Kimi vakitler kalkıp insan içine çıkmam tutar. Sanki hayatı yeniden öğreniyormuş gibi sokak adlarını hecelerim, vitrinlerdeki renkleri seyrederim uzun uzun, hevesle kaldırımdaki bir ağaca bakarım, durakta bekleyen yaşlı bir kadına, bir genç kıza, sırtında kocaman bir çanta taşıyan çocuğa. Her neye baksam, bir işaretmiş gibi görünür bana. Sokağın adını niçin ''Nalçacı Sokak'' koyduklarını düşünürüm mesela, kadınların neden vitrinlere bakarken en çok siyah elbiselere dikkat ettiklerini, kaldırımdaki ağacın yaşını, yaşlı kadının hâlâ daha ceviz sandığını saklayıp saklamadığını, genç kızın mutfakta annesiyle şakalaşırken yüzüne yayılan gülümsemeyi, çocuğun sırtındaki çantada elma olup olmadığını. O masmavi göğün altında, insanlara karışmış yürürken, kendime dönüp derim ki; ''bak hiç tanımadığın insanlar, büyütmediğin ağaç, dizmediğin vitrin, hepsi de bugünkü kaderinin ortağı oldu senin...''