Ahmet Emre KAYA

Ahmet Emre KAYA
@ahmetemrekaya
Türkiye
5 Ağustos
30 okur puanı
Mayıs 2023 tarihinde katıldı
Rengarenk dünyada bir adam gezer, ne zengin, ne fakir, ne mümin, ne zındık, hiçbir gerçeğe dalkavukluk etmez, hiçbir yasayı tanımaz... Bu alacalı dünyada kimdir bu adam, cesur ve üzgün?
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Doğru İnsan .
"Doğru insan", büyük ölçüde birlikte inşa edilen bir şey; aynı insan biriyle felaket, başkasıyla huzurlu olabiliyor çünkü. Yani mesele, ikinizin arasında kurulan şeyin sağlıklı olup olmadığı. Hepimiz doğru insanı arıyoruz ama kendimizin o kişi için doğru insan olup olmadığını pek sormuyoruz. Denklemin hep bir tarafına bakıyoruz; "Karşımdaki bana uygun mu?" diye. Peki, sen şu an birinin huzur bulabileceği bir insan mısın? Kendi yaralarını taşıyan, kendiyle barışmamış biri en doğru insanı da bulsa o ilişkiyi yorabiliyor çünkü. Doğru insanı tanımanın en sağlam yolu, önce kendini tanımaktan geçer; çünkü ne istediğini bilmeyen biri, doğru insan karşısına çıksa bile onu yanlış sanıp kaçabiliyor ya da kötüye alıştığı için huzuru sıkıcı bulup tanıyamıyor. Yani soruyu dışarıya sormadan önce bir içeriye sormak lazım gibi geliyor bana. Şule Gürbüz'ün "Bazı şeyler düşünerek değil, üzülerek öğreniliyor." sözü insan ilişkilerinin de özeti gibi geliyor bana. Kimin kim olduğunu konuşurken değil, kırılırken öğreniyorsun. İnsanlara dair en doğru fikirlerini de onları severken değil, onları oldukları gibi görmek zorunda kaldığında ediniyorsun.
Ciddi ilişki piyasası artık borsa gibi. Herkes "uzun vadeli yatırımcıyım" diyor ama ilk düşüşte portföy değiştiriyor. Bir dönem insanlar birbirini tanımaya çalışıyordu. Şimdi insanlar birbirinin “potansiyelini", statüsünü, takipçi sayısını, mesaj hızını, eski sevgili travmasını ve Spotify playlistini analiz ediyor. Karşıdaki insan değil; adeta halka arz edilmiş bir startup. "Red flag var mı?" diye bakarken kimse kendi fabrikasının bacasından çıkan dumanı görmüyor. Eskiden ilişkiyi bozan şey büyük problemlerdi: İhanet, yalan, uzaklık... Şimdi ilişkiyi bitiren şeyler: “Enerjisi düştü.” "Vibe alamadım." "Mesajı kuru geldi." "Story'me bakıp cevap vermedi." Modern romantizm biraz müşteri hizmetlerine döndü. İnsanlar sevgili değil, premium deneyim istiyor. Hem kusursuz ilgi bekleniyor hem de "beni bunaltma" deniyor. Hem özgürlük isteniyor hem de "Neden çevrimiçiydin?" sorgusu geliyor. İlişki değil, kullanıcı sözleşmesi. Bir de seçenek bolluğu meselesi var. Telefon ekranında sonsuz insan görünce herkes bilinçaltında şunu düşünüyor: "Belki bundan biraz daha iyisi vardır." Bu yüzden kimse masadaki kahveyi içemiyor çünkü sürekli menüye bakıyor. ​İnsanlar artık aşkı yaşamaktan çok ihtimalleri tüketiyor. En ironik tarafı da şu: Herkes "gerçek sevgi” arıyor ama kimse gerçek insan toleransı göstermiyor. Çünkü gerçek insan; yorgun olur, bazen sıkıcı olur, hata yapar, geç cevap verir, korkar, kıskanır, susar. Fakat sosyal medya çağında herkes fragman izlemeye alıştı; filmin durağan sahnelerine tahammül kalmadı. Bir başka trajikomik durum da şu: İnsanlar bağımsızlıkla yalnızlığı karıştırdı. "Kimseye ihtiyacım yok" cümlesi öz güven sloganı gibi dolaşıyor ama gece olunca herkes birinin mesajını bekliyor. Modern insan duygusal olarak kale olmak istiyor ama içeride mum ışığında
Kurulsa pazarın hiçe gidersin, Sen zâtını âlemde cevher mi sandın? Yarın ola hayrola derken göçe gidersin, Sen bu âlemi kendine Kevser mi sandın? Nice sultanlar geçti, adı kül oldu, Bir nefeslik canı ebediyet mi sandın? Omzuna yüklediğin gururdan haberin yok, Toprağın çağrısını yalan mı sandın? Bir gün terazide susar bütün sözler, Ağırlığın neyse odur; Gölgen bile senden şahitlik isterken, Kendini hakikatten âzât mı sandın?
Kurulsa pazarın hiçe gidersin, Sen zâtını âlemde cevher mi sandın? Yarın ola hayrola derken göçe gidersin, Sen bu âlemi kendine Kevser mi sandın? Nice sultanlar geçti, adı kül oldu, Bir nefeslik canı ebediyet mi sandın? Omzuna yüklediğin gururdan haberin yok, Toprağın çağrısını yalan mı sandın? Bir gün terazide susar bütün sözler, Ağırlığın neyse odur; Gölgen bile senden şahitlik isterken, Kendini hakikatten âzât mı sandın?