... Abbas Yolcu'da şairin deneme tadındaki seyahat maceraları var. Yazılar 1949-52 arasında yazılmış ama seyahatlerin bir kısmı daha eski yıllardan kalma. Şairimiz, kitabının önsözünde yeni bir nesir denediğini söylüyor. Evet, okurken fark ediyorsunuz, farklı bir üslup var sayfalarda. Başta yadırgadım, hatta metne tam olarak yoğunlaşamadım. Oturduğum kafe de kapanmak üzereydi, kalktım. Bir otel buldum kendime, Emperyal Oteli'nden hallice... Odama çekilip, tekrar aldım kitabı elime, "Haydi Abbas" dedim, "Bu sefer girebileyim dünyana!" Başladım sayfaları usul usul çevirmeye. Aman Allahım! Bir bilseniz, nasıl akıyor kitap... Kaptan, Sağdıç, Mırç ve ben ve diğer yolcular. Bir trenden inip ötekine biniyoruz. İzmir'den çıktığımız yolculuk bütün Anadolu'ya yayılıyor neredeyse. Bir bakmışız Eskişehir'de gardayız, sonra Ankara'da, Bursa'da derken, Haydarpaşa'ya gelmişiz. Vapura binmişiz, "Ver elini Paris" demişiz. Aman Allahım Marsilya mı kalmadı, Afrika mı sözünü etmediğimiz, yüzüne gülmediğimiz. Hoş
Abbas YolcuAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2004171 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Attila İlhanYazar · 61 kitap
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 10 Ekim 2005), Türk şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmen. Aydın çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. 15 Haziran 1925'te İzmir, Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi'nin birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanında Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Paris yılları 1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette faal olarak yer aldı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Şair bu gerilim havasını ilk şiirlerinde olmasa da özellikle Bela Çiçeği gibi kitaplarında eski günlerini yâd ettiği ya da eleştirdiği şiirlerini yayımladı. Birkaç kez gözaltına alındı. Attilâ İlhan, "Kaptan" lakabının kendisine Paris yıllarında bir dönem sakal bırakması üzerine arkadaşları tarafından yakıştırıldığını belirtmiştir. Lakabın yayılmasında beş bölümden oluşan Kaptan şiiri etkili olmuştur. İstanbul-İzmir-Paris üçgeni 1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı soruşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul-İzmir-Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlamıştır. Sanatta Çok Yönlülük 1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan, sinema çalışmalarına ağırlık verdi. On beşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de Biket İlhan ile evlendi, 15 yıl evli kaldı. İstanbul'a dönüş 1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet (2 Mart 1982 - 15 Kasım 1987) ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri döndü. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu. İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996). Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul ve İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde inceleniyordu. Hazırlık ve arayış dönemi Romanda "hazırlık ve arayış dönemi" diye nitelendirilebilecek dönemde, yayımladığı Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez'de yazarın Paris'te yaşadığı yıllara ait deneyimlerinin ve gözlemlerinin karakterlere yansıdığı görülür. Yazıldığı yıllarda Türkiye'deki Batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamaları Sokaktaki Adam'da ele alınırken, Zenciler Birbirine Benzemez'de Avrupa'da komünist ve antikomünist mültecilerle karşılaşan, hayal kırıklığına uğramış bir devrimci anlatılır. Her bölümün farklı bir karakterin ağzından aktarıldığı Sokaktaki Adam, Attilâ İlhan'ın edebiyatımıza getirdiği yeni bir söylem olarak alınabilir. Daha sonraki romanlarında da görüleceği gibi, diyalektik bir yaklaşımla işlenen olaylarda kahramanlar güçlü ve zayıf yanlarıyla okura ulaşır; birbirlerini suçlamaz ve okuyucuda ön yargı oluşturmazlar. Attilâ İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez için şunları söylemiştir: "Kitap 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayımlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim." Romanın dilinin farklılığını ise yazıldığı dönem içerisinde yoğun Fransızca çalışmasına bağlayan yazar, bazı cümleleri Fransızca düşünüp Türkçe yazmıştır. Olgunluk dönemi Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlanabilecek edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başlar. Sokaktaki Adam'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; Zenciler Birbirine Benzemez'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir – ki sonradan yazdığı yedi kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmaktadır. Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet'te Sabah Ezanları, O Karanlıkta Biz, Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa ve Gazi Paşa bu seriyi oluşturan romanlardır. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşe başlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden her biri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğu görülür. Ölümü Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı. Tiyatro ve sinema sanatçıları Çolpan İlhan'ın ağabeyi ve Kerem Alışık'ın dayısıdır. 2003 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür. 1946 CHP Şiir Yarışması İkinciliği, 1974 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Tutuklunun Günlüğü ile, 1974 Yunus Nadi Roman Armağanı Sırtlan Payı ile, vefatından sonra 2007 yılında kurulan Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı çalışmalarına devam etmektedir. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Attilâ_İlhan