Ciddi ilişki piyasası artık borsa gibi. Herkes "uzun vadeli yatırımcıyım" diyor ama ilk düşüşte portföy değiştiriyor.
Bir dönem insanlar birbirini tanımaya çalışıyordu.
Şimdi insanlar birbirinin “potansiyelini", statüsünü, takipçi sayısını, mesaj hızını, eski sevgili travmasını ve Spotify playlistini analiz ediyor. Karşıdaki insan değil; adeta halka arz edilmiş bir startup.
"Red flag var mı?" diye bakarken kimse kendi fabrikasının bacasından çıkan dumanı görmüyor.
Eskiden ilişkiyi bozan şey büyük problemlerdi: İhanet, yalan, uzaklık...
Şimdi ilişkiyi bitiren şeyler: “Enerjisi düştü.”
"Vibe alamadım."
"Mesajı kuru geldi."
"Story'me bakıp cevap vermedi."
Modern romantizm biraz müşteri hizmetlerine döndü.
İnsanlar sevgili değil, premium deneyim istiyor.
Hem kusursuz ilgi bekleniyor hem de "beni bunaltma" deniyor.
Hem özgürlük isteniyor hem de "Neden çevrimiçiydin?" sorgusu geliyor.
İlişki değil, kullanıcı sözleşmesi.
Bir de seçenek bolluğu meselesi var.
Telefon ekranında sonsuz insan görünce herkes bilinçaltında şunu düşünüyor: "Belki bundan biraz daha iyisi vardır."
Bu yüzden kimse masadaki kahveyi içemiyor çünkü sürekli menüye bakıyor.
İnsanlar artık aşkı yaşamaktan çok ihtimalleri tüketiyor.
En ironik tarafı da şu:
Herkes "gerçek sevgi” arıyor ama kimse gerçek insan toleransı göstermiyor.
Çünkü gerçek insan; yorgun olur, bazen sıkıcı olur, hata yapar, geç cevap verir, korkar, kıskanır, susar.
Fakat sosyal medya çağında herkes fragman izlemeye alıştı; filmin durağan sahnelerine tahammül kalmadı.
Bir başka trajikomik durum da şu: İnsanlar bağımsızlıkla yalnızlığı karıştırdı.
"Kimseye ihtiyacım yok" cümlesi öz güven sloganı gibi dolaşıyor ama gece olunca herkes birinin mesajını bekliyor. Modern insan duygusal olarak kale olmak istiyor ama içeride mum ışığında