Kovulmuşların Evi

8,7/10  (7 Oy) · 
32 okunma  · 
12 beğeni  · 
775 gösterim
"Koltuğuma yaslanırken, 'şimdi ben bu otobüste, yirmi bir numaralı kendimin kâşifiyim,' diye geçirdim içimden. 'Bilet kesen kadın, on iki saat boyunca uzaktaki bir şehre değil de, yalnızca uzaktaki kendime seyahat edeceğimi bilmiyor. Şu hiçbir yere kaydedilmemiş günlüğün yaprakları aralandıkça, bir kez daha, kurumuş bir çiçek gibi uyandığım, ruhumu insan içine çıkmaya ikna edemediğim sabahları hatırlayacağım. Anneme iyi bir oğul olup olamadığımı düşüneceğim sık sık; hiç fark etmeden ona nasıl da yabancılaştığımı" Küçük bir odada, her seferinde suretimi huzuruna çağıran bir aynanın, beni defalarca kandırdığını anımsamak asabımı bozacak. Bütün o yıllar boyunca kendime ettiğim kötülükler gelecek aklıma; sıkça, güneş ruhumda kimi arıyordu, diye soracağım.

İyi biliyorum ki, bu, yalnızca kendime yoğunlaştığım bir yolculuk olmayacak. Yol boyunca, aradığı sorunun cevabını bulamamış başka başka insanlar da, bende bir cevap olup olmadığını anlamak için gelip kapımı çalacak. Bazen, vazosuna her gün yeni bir çiçek koyan orta yaşlı bir kadın olacak bu misafir, bazen bir dilenci, bazen bir gardiyan... Bazen de, insanların kapısını çalan ben olacağım: Kimi vakit merakla, oturdukları masaya kulak kabartacağım, kimi vakit indikleri kıyılarda dalgalarla konuşurken ya da büyük bir felakete arsızca sevinirken yakalayacağım onları. Kapısını çaldıklarım arasında, her uyandığında kızlarıyla baş başa verip, rüyalarını yorumlayan kadınlar da olacak, kendini burcunun kaderine teslim edenler de...'

Otobüs, şehrin çıkışındaki gişelere yanaşırken, "bana yirmi bir numaralı koltuğu veren, ojelerinin yarısı silinmiş, yüzü hayattan şikâyetçi kadın da artık hafızamın bir parçası sayılır," diye geçirdim içimden. "Tozlu kasabaların, herkesin ölümünün anons edildiği taşra şehirlerinin, ficek atmaya giden kızların, ansızın boşalan yağmur yüzünden oraya buraya kaçışanların, ilk sayıda batacağını bile bile dergi çıkarmaktan vazgeçmeyen genç edebiyatçıların ve bir yazarın yazgısının hatırlanacağı bu arızalı yolculukta onun da bir payı var. Kuşkusuz beni bitkin düşüren bir yolculuk olacak bu; aralarında hiçbir insicam bulunmayan bir sürü hatıradan sonra yeniden dünyaya, o kovulmuşların evine geri döndüğümde, bir kez daha, "hatırlamak da bir ihanettir" diye söyleneceğim."
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2007
  • Sayfa Sayısı:
    108
  • ISBN:
    9789752636606
  • Yayınevi:
    Timaş Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 86 Alıntı

Kimse, dünyanın bir tek “ân”ını içine sığdırmayı başaramıyor. Aşka düşenler hariç…

Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 52)Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 52)
mavera 
11 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İstediğimiz gibi bir hayat kuramadığımız, istediğimiz gibi bir bahçe yeşertemediğimiz için kendimize geçmişten bir ev yapar, gider orada otururuz..

Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 42)Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 42)
İbrahim K. 
 01 Ağu 02:40 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Biz, babamızla oğlumuz arasında, yalın bir aracıyız aslında. Hatırlananla, hatırlayacak olan arasında bir boşluk. O boşluğu yalnızca kadınlar doldururlar, biz kendi hayatımız zannederiz..."

Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 84 - Timaş)Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 84 - Timaş)
İbrahim K. 
 01 Ağu 02:17 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dünyanın renklerinden soğumaya başladığımızda, konacağı yeri kestiremeyen karasız bir yaprak hafifliğiyle savrulur dururuz kaldırımlarda. Oysa hayat işini bilen bir tüccardır; kendisine karşı duyduğumuz hevessizliğin bir kopmayla sonuçlanmaması için hemencecik başka bir rafının önüne çeker bizi.

Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 35 - Timaş)Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 35 - Timaş)

"Her şey bu kadar basit aslında" dedim kendi kendime... "Dünya tozlanan bir yerdir." Bütün insanlar toz almak için gelirler dünyaya. Kimisi bir ülkenin tozunu alır, kimisi bir sehpanın, kimisi bir ceketin. Ama bazen bir gözün tozunu almak gerekir dünyada, kabul etmek lazım en zoru budur...

Kovulmuşların Evi, Ali AyçilKovulmuşların Evi, Ali Ayçil
İbrahim K. 
01 Ağu 00:44 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bazen gidecek hiçbir yerim olmuyor benim, bir korkuluk gibi dikilip duruyorum insanların ortasında.

Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 15 - Timaş)Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 15 - Timaş)

Zamanı dünyevileştirdiğimiz için, ne kadar erken kalkarsak kalkalım, bir türlü yetişemiyoruz meleklerin dağıttığı rızka.

Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 81)Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 81)
İbrahim K. 
01 Ağu 00:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bazen, daha sabahleyin kalkar kalkmaz buruşmuş buluyorum dünyayı. Öylesine suya koyulmuş ve konulduğu bardağın içinde unutulmuş bir çiçek sapı gibi, rengi atmış yapraklarımın arasında bükülüp duruyorum; ruhumu bir türlü çıkaramıyorum kapandığı evden.

Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 14 - Timaş)Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 14 - Timaş)
İbrahim K. 
01 Ağu 02:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Acemi bir hayal kurucu olarak takılıp kaldığım yerde, bir ateşböceği gibi yalnızca kendisi için yanıp sönmek elbette gücüme gidiyordu...

Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 89 - Timaş)Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 89 - Timaş)

Sükûnetini koruyabildiğimiz tek yer mezarlıklar. Artık dinlenmek için oraya gidebiliriz!

Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 31)Kovulmuşların Evi, Ali Ayçil (Sayfa 31)