7/10
·576 syf.··
2026 19. kitabı
Köprü Kralı - M. Akyüz #okudumbitti #kitapyorumu Öncelikle eline sağlık yazarım, bizi Miray ve Pars Tuna ile tanıştırdığın için. Kitap evrenine hızlıca adapte oldum ve yazım dili olarak kesinlikle çok akıcıydı. Okurken hiç sıkılmadım ve çabucak bitti. Kısaca konusuna değineyim. Hemşire olan Miray, sevgilisinden ayrıldıktan sonra eski sevgilisi yüzünden iş değiştirmek zorunda kalır. Yeni işi ise bir mafyanın babaannesine özel hemşirelik yapmaktır! Kitabı okumadan önce dark romance olduğunu öğrendiğim zaman daha ciddi bir yazım bekliyordum ama bunun aksine daha mizahi bir yazım hakimdi. Miray'ın kardeşi ve arkadaşı ile olan ilişkilerini özellikle çok sevdim. Kitap ilk görüşte aşk temasını içeriyor, ancak ben olayların fazla hızlı ilerlediğini düşünüyorum. Tek kitap olmak yerine iki kitaplık bir seri olabilirdi, ilişki aşamalarının daha ağır işlenmesi gerektiğini hissettim. Ayrıca ilk yakınlaşmada da bebek konuşulması bana fazla aceleci geldi. Kitapta daha fazla Pars'ın gücünü görebilirdik. Bir kısma kadar sadece Köprü Kralı denilip geçildi, keşke birkaç sahne daha olsaydı bu lakabın altını dolduracağı. Kitabın ikinci kısmı... Ben Pars'ı affedemedim ne yazık ki. Bir noktada da Pars'ın yaptığı eziyet çok yanlıştı ve artık 'aşk' denilemezdi. Zorbalıktı tamamen. Keşke daha çok sürünseydi Pars, kendini affettirecek bir şeyler yapmalıydı. Bunları çıkardığımda bütünlük olarak hikaye gayet güzeldi. Keşke onları daha çok okusaydık. Sonu çok güzeldi. Kitabı okurken Onur ve Ahsen çiftinin kitabını da çok merak ettim bu arada. En yakın zamanda onu da okumak istiyorum! Okurun bol olsun!
Köprü KralıMerve Akyüz · Dokuz Yayınları · 202678 okunma
8/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 78. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Aysun Koç kaleminden Tevekkül Doğum Masalı kitabının yorumu ile geldim Nisan ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 46 sayfalık bir kitap Çok naif, kalbe şifa niyetine okunacak bir kitap. •Hikayemiz Ahsen ve Addas’ın daha bebekleri dünyaya gelmeden niyetlerini tazelemeleri, helal lokma peşine düşmeleri ve hayırlı bir nesil için dua etmeleri başlıyor. •Ahsen’in rüyasında gördüğü o siyah kutu ve içindeki Kevser yazılı kolye.. İsimlerin birer tesadüf değil, emanet olduğunu o kadar naif anlatmış ki yazar, çok etkileyiciydi. •Doğum sancılarını korkutucu bir acı olarak değil de bebeğe kavuşturan şifalı dalgalar olarak tanımlaması bakış açımızı nasıl da kökten değiştiriyor. Ahsen’in sancılar geldiğinde bedenini serbest bırakıp fıtratındaki o güce güvenmesi tam bir uyanış anı. •"Doğumda kendimi korkulara değil, sana teslim etmemi nasip et." Bu sadece doğum için değil, hayatın tüm fırtınaları için okunacak bir teslimiyet nişanı değil mi? •Aysun hocamızın dili çok duru, bir terapi seansındaymışsınız gibi güven veriyor. Zaten kitap doktor, ebe ve psikolog onaylı; yani altı çok dolu bir manevi rehberlik sunuyor. Resimler ise o kadar sıcak ki, sayfaları çevirirken Ahsen’in evindeki o huzuru, komşusu Perihan teyzenin getirdiği poğaçanın kokusunu bile hissedebiliyorsunuz •Eğer zihninizde doğumla, gelecekle ya da hayatın getirdiği belirsizliklerle ilgili korkular varsa, bu yetişkin masalı size çok iyi gelecek. Yazarımızın kalemine sağlık Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Tevekkül Doğum MasalıAysun Koç · Az Kitap · 20268 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Naz
Puan vermedi·176 syf.·
2026 19. kitabı
Âhsen'e yangın Yahyâ'nın Halilî bir inci ile Hüsne'den Hayy'a meşk-i âşkıdır. İbrâhim'in kaybettiğini bulması, Fâtime'nin nebevî müjdesi. Ve en çok da, Hüsne'nin elhuseynî menzili. Üzülme Yahyâ, sen O'nun gözlerinin önündesin. Bir Rahîm, seni bağrın en nâdide gülü diye yetiştirdi. Şol Muhammedî'ye bir bak...
ZanYasemin Karahüseyin · İz Yayıncılık · 202095 okunma
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 145. kitabı
Merhabalar Size @m.akyüz yazardan okuduğum ikinci kitabım olan Köprü Kralı ile geldim. Ama ne geldimmm böyle birşey yok bayıldım. Köprü Kralı, karanlık dünyanın güçlü isimlerinden Pars Tuna ile hayatı bambaşka bir noktada duran Miray'ın kesişen yollarını okumaya hazır mısınız? Aksiyon bir an bile düşmedi, romantiz zaten eksik olmadı eee daha ne olsun soluksuz okudum. Pars Tuna, Köprü Kralı olarak bilinen, Asya ve Avrupa kartelleri üzerinde büyük bir güce sahip, korkulan ve saygı duyulan bir iş adamı. Ancak sahip olduğu tüm gücün ardında, yalnızlığı ve korumaya çalıştığı değerleri vardır. Miray'ın hayatına girmesiyle birlikte yıllardır ördüğü duvarlar sarsılmaya başlar. Pars bile anlamaz nasıl aşık olduğunu ve onu Koruma isteği ile dolduğunu. Şu Derin ile iyiki devam etmedin yedinci. Oğlu okuyanlar anladı. Miray bambaşka güçlü akıllı bir abla ve hemşire. Evet hemşireliğini Pars'ın babannesinin bakımını yaparak devam ederken vakitsiz bir ayrılık yaşarlar. Olaylar ilerledikçe sadece onların yaşadıklarını okumadım, onların korkularını, öfkelerini, kırgınlıklarını ve umutlarını da hissettim. Bazı bölümlerde gerilimden nefesimi tutarken bazı bölümlerde onlarla birlikte yaşadığı duygusal yük kalbime kadar ulaştı. Pars Tuna, uzun zamandır okuduğum en etkileyici erkek karakterlerden biriydi. Dışarıdan bakıldığında güçlü, sert ve ulaşılmaz görünse de yalnızlığı, kırılmış yanlarını ve sevdiklerini korumak için verdiği mücadeleyi görmek bambaşka bir boyuta geçirdi. Bazen kararlarına kızdım, bazen onu anlamakta zorlandım ama hissettiklerini görmezden gelmek de mümkün değildi. Miray duygusal ama bir okadarda güçlü bir kadın. Yaşadığı acılara rağmen ayakta kalmaya çalışması, kırıldığı hâlde pes etmemesi ve güçlü görünmeye çalışırken iç dünyasında verdiği mücadele beni ona daha
Köprü KralıMerve Akyüz · Dokuz Yayınları · 202678 okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
10/10
·300 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 18:36
Yeni yazarlar keşfetmek benim için her zaman heyecan verici olmuştur. Her yazılana saygı duyan biriyim; bazen bir yazar size çok yaklaşır, bazense mesafeli kalırsınız. Son zamanlarda bir dost tavsiyesiyle tanıştığım Erdem Özgül'ün Düşlerimizin Evi Burası kitabı ise bana yeni bir yazarla tanışmanın o güzel heyecanını yaşattı,çok memnun oldum ️Kitap, yeraltı edebiyatı diyebileceğimiz bir çizgide ilerliyor. Toplumun dışına itilmiş insanların hikâyeleri, sansürsüz bir dil, kimilerini rahatsız eden ama dönüp baktığınızda "Bu da hayatın kendisi" dedirten gerçekler… Belki de bu yüzden ben underground edebiyatı seviyorum; çünkü hayatı süslemeden, üzeri örtülmeden anlatıyor ️“Büyüyemeden, yaşayamadan, doğru düzgün doyamadan çalışıp ölen, çalışırken ölen çocukların anısına yazıldı bu roman.” diyor Erdem Özgül. Ve roman da tam olarak bu duyguyu taşıyor. Taşradan göçüp şehirde yeniden göç ettirilen insanların hikâyesi bu. Bir çöplüğün kıyısında kurulan yaşamlar… Sonra bir gün birileri geliyor ve "Buraya yüksek katlı binalar yapacağız" diyor. İnsanların evleri yıkılıyor ama ironik olan şu: Kendi yıkımlarının inşaatında yine o insanlar çalışıyor. ️Bazı evler yıkıldığında insanların sesleri, alışkanlıkları, çocuklukları, komşulukları da enkaz altında kalır. Gecekonduların yerine yükselen o dev binalar evden çok, gökyüzüne doğru uzanan yalnızlık kulelerine benzetiliyor kitapta. Bir zamanlar insanların birbirine seslendiği sokakların yerini, birbirini tanımayan insanlar ve binaların alması ne acı. ️Ragazzo, Gasteci Kız, Ahsen Hanım, Seyis Amca, Kosta, Çöpoğulları, Mehmet Bey... Her biri ayrı bir yara, ayrı bir hikâye, ama birbirine görünmez iplerle bağlı.Gasteci kız, kendi çalışması için gözlem yapmak için bu insanlarla vakit geçirirken, yaşadıklarını kaleme alıyor.Onun
Düşlerimizin Evi BurasıErdem Özgül · Eksik Harf Yayınları · 20262 okunma